Komedyen, aktör, yazar, yapımcı, müzisyen ve Saturday Night Live’ın eski bir üyesi olan Adam Sandler sinemaya atıldı, komedyen olarak önemli bir başarı elde etti ve gişe rekorları kıran bir komedi türüne imza attı.

Adam Sandler’ı komedyen olarak seven ancak saf komediden uzaklaştığı Aşk Sarhoşu (2002) gibi filmlerden de keyif alan bir kesim var. Uncut Gems (2019) de tam onlara göre bir film. Dram filmlerinde de oynuyorsunuz ve bu deneysel rollerde büyük başarılar elde ediyorsunuz. Bu konudaki düşüncelerinizi öğrenebilir miyim? 

Açıkçası bu sorunun cevabını bilmiyorum. Yaklaşık 30 yıldır filmlerde yer alıyorum. Los Angeles’a taşınırken asıl hedefim ve hayalim komedyen olmak ve komedi filmleri yapmaktı, bunu başardım. Kariyerimin devamında en iyi yönetmenlerden birkaçı bana gelip “Elimde tam senlik bir film var, oynamak ister misin?” diye sordu. New York Üniversitesi’nde ve Lee Strasberg Tiyatro ve Film Okulu’nda oyunculuk eğitimi aldım. Hazırlanmak için her şeyi yaptım. Ancak benim asıl hedefim oyunculuk değil komediydi. Öte yandan Meyerowitz Hikâyeleri’nde (2017) Dustin Hoffman ve Ben Stiller ile birlikte çalışma fırsatı buldum ve onlarla çekim yaparken çok güzel zaman geçirdim. 

Ardından yapımcılar bana Uncut Gems’i ve bu karakteri sundu. Okuduğum her sahnede “Aman Tanrım, çok geniş bir yelpaze var. Duygular çok yoğun ve çok fazla olay var.” diye düşündüm. Benim için yeni bir heyecandı, daha önce hiç böyle bir şey yaşadığımı sanmıyorum. Böylece filmi çekmeye karar verdim. Filmi çekerken de çok keyif aldım. Tamamen filmin içine girdim, fazlasıyla hazırdım. Oyuncularla çalışırken kendimi çok yaratıcı hissettim. Yaptığımız şeyin ilginç olduğunu biliyorduk. Bu film, ne yaptığım, bundan sonra ne yapacağım ve ne yapmam gerektiği konusunda kafamı biraz karıştırdı. Komediyi seviyorum, bırakmak istemiyorum. Ancak Uncut Gems’te yer aldıktan sonra karşıma hangi film projeleri çıkacak, bilmiyorum.


Film paranın gücünü ve elbette değerli taşları konu alıyor. Filmi çektiğiniz bölgede ticaret, para işleri ve değerli taşların analizi hakkında neler öğrendiniz?

Filmden önce bunları hiç düşünmemiştim. Ancak o sokakta vakit geçirdikçe, taşları gördükçe, daha fazla şey öğrendikçe, bazı şeylerin neden daha kıymetli olduğunu anladıkça benim için giderek daha heyecanlı bir hâl aldı. Nadir taşların neden bu kadar inanılmaz olduğunu öğrenmek istedim. Filmin başındaki hikâyede taşın nereden geldiği anlatılıyordu. Bu konuyu daha önce hiç bu şekilde düşünmemiştim. Değerli taşların bazı insanlar için ne kadar ve neden önemli olduğunu şimdi anlıyorum. Canlandırdığım karakter de bunu anlamama yardımcı oldu. Bir taşın geçmişinden, nereden geldiğinden, o taşı kimin yaptığından bahsetmek çok güzel. Bu süreci görmek mücevherlerin kıymetini bilmeme yardımcı oldu.


Büyük bir basketbol taraftarı olduğunuzu biliyorum. Bildiğim kadarıyla basketbol oynuyorsunuz ve oldukça hırslı bir oyuncusunuz.

Evet. Harika oynamıyorum ama hırslıyım. 


Uncut Gems’te Kevin Garnett ile birlikte çalıştınız. Bu deneyimden biraz bahseder misiniz?

Kevin aktör olarak inanılmaz bir iş çıkardı. Çok ilgiliydi, konuya hâkimdi. Bir aktör olarak konsantrasyonunu korudu. Daha önce oyunculuk yapmamış birinin bu kadar ulaşılabilir ve açık olduğunu görmemiştim. Birbirimizin gözüne bakıp sahneleri çekerken sanki bambaşka bir dünyadaydık ve birbirimizin söylediklerine gerçekten inanıyorduk. Çekimler sırasında Kevin’i yakından tanıma fırsatım oldu. Çok zeki bir insan ve derin bir hayat tecrübesi var. Girdiği her ortama hâkim oluyor, herkes dönüp onu dinliyor. NBA ile ilgili, çocukluğuyla ilgili pek çok hikâyesi var. İnsan olarak size sunabileceği pek çok şey var.


Uncut Gems’te karakterinizi canlandırırken fiziksel görünümünüzün değişmesi ne derece önemliydi?

Bir hayli yardımcı oldu. Karakterimin kıyafetleri, dış görünüşü, ağzı, dişleri, saçları, eklenen benler; hepsi kendimi farklı biriymişim gibi, daha Howard’mışım gibi hissetmemi sağladı.


Bu karakter yalnızca yönetmenin yönlendirmeleri doğrultusunda mı ortaya çıktı yoksa görüp örnek alarak yeniden yorumladığınız biri var mıydı?

