Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından kabul edilen Meme Kanseri Bilinçlendirme ve Farkındalık Ayı, her yıl olduğu gibi bu yıl da kansere karşı “pembe kurdele”sini taktı.

Hedef, farkındalık oluşturup erken teşhisle hayat kurtarmak. Dünya Sağlık Örgütü’nün 2018 yılında yaptığı analizlere göre, dünyada yeni meme kanseri tanısı konulan hasta sayısı 2 milyonu geçti ve bu hastalık Türkiye’de en sık karşılaşılan kanser türlerinden biri.

 

MEMEDER (Meme Sağlığı Deneği) Kurucusu ve Onursal Başkanı Prof. Dr. Vahit Özmen’e göre Türkiye’de meme kanserinin görülme oranı son 25 yılda iki buçuk kat büyüdü. 2018 yılında yeni tanı konulan hasta sayısı 25 bin olarak tahmin ediliyor. Türkiye’de meme kanseri tanısı konulan 20 bin hasta çerçevesinde yapılan analizlere göre, hastaların ancak yüzde 35’ine erken tanı konulabiliyor. Meme kanseri tanısı konulan hastaların ortalama yaşı 51. Hastaların yüzde 50’si 50 yaşın, yüzde 17’si ise 40 yaşın altında. Gelişmiş ülkelerde ise kanser tanısı konulan hastaların ortalama yaşı 61 ve hastaların yüzde 25’i 50 yaşın altında; 40 yaşın altındaki oran ise yüzde 3.

 

Altın Standart: Mamografi

Meme kanseri, erken teşhis edildiğinde tedavisi mümkün bir hastalık. Zaferle sonuçlanacak bir savaş için önce meme kanseri hakkında A’dan Z’ye bilinçlenmek önemli; hastalığı tanımak, atılacak adımları ve tedavi yöntemlerini iyi bilmek, hastalıktan korunmak, nelere dikkat edileceğini öğrenmek.

 

Acıbadem Üniversitesi Meme Araştırma Enstitüsü Başkanı Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Cihan Uras, her sekiz kadından birinin meme kanseri olduğunu söylüyor, ki oldukça yüksek bir sayı bu. Dahası bu hastalık erkeklerde de görülebiliyor; her 100 meme kanserinden biri erkekte de ortaya çıkıyor. Erkeklerde sayı az görünse de hastalık daha agresif seyrediyor. O nedenle kadın ya da erkek, meme kanserine karşı gerekli tedbirler alınmak zorunda.

Hastalığın erken tanılanmasında en önemli etkenlerin başında kadının her ay kendini muayene etmesi geliyor. Bunun dışında her yıl bir kez düzenli hekim muayenesi olunması, 30 yaşından itibaren meme ultrasonu ve 40 yaşından sonra her yıl bir kez mamografi yapılması önemli.

 

Mamografi, hastalığın teşhisinde kullanılan “altın standart”. Gerekli durumlarda meme MR’ı gibi daha ileri görüntüleme yöntemleri de uygulanıyor. Kadınların meme kanseri konusunda bilinci güçlendikçe hastalık daha erken tanılanıyor. Erken tanı, tedavinin başarı ihtimalini yüzde 85’e çıkarıyor.

 

Meme Kanserinde Risk Faktörleri Neler?

Hekimler risk faktörlerini “değiştirilebilenler” ve “değiştirilemeyenler” olmak üzere ikiye ayırıyor. Ailesinde meme kanseri öyküsü olanlar, meme dokusunun fibrokistik olması, hormon kullanımı, doğum yapmamış olmak, emzirmemek ve radyasyona maruz kalmak gibi faktörler, kişinin değiştiremeyeceği durumlar.

 

Ancak bir de değiştirilebilecekler var; örneğin sağlıklı beslenmek, sigara ve alkol kullanmamak, ideal kiloda kalmak, egzersiz yapmak, stresten uzak yaşamak gibi… Diğer yandan, tüm bu faktörlerden uzak kadınların bile meme kanseri olduğu biliniyor. O yüzden doktor kontrolleri ve tarama testleri asla ihmal edilmemeli.

 

30 yaşından sonra meme ultrasonuna, 40 yaşla birlikte mamografi tetkiklerine başlanması gerekiyor. Birinci derece akrabalarında meme kanseri öyküsü olan kadınların ise BRCA1 ve BRCA2 gen testlerini yaptırması gerekiyor.

Unutmayın; meme kanserine karşı “bilinçlenmek” , savaşı zafere dönüştürür!

 

 

Meme kanserinin belirtileri neler?

Meme kanserinde sık görülen belirtiler şunlar: Meme derisinde çekinti, renk değişikliği, meme başında çekme, kanlı meme başı akıntısı, memede ele gelen sertlikler ve koltuk altında lenf bezi büyümeleri.

 

 

Meme kanserinin tedavisi nasıl yapılır?

Cerrahi, kemoterapi, hormonoterapi, akıllı ilaçlar ve radyoterapi gibi tedavi yöntemleri tümörün tipine, bulunduğu evreye, büyüme hızına, hastanın yaşına, menopoz sürecinde olup olmamasına bağlı olarak seçilebiliyor.

 

 

Korunmak için nelere dikkat edilmeli?

Meme kanserinden korunmak için düzenli olarak kendi kendine muayeneye ve doktor muayenesine özen gösterilmeli. Ayrıca sigara ve alkol tüketimini bırakmak, hormon ilaçlarını doktor kontrolünde kullanmak, stresten uzak kalmak, düzenli egzersiz ve kilo kontrolü yapmak, düzenli ve dengeli beslenmek şart.

 

Bu Sayıdaki Diğer Makaleler

Skylife Arşivi