İstanbul’a kısa süreliğine veda etmeden önceki hafta sonumu şehrin dört bir köşesindeki müzelere ayırmak istiyorum.

Melez kültürüyle İstanbul, sanatseverler ve müze meraklıları için bitmez tükenmez bir zenginlik sunuyor. Boğaziçi, Tarihî Yarımada gibi açık hava müzesi olarak tabir edilebilecek bölgeleri bir yana, her iki yakasındaki irili ufaklı yüzlerce müzesiyle klasik dönem ve modern sanatların seçkin örneklerini sergiliyor, bir temanın veya objenin izinde geçmişe ve geleceğe yolculuğa davet ediyor. Bu şehir kültür-sanat mirasıyla hem sakinlerine hem de ziyaretçilerine her an eşlik ediyor; sıcacık ağırlamaktan, ayrılırken de yeniden görüşmek dileğiyle uğurlamaktan hiç vazgeçmiyor. Bu yönüne ayrı bir sevgi beslediğim şehrin müzelerine doğru bir geziye çıkıyorum ben de büyük bir hevesle.

 

Endüstrinin Hayat Çizgisi

İlk durağım Hasköy’deki Rahmi M. Koç Müzesi. Uçaktan denizaltıya, zeytinyağı fabrikasından torna tezgâhına, buhar makinelerinden bisikletlere farklı sanayi ürünlerini ve süreçlerini sergileyen müzede yok yok. Koleksiyonundaki sanayi objelerini çalışır duruma getiren müze, sergi alanına dönüştürdüğü mekânları da aslına sadık restorasyonlarla hayata döndürdüğü metruk tarihî eserlerden seçiyor. Geçmişte Osmanlı Lengerhanesi olarak hizmet veren binada 1994’te açılan müze kısa sürede daha büyük bir sergileme alanına ihtiyaç duydu ve Hasköy Tersanesi’nin satın alınmasıyla geniş bir kampüse kavuştu. Çocukluğundan beri mekanik ve endüstriyel objeler biriktiren Rahmi M. Koç’un kişisel koleksiyonuyla yola çıkan müzenin birikimi yıllar içinde satın alınan yeni ürünlerle, hediyeler ve bağışlarla zenginleşiyor.

İmkânlarından gündelik hayatta sıklıkla yararlandığımız teknolojinin gelişim safhalarını ve bazı ürünlerin çalışma prensiplerini inceliyorum bölümler arasında geze geze. “Ne Nasıl Çalışır?” seksiyonu müzenin en uzun kaldığım bölümü oluyor. Dış aksamı çıkarılmış motorların, elektronik ev aletlerinin, otomobillerin ve daha nicesinin iç mekanizmasını seyretmek için bir düğmeye basmak yeterli. Görevlilerin tavsiyesini dinleyip Rahmi M. Koç Müzesi’nin açık alanlarını da es geçmiyorum. Dış kısımdaki nostaljik dükkânları dolaştıktan sonra Türk gezginlerin yıllar süren yolculuklar yaparak dünya turunu tamamladıkları gemiler Kısmet ve Uzaklar ile karşılaşmanın şaşkınlığını duyuyor, 1930’lu yıllara damgasını vurmuş sivil uçak DC-3’e tırmanıp yolcu koltuklarından birinde dinleniyorum. Müzenin turlarından birine katılmak istiyorum ayrılmadan. Tekneyle Haliç turu, denizaltı turu, Hasköy ile Sütlüce arasında nostaljik tren turu seçenekleri arasından denizaltını seçiyorum. Türk Deniz Kuvvetleri’ne 30 yıl hizmet etmiş 75 yaşındaki denizaltıyı orada görev yapmış emekli bir askerin rehberliğinde gezip inceliyor, seve seve bütün bir günümü geçirebileceğim müzeye zar zor veda ediyorum.

 

Saraylara Layık Resimler

Kişisel gayretlerle oluşturulmuş koleksiyonlardaki tutkuyu inkâr edecek değilim elbette ama hanedanın ve saray erkânının biriktirdiği sanat eserlerinin cazibesi bir başka! Millî Saraylar bünyesindeki Resim Müzesi’ni gezip görmek için Beşiktaş’a, Dolmabahçe Sarayı’nın kuzeydoğu köşesine yöneliyorum. Bugün Resim Müzesi olarak değerlendirilen Veliaht Dairesi, Sultan Abdülmecid döneminde inşa edilmiş ve tahta çıkmaya aday veliahtların ikametine ayrılmış. İhtişamlı mimarisi ile dikkat çeken bina, şehzadelerin saray içindeki dışa kapalı hayattan çıkıp Tanzimat’la birlikte görece serbest yaşama kavuşmalarını da temsil ediyor. Sultan Abdülaziz, Sultan V. Murad, Sultan II. Abdülhamid, Sultan V. Mehmed Reşad, Yusuf İzzeddin Efendi, Sultan                       VI. Mehmed ve Halife Abdülmecid’in veliahtlık dönemlerinde burada yaşadıklarını biliyorum. Bu hanedan üyelerinin sanat zevki doğrultusunda şekillenen resim koleksiyonunu, onların hayatlarının bir bölümünü geçirdiği dairede seyretmenin tadını çıkarıyorum.