Karakterimin dış görünüşü tamamen yönetmenin eseriydi. Kıyafet provaları yaptık, saçlarda ve yüzde değişiklikler yaparak gereken dış görünüşü yakaladık. Sakalım ve bıyığım vardı. Howard’ın şık görünmek isteyeceğini düşünüyorlardı; dolayısıyla bu kıyafetlerle devam ettik. Kemeri ve ayakkabıları onun için önemliydi. 47. Cadde’de (kuyumcular) çalışan insanları tanıma fırsatı buldum, beni hayatlarına dâhil ettiler. Onlarla birlikte çalıştım, onları aileleriyle zaman geçirirken ve satış yaparken izledim. O dünyaya girme fırsatı buldum, dünyalarına beni de kattılar. 


Bu filmle çok gurur duyduğunuzu anlayabiliyorum. Kariyerinizin en güzel zamanlarını yaşadığınızı söyleyebilir miyiz? Hayatınızda güzel bir dönemden mi geçiyorsunuz? 

Harika bir dönemden geçiyorum. Kariyerim açısından bakarsak, bugüne kadar çalıştığım her projeye inandım ve kendimi bu projelere adadım. Bunu hissedebiliyorum. Ancak 53 yaşında daha önce hiç canlandırmadığım bir karakteri canlandırmak ve bambaşka bir film türünün parçası olmak beni heyecanlandırıyor. 

“Tamam, şu hareketi, şu düşünme sürecini deneyeyim.” diyebilmek çok keyifliydi. Bu açıdan şanslıydım çünkü böyle fırsatların karşınıza ne zaman çıkacağını bilemiyorsunuz. Aile konusuna gelecek olursak, bir yetişkin olarak kariyeriniz önemli ancak aileniz çok daha önemli. Çocuklarım mutlu, eşim mükemmel ve ailemde herkes sağlıklı; dolayısıyla hayatımın en güzel günlerini geçirdiğimi söyleyebilirim.


Ailenizden bahsetmişken, çocuklarınız var ve bir zamanlar siz de bir çocuktunuz. Ebeveynlerinizin size aktardığı ve sizin de çocuklarınıza aktaracağınız önemli bir öğüt var mı? Ebeveynlerinizden öğrendiğiniz şeyler var mı?

Evet, babamın bana söylediği, benim de bazen eşime ve çocuklarıma söylediğim çok güzel bir söz var. Bu sözü aslında birlikte söylüyoruz, elimizden geldiğince birlikte bir şeyler yapmaya çalışıyoruz. Küçükken bir şey canımı sıktığında, üzüldüğümde, sarsıldığımda, kendimi kötü hissettiğimde babama “Mutlu değilim baba.” derdim. Babam da bana “Her zaman mutlu olman gerekmiyor. Ne gibi bir beklentin olduğunu bilmiyorum ama hiç kimse her zaman mutlu olamaz.” derdi. Şimdi çocuklarım mutsuz olduğunda ben de bunu söylüyorum. Bu durum insanı rahatlatıyor. Mutsuz veya keyifsiz hissetmekten kaçamazsınız ama bu kötü zamanlar mutlu olduğunuz zamanlarda daha çok keyif almanızı sağlar. Hiç kimse duygularını bütün gün kontrol edemez. Babam 25 yıl önce bana bunu söylemişti ve ne zaman böyle düşünsem rahatlıyorum. Elbette her zaman o âna dönüp “Babam böyle söylemişti.” demiyorum ama söylediğimde kendimi iyi hissediyorum.


Parayla ilişkiniz nasıl? Para sizi hangi açıdan değiştirdi?

Tabii ki paramın olması ve yıllarca bu işten para kazanmış olmam çoğu şey hakkında fazla endişelenmeden yaşayabilmemi sağladı. Ancak en güzel yanı, aileme bazı imkânlar sağlayabilmem ve ihtiyaçları olduğunda ailemin diğer üyelerine de yardım edebilmem oldu. Benim için en önemlisi bu. Küçükken ailemin bu kadar parası yoktu. Bir keresinde babam bir yıl boyunca işsiz kalmıştı ve bu yüzden endişeleniyordu. Onu böyle görmenin nasıl bir his olduğunu biliyorum. Benim üzerimde böyle bir baskı yok. Ailemin üzerinde de böyle bir baskı yok; para en çok bu açıdan işime yarıyor. Tabii bir de hayal bile edemediğim şeylere sahip olabiliyorum.


Bir öğrenci size sinema eğitimi almak istediğini söyleseydi sinemayı daha iyi anlayabilmesi için önereceğiniz beş film hangileri olurdu?

Aklımda belirli bir şey yok. “İşte bunlar. Kesinlikle bu beş filmi izlemeli.” diyebileceğim bir listem de yok. Şu anda düşünüyorum ama hemen aklıma gelmiyor. Geçenlerde çocuklarıma internetten Buster Keaton’ın en iyi performanslarının derlendiği 10 dakikalık kısa metrajlı bir film izlettim. Çocuklarımın Batı Yakası Hikâyesi’ni (1961) izlemesi de benim için önemliydi. Gelinin Oğlu (2001) filmini çok seviyorum, inanılmaz bir filmdi. Paul Thomas Anderson’ın filmleri de sinema konusunda harika örnekler. Bilmiyorum, aklıma başka bir film gelmiyor.

Bu Sayıdaki Diğer Makaleler

Skylife Arşivi