Işıltılı köprüleri, oya gibi işlenmiş mimarisi, yemyeşil tepeleriyle Tuna Nehri kıyısındaki göz kamaştırıcı şehirlerden biri Budapeşte. Bu zarif şehir, nehrin batısındaki Buda ve Obuda, doğusundaki Peşte bölgelerinin birleşmesiyle oluşmuş.

Cumartesi

Varınca

Doğu Avrupa’nın en görkemli şehirlerinden Budapeşte’yi gezmeye Kale Bölgesi’nden başlayın. Yürüyerek veya füniküler ile çıkabileceğiniz Kraliyet Sarayı’nın harika bir manzarası var. UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan bölgedeki sarayın temelleri XIII. yüzyılda atılmış ancak yapı zaman içinde birçok kez tekrar elden geçirilmiş. Ulusal Galeri, Budapeşte Tarih Müzesi ve kütüphane burada görebileceğiniz yerlerden birkaçı. Gellert Tepesi’ndeki Özgürlük Heykeli’ne kadar uzanarak şehri ikiye bölen Tuna Nehri’nin ve üzerindeki köprülerin şehre kattığı güzelliklere siz de hayran kalacaksınız.

 

Cumartesi

Öğle

Kaleden inip Zincir Köprüsü’nden geçince Aziz Stefan Bazilikası’na varacaksınız. 96 metrelik kubbesiyle Budapeşte’nin en büyük kilisesinin inşası 50 yıldan fazla sürmüş. Klasik tarzda incelikle işlenmiş yapıda Aziz Stefan’ın sağ elini de görebiliyorsunuz. Buradan Váci Utca boyunca yürüyerek devasa Market Hall’a ulaşın. Pazarda hediyelik eşyadan el işlerine, yemekten sebze meyveye kadar pek çok şey var. Gelmişken hem hediyeliklerinizi alın hem de yemek molanızı burada verin. Budapeşte sakinlerinin övgüyle bahsettiği Macar mutfağından çıkma yerel lezzetlerin tadına bakın.

 

Cumartesi

Akşam

Öğleden sonra günün yorgunluğunu atmak için Macarların ünlü kaplıcalarından birinde uzun bir mola verin. Gellert Spa & Baths bunun için en iyi adres. Şöhreti XIII. yüzyıla uzanan kaplıca; vitrayları, Art Nouveau mobilyaları ve eşsiz mozaikleri ile hem gözünüze hem de bedeninize iyi gelecek. Sonrasında, gecesi ayrı gündüzü ayrı bu güzel şehirde günü noktalamak için Balıkçı Tabyası’na kadar çıkın. Işıklar altındaki Parlamento Binası’ndan gözlerinizi alamayacaksınız.

 

 

Pazar

Sabah

Erken saatlerde kalkarak güne Kahramanlar Meydanı’nda başlayın. Macar tarihinin önemli liderlerinin ve savaş kahramanlarının heykelleriyle süslü meydanın sol yanındaki Güzel Sanatlar Müzesi Avrupa’nın en zengin resim koleksiyonlarından birine sahip. Rafael, Dürer, Renoir, El Greco, Monet, Pissarro gibi sanatçılar burada eserlerini görebileceğiniz isimlerden birkaçı. Büyüleyici salonları ve sergileriyle belki de bu müzeyi öğlene dek gezeceksiniz.

 

 

Pazar

Öğle

Dönüşte öğle yemeği için kendisini “şehrin en güzel restoranı” ilan eden etkileyici New York Cafe’ye uğrayın. İçi sarayı andıran kafenin bu iddiasında ne kadar haklı olduğuna kendi gözlerinizle tanıklık edin. Sırada beklememek için rezervasyon yaptırmayı unutmayın. Buradan Dohány Caddesi’ndeki Büyük Sinagog’a yönelin. Görkemli binada dolaşırken şehirdeki Yahudilerin acıklı tarihine dair hikâyeleri dinlemek için rehber eşliğinde gezin.

 

 

Pazar

Ayrılmadan Önce

Bir kahve molası verecek vaktiniz varsa şehrin en iyi kahvecisi Espresso Embassy’ye uğrayın. Tuna Nehri Kıyısındaki Ayakkabılar anıtından geçerek Parlamento Binası’na ulaşın. Neo-Gotik tarzdaki yapı Avrupa'nın en büyük binalarından biri. Buradan yürüyerek Tuna üzerindeki Margaret Adası’na geçin ve yeşillikler içerisinde şehirdeki son saatlerinizin tadını çıkarın.

 

 

Bu Sayıdaki Diğer Makaleler

Skylife Arşivi