Memleketim Kuzey Galler’e yıllar sonra döndüm ve buraların hatırımda kaldığı gibi, hâlâ ıssız, hâlâ harika olduğunu gördüm.

İpeksi yumuşaklığıyla alçak gönüllülükle parlayan güneş yazın son günlerinde uzaklardaki ormanlık sırtların üzerinde yükselen sabah sisi arasında huysuz huysuz dans edip gözlerimi alıyordu. Hayatımın büyük bir kısmında “evim” dediğim yerin yalnızca 400 metre uzağında burası. Galler’i bu kadar yeşil ve canlı kılmasıyla bilinen yağmur toprağı dövüyordu daha bir saat önce. Yazın bu son günlerinde renkler oldukça akıcı görünüyor. Morlar, yeşiller ve kahverengilerse sonbaharın habercisi. 

Çok uzun zamandır buradan uzaktaydım; ancak pek bir şey değişmemiş. Son 12 yılda iki ya da üç kez uğramışımdır. Burası gerçekten dünyanın en harikulade yerlerinden biri; görünüşü güzel, destansı maceralarla dolu. Ancak şimdi hiç olmadığı kadar ıssız, parlak ve canlı görünüyor. Mesafeler sevgiyi gerçekten güçlendiriyor sanırım. 

Evet, Kuzey Galler hakkında heyecanla yazarken biraz fazla şiirsel olabiliyorum; bu gayet doğal. Dünyanın dört bir yanından buraya gelen pek çok gezginle tanıştım; hemen hepsi benimle aynı duyguları paylaştığını belirtti. Buranın ne kadar büyülü bir yer olduğuna kendi gözleriyle görmeden inanmamıştı çoğu. 

Galler, Birleşik Krallık’ın bir parçası olan küçük bir ülke; kendi dili, kültürü var. Bağımsız, gururlu… Güneyde ünlü yeşil vadileri, kıyılarda yükselen binaları görebilirsiniz. Orta kesimlerde kıyıya uzak ve engebeli çiftlik arazileri, bozkırlar ve ormanlar… Kuzey bölümü sivri dağları ve gölleriyle etkileyici bir bölge; ıssız, çekici bir kıyı şeridi ile süslenmiş. Kuzeyde büyük bir alanda kurulu Snowdonia Ulusal Parkı Galler’in zirvesindeki hakiki mücevher hiç kuşkusuz. Burası gerçekten de Britanya Adaları’nın görsel açıdan en etkileyici yerlerinden biri. 

Bölgeye seyahat etmeyi düşünenler için haritalar ve istatistiki veriler yanıltıcı olabilir. Aslında devasa bir yer değil burası; zirveleri Alplerin zirveleriyle mukayese edilemez. Alpleri küçülttüğünüzü, sıkıştırdığınızı, aradaki boşluklarla düz alanları keserek küçük bir alana sığdırdığınızı, içine tarihî ve kültürel sürprizler serpiştirdiğinizi ve rüya gibi bir kıyı şeridiyle kapladığınızı hayal edebiliyorsanız Kuzey Galler’i gözünüzde üç aşağı beş yukarı canlandırmışsınız demektir. 

Galler’in ve İngiltere’nin en yüksek dağı Snowdon Dağı. Yüksekliği yalnızca 1085 metre olsa da kendisinden üç kat yüksek Alp zirvelerinin tüm karakteristik özelliklerine ve iklim kuşaklarına sahip. Burada dünya standartlarında yürüyüşlerle kaya tırmanışları yapılır. Ünlü ve zorlu Snowdon Horseshoe, Avrupa’nın en iyi dağ yürüyüş rotalarından biri olarak görülür; usta ve fit yürüyüşçülerin bir günde tamamlayabileceği bir uzunluktadır.

Bu dağlar aynı zamanda Everest’in ilk fethi için bir eğitim ve hazırlık alanıydı. Sir Edmund Hillary ve John Hunt’ın 1953 yılındaki başarılı zirve ekibi meşhur ilk tırmanıştan önce üs olarak burayı seçmişti. Bu da elit dağcılar arasında Snowdonia’ya duyulan saygıyı gösteriyor. 