Mekânın ihtişamıyla son derece uyumlu görünen sultan portrelerini inceledikten sonra saray ressamlarının eserlerine göz atıyorum. XIX. yüzyıl İstanbul’unu betimleyen eserler ve Tanzimat dönemiyle birlikte Osmanlı’daki dönüşümü yansıtan resimler özellikle görülmeye değer. Resim Müzesi’nin en göz alıcı salonuna ilerliyorum yavaş yavaş. Müzedeki vaktimin çoğunu Rus ressam İvan Konstantinoviç Ayvazovski’nin bu bölümde sergilenen eserlerini inceleyerek geçirmek istiyorum. Sanatçının dünyaca ünlü ve son derece etkileyici Fırtınalı Denizde Kaza tablosunu da içeren koleksiyon, ağırlıklı olarak denizi resmettiği eserlerden oluşuyor. Saray Koleksiyonları Müzesi’ni ve Deniz Müzesi’ni ziyaret etmeden ayrılmak istemiyorum Beşiktaş’tan. İkisi de buralarda zaten, çok yakın.

 

Sanat İçin Teknoloji

Müze gezimin ikinci gününde vapurla İstanbul Boğazı’nın en güzel noktalarından Emirgan’a geçip Sakıp Sabancı Müzesi’ne gidiyorum. Müze gezime Görünenin Ötesinde Osman Hamdi Bey sergisiyle başlıyorum. “Görünenin ötesi” ifadesi bir yakıştırma değil; ressamın altı eseri üzerinde son teknoloji ürünü cihazlarla yapılan analizler çıplak gözle fark edilemeyecek detayları gün yüzüne çıkarıyor. X-ışını görüntüleme tekniği sayesinde eserlerde Osman Hamdi Bey’in boyayı uygulamadan önce karakalemle yaptığı eskizler, boyama teknikleri ve restore edilmiş kısımlar açıkça görülebiliyor. Eserlerden alınan mikro örneklerin özel bir çeşit elektron mikroskobunda incelenmesiyle yapılan pigment analizi ise sanatçının kullandığı boyaların içeriğini gözler önüne seriyor. Son olarak da kızılötesi spektroskopisi ile altı eserin tuvallerinin organik yapısı, türü ve özellikleri tespit ediliyor. Teknoloji ve sanatın olası iş birliklerini merak edenler ve sanat tarihimizin dönüm noktalarından birini temsil eden ressamın eserlerine yeni bir gözle bakmak isteyenler bu sergiyi kaçırmamalı.

Sabancı ailesinin yaz aylarını geçirdiği bir köşkken müzeye dönüştürülen binada “aile odaları”na yöneliyorum. Avrupai antika mobilyalar, Bohemya’da üretilmiş görkemli avizeler, Çin porselenleri ve İran halılarıyla dekore edilmiş mekânda birçoğu Sakıp Sabancı tarafından alınmış yağlıboya tablolar var. Dekorasyonu ile son dönem Osmanlı saraylarını anımsatan köşkün üst katına çıkıyorum. Müzenin belki de en etkileyici bölümü Kitap Sanatları ve Hat Koleksiyonu var sırada. Kitaba gösterilen sevgi ve özeni yansıtan koleksiyon hat, cilt, tezhip, ebru sanatlarının nadide örneklerini içeriyor. Sakıp Sabancı’nın 1970’li yıllardan vefatına dek devşirdiği başta Kur’an-ı Kerim nüshaları olmak üzere el yazması kitapların en eskisi XIV. yüzyıla tarihleniyor. Sergilenen eserlerle birlikte sunulan dijital ekranlarda az evvel andığım sanatların nasıl icra edildiğini izlemek de mümkün. Müzenin 18 dönümlük bahçesinde bir süre dinleniyorum ayrılmadan önce. Botanik bahçesini aratmayan bu alanda İstanbul’da sıklıkla rastlanan ağaçlarla birlikte Uzak Doğu, Amerika, Avustralya, Kuzey Afrika, Kafkasya bölgelerinden getirilen nadir türlerin de içinde bulunduğu 100’ü aşkın bitki çeşidi var.

 

Havalimanında Modern Sanat

İstanbul’la vedalaşmaya hazırlanırken, şehirdeki son saatlerimi sanatla iç içe geçirmek istiyorum. İstanbul Havalimanı Türk Hava Yolları Özel Yolcu Salonu’nda uçuş saatimi beklerken görebileceğim özel bir koleksiyon var. Türk Hava Yolları ve İstanbul Modern iş birliği ile geliştirilen proje kapsamında 130 metrekarelik bir alana kurulu İstanbul Modern Sanat Müzesi Koleksiyonu’ndan Bir Seçki sergisi, modern Türk resim sanatındaki dört ana eğilimi yansıtan önemli örnekleri bir araya getiriyor. Yılda üç kez yenilenecek sergide XX. yüzyılın başındaki manzara resimleriyle birlikte 1950’li yılların soyut çalışmaları yer alıyor. Seçkide Hakkı Anlı, Fethi Arda, Ferruh Başağa, Hasan Vecih Bereketoğlu, Nurullah Berk, Adnan Çoker, Abidin Dino, Neş’e Erdok, Bedri Rahmi Eyüboğlu, Hoca Ali Rıza, Hikmet Onat, Selim Turan ve Fahrelnissa Zeid’in yapıtlarını görmek mümkün. Anadolu’nun kültürel değerlerini yeni bakış açılarıyla yorumlayan, Doğu-Batı sentezi arayışlarını yansıtan çalışmalar özellikle ilgimi çekiyor. Her biri İstanbul’un bir başka yüzünü temsil eden sanatçıların imgelerini, macera tutkunlarının anılarını, mühendislerin tasarımlarını cebime koyup kısa süre sonra yeniden görüşmek üzere şehre veda ediyorum.

Bu Sayıdaki Diğer Makaleler

Skylife Arşivi