Kuruluşundan beri İstanbul’un en mühim sorunlarından biri oldu su sorunu. İstanbul üzerinde yaşayan canlıların ihtiyaç duyduğu su şehre getirilmeli ve getirilen su da sağlığa zararlı olmamalıydı. Roma döneminden itibaren çeşitli sarnıç ve kemerler inşa edildi.

Fetihten sonra İstanbul’da büyük iskân ve İstanbul’un Türkleştirilmesi için İstanbul’da yeni imar faaliyetleri başladı. İstanbul’daki bu yapılanma süreci, su sorununun oluşmaması için eski yolların onarımı ve yeni yolların yapımını gerektirdi. İstanbul’un fethinden sonra Fatih Sultan Mehmed’in emriyle payitahtın su şebekesi elden geçirildi; Bizans’tan kalan şebeke ağı böylece1550’li yıllara dek işledi. Fakat Kanuni Sultan Süleyman devrinde su sıkıntısı büyüyünce Kanuni, Kağıthane Deresi ve Vadisi’ni gezip yer yer tahrip olmuş su yollarına rastladı. Bunun üzerine Kanuni, Bizans’tan kalan su yollarının bulunmasını istedi. Bu amaçla Mimar Sinan, vadi ve tepelerin yüksekliklerini ölçerek tahrip olmuş eski su yapılarını rapor edip onardı. Bunun için su yolları yapıldı ve suyun sıhhatli bir şekilde şehre gelmesi, halkın bu sudan yararlanması için kentin çeşitli yerlerine yapılar kuruldu. Bundan dolayı İstanbul’un birçok yeri su kemerleri, künkler, depolar ve çeşmelerle dolu.

Diğer yandan İstanbul’un hem Marmara Denizi hem de Karadeniz’le bağlantısını ve dereleri, çeşmeleri ve kaynaklarını da unutmamalı. Bu anlamda İstanbul bir su şehridir demek yanlış olmaz.  Ben de dünden bugüne su şehrinin önemli su yollarının peşine düştüm. Bu yollar şehrin tarihine tanıklık ederken farklı gezi ve dinlenme seçenekleri de sunuyor.

Valens Su Kemeri

İstanbul’un kadim su yapılarından biri Tarihî Yarımada’da bir gerdan gibi duran Valens Su Kemeri. Burası Cüneyt Arkın’ın tarihî-avantür filmlerinin vazgeçilmez mekânlarından biri. Roma İmparatoru Valens zamanında (364-378) su sıkıntısı çeken kente su taşımak amacıyla yapılan kemer, I. Theodosius döneminde (379-395) şehir dışı su tesislerine bağlanır. Kemer önceleri Halkalı tarafına bağlanırken Theodosius zamanında Belgrad Ormanları’na uzanır.

Osmanlı hâkimiyetinin ardından kentin çektiği su sıkıntısı karşısında Fatih Sultan Mehmed su şebekesini onartıp geliştirir, şehre ilk su dağıtım hattı da Valens Kemeri üzerinden geçer. Yıkılmış kısımlarıyla yaklaşık 971 metre uzunluğunda olan Valens Kemeri’nin erken Bizans döneminde daha da uzun olduğu tahmin ediliyor. Bozdoğan Kemeri olarak da bilinen Valens Su Kemeri, Fatih Sultan Mehmed döneminde onarılmış, Kanuni Sultan Süleyman ve Sultan II. Mahmud dönemlerinde ise onarılmış.

Tarihî Yarımada’nın sembollerinden biridir bu kemer; İstanbul denilince akla ilk gelen yerlerden biri. Kemer bir anlamda şehrin merkezinde durur; sağ yanında Laleli, Beyazıt, Sultanahmet, sol yanında Fatih ve Eyüp’e uzanır. Sahilden gelen yol da Unkapanı’na, oradan Unkapanı Köprüsü’yle Beyoğlu ve Taksim’e ulaşır. Bugün kemer şehre su taşımasa da şehirde gezenlere yol tarif etmek için önemli bir işaret noktası. Bozdoğan Kemeri’nin yanına geldiğinizde muhteşem mimarisine ve boyutlarına hayran kalacaksınız. Bu yapının etrafında İstanbul’un kadim tarihini gösteren çok sayıda eser var. İlk olarak, sırtını kemere yaslamış, Sultan III. Mustafa’nın kapıağası olan Macar asıllı Gazanfer Ağa’nın külliyesi karşınıza çıkar. Kemerin karşı tarafında ise Kanuni Sultan Süleyman’ın, oğlu Sultan Mehmet adına Mimar Sinan’a yaptırdığı Şehzade Mehmet Camii’ni görürsünüz. Bu cami Mimar Sinan’ın çıraklık dönemi eseri olarak bilinir.