Yaklaşık 30 yıl önce Kuzey Galler dağlarında yeni bir spor filizlendi: dağ bisikleti. En iyi dağ bisikleti yolları arasında sayılan bu yollarda pedal çevirmek için bugün dünyanın dört bir yanından bisikletçiler buraya geliyor. Ayrıca bölge, son yıllarda zorlu doğal arazisinin çekimine kapılarak gelen dünyanın en iyi Downhill dağ bisikletçilerine de ev sahipliği yapıyor. 

Dünyanın ilk bisiklet parkı da Galler’de kuruldu ve bunu yıllar içinde diğerleri izledi. Şimdi bölgenin dört bir yanında bu parklardan var. Kano sporu, rafting, kanyon geçişi, uçurtma sörfü ve sörf gibi başka heyecan verici etkinlikleri de buna ekleyebilirsiniz. Böylece macera seçenekleri açısından çeşidi bol bir smorgasbord (açık büfe) elde etmiş olursunuz. Dahası tüm bunları çok sınırlı bir alanda bulabiliyorsunuz; bu da Snowdonia’nın macera tutkunları için neden bir cennet olduğunu açıklıyor.

İç kesimlerden ve İngiltere’nin kuzeyinden rahatça ulaşılması Snowdonia’nın her hafta sonu binlerce kişi için birinci sınıf bir tatil mekânı olmasını sağlıyor. Neyse ki kahve dükkânlarından ve bölgenin dört bir yanına dağılmış otoparklardan uzaklaşan ziyaretçi sayısı çok az, bu da kalabalıktan kolayca kaçabileceğinizi gösteriyor. Yine de burası hafta sonları oldukça yoğun, o yüzden mümkünse buraya hafta içi gelmenizi öneriyorum; yaşayacaklarınız çok daha tatmin edici olacaktır. 

Snowdonia’nın ünü Kuzey Galler’in kalan kısmı  için bir lütuf; çünkü çoğu ziyaretçi kuzey kesimin geri kalanını es geçip doğruca ulusal parka gidiyor. 

Kuzey Galler, Snowdonia’dan ibaret değil. Bence “geriye kalan en iyi bölge” unvanı, Galler’in kuzeydoğu köşesinde bulunan, İngiltere sınırı ile Snowdonia arasındaki Berwyn Dağı’na ait. Burası her zaman Galler ile İngiltere’nin nüfus yoğunluğu en düşük yerlerinden biriydi; yani burada çok az turist ve trafik var. Pistyll Rhaeadr (Llanrhaeadr-ym-Mochnant) gibi basamaklı şelalelerle Vyrnwy gibi masalsı gölleri burada bulabilirsiniz. Güneşli hafta sonları haricinde burada saatlerce araba kullanmak, bisiklet sürmek ve yürüyüş yapmak mümkün ve göreceğiniz insan sayısı bir elin parmaklarını geçmez. Bu ham elması, uzak, doğal, engebeli ve keşfedilmemiş bir yer olarak niteleyeceksiniz.

Snowdonia’nın cesur ve küstah dramasını kaçıracak ama karşılığında dolaşabileceğiniz, geleneksel dağ köyleri ve çiftliklerle yer yer bölünen, uçsuz bucaksız ve engebeli dağlık yollarla patikalar bulacaksınız. Bu bölge turistler için çok süslenip püslenmiş bir yer değil; burada gerçek Galler’i, ıssız Galler’i en iyi hâliyle göreceksiniz.

12 yıldır burada yoktum; bütün bu süre zarfında doğal güzellik ve macera konusunda Kuzey Galler’i aşabilecek bir yer bulamadım. “Komşunun tavuğu komşuya kaz görünür.” derler ama, ne tuhaf, Galler’de gerçekten de her şey çok daha güzel görünüyor. 

Yılın hangi zamanı gelirseniz gelin burada harika bir şeyler bulacaksınız. Ancak ziyaretçiler buraya en çok Galler'in en ılık olduğu; yürüyüşün, bisiklete binmenin ve diğer aktivitelerin rahatlıkla yapılabildiği yaz sonunda geliyor. Çok sayıda kalenin bulunduğu kıyı şeridini gezmek, açık alanda oturmak ve Galler’in geleneksel kuzu rostosunu yemek veya göl kıyısında bir çeşit meşhur meyveli ekmek olan bara brith, çay ve Galler kekleriyle piknik yapmak için de en ideal zaman.

 

 

Bu Sayıdaki Diğer Makaleler

Skylife Arşivi