Kırkçeşme Kemeri: Güzel ve Faydalı

Fetihten beri çözüm üretilen su sorunu Kanuni Sultan Süleyman döneminde yoğun bir biçimde ele alındı. Elbette bu çözüm sürecinin en önemli ismi Mimar Sinan’dı. Dahası Osmanlı döneminde şehrin su sorununu Mimar Sinan’ın çözdüğünü söylemek abartılı sayılmaz. Mimarın eserleri bugün de hâlâ yaşıyor ve şehrin su ihtiyacını gidermeye devam ediyor.

Bu eserlerden en önemlisi Kırkçeşme su yolu. Şehrin su sorununa kesin çözüm getiren bu yapıya 1554’te başlanır ve eser 1563 yılında biter. Bir mühendislik harikası olan yapıda birçok kemer ve bent vardır. Bunların içinde Mağlova Kemeri hem mimari kusursuzluğu hem de güzelliği ile dikkat çekiyor. Bugün Sultangazi ilçesi sınırları içinde, Alibey Deresi üzerindeki bu kemer şehrin su ihtiyacını gidermeyi sürdürüyor. Dahası bir süredir burası İstanbul’un önemli gezi rotalarından biri oldu. Bir hafta sonunuzu hem bu mimari eseri görmeye hem de temiz hava almaya ayırabilirsiniz. Küçük bir grupla birlikte gezebileceğiniz gibi kendi başınıza veya ailenizle de gelebilirsiniz. Kemere ulaşan yollar dar patikalardan geçiyor. Alibeyköy Barajı üstündeki kemerin manzarasında geçireceğiniz vakit, şehrin karmaşasına dâhil olmadan önce dinlenmenizi sağlayacak.

Suyun “Taksimi”

Beyoğlu bugün İstanbul’un en gözde yerlerinden biri. Yeme içme, konaklama ve eğlence seçenekleriyle yerli ve yabancı turistler için cazibesini korumayı sürdürüyor.

Osmanlı döneminden beri kozmopolit özellikler taşıyan bu bölgenin su sorunu 1732 yılında çözüme kavuştu. Beyoğlu’nun en önemli kısmı Taksim de adını bu suların dağılmasından alıyor: Maksemde toplanan sular farklı semtlere buradan taksim ediliyordu. Buraya su taşıyan yapılardan biri de Bahçeköy Kemeri.

Taksim’de dolaştıktan sonra bu kemeri görmek için Sarıyer’e doğru yola çıkıyorum.

Kemerde toplanan suların izlediği güzergâhı zikretmek bile yeterli: Beyoğlu, Beşiktaş, Ortaköy, Galata, Kuruçeşme, Arnavutköy, Kasımpaşa...

Bozdoğan Tarihî Yardımada’yı simgeliyorsa Bahçeköy Kemeri de Pera ve Galata kısımlarını akla getiriyor.

Sarıyer’e gelmişken elbette kemerin etrafında da keşfedebileceğiniz Sarıyer börekçilerini ve Boğaz kıyısında bir gezintiyi de ihmal etmemeli.

İstanbul ve Süleymaniye

İslam mimarisinin merkezindeki yapıdır camii. Diğer her unsur da caminin etrafında şekillenir. Dolayısıyla bir cami, aynı zamanda medrese, imaret, mektep, mahalle gibi unsurlarla halka halka açılır. Bu açıdan cami ve külliyesinin su ihtiyacı da çok önemlidir.

Mimar Sinan imzalı Süleymaniye su yolu Halkalı’dan başlar ve 80 noktaya uğradıktan sonra 50 kilometre ilerleyip Süleymaniye’ye ulaşır. Bu yol üzerinde de hâlen varlığını koruyan çeşitli kemerler bulunur: Mazulkemer, Karakemer, Turunçluk, Avasköy bunlardan bazıları. İstanbul’un kalbindeki Valens veya Bozdoğan Kemeri de bu su yoluna bağlanır.

Süleymaniye su yolu Mimar Sinan’ın mühendislik dehasını gösterdiği gibi suyun şehir için ne kadar önemli ve birincil olduğuna da tanıklık eder.

Şehrin en güzel camisiyle en gelişmiş su yolunun aynı ismi taşıması rastlantı olmasa gerek. İstanbul bir camiler şehri olduğu gibi bir su şehridir de.

Bu Sayıdaki Diğer Makaleler

Skylife Arşivi