Adile Naşit’li, Münir Özkul’lu filmlerdeki ahşap konaklarıyla Türk halkının hafızasında ve gönlünde yer eden Bağlarbaşı semti yeni açılan üniversiteleri, kültür merkezleri, kütüphaneleri, alışveriş merkezleri, her ihtiyaca cevap veren spor kompleksi, yeni nesil kafeleri ile öğrenci dostu bir kampüs şimdilerde âdeta.

Pazar günleri, özel bir program yapmamışsam, hele okuyacak-yazacaklarım da varsa, ev ortamının rahatlığından sıyrılıp daha verimli çalışabilmek için soluğu kütüphanede alırım. Gittiğim kütüphane çoğunlukla Bağlarbaşı’ndadır.  Zira bu müstesna semt kitaplar arasında çalışmak için pazarları bile size alternatifler sunar. Bu alternatifleri değerlendirmek ve yazı işlerimi günün erken saatlerini değerlenirip vakitlice tamamlamak üzere evden erkenden çıkıyorum. Bu acelemin bir sebebi daha var: Çok sayıda müdavimi olan Bağlarbaşı mekânlarında günün ilerleyen saatlerinde çalışacak bir masa bulmak zor. İşlerimi çabucak bitirebilirsem semt civarındaki Fethi Paşa, Validebağ Korusu ya da Çamlıca’da gün batımını izleyebilir, dahası gün sonunda kendime ufak bir ziyafet bile verebilirim, diyorum kendime, büyük bir çalışma azmi ve “ödül” coşkusuyla. 

İstanbul’un herhangi bir yerinden Bağlarbaşı’na toplu taşıma ile ulaşmak da çok kolay. Üsküdar’dan Marmaray-metro aktarması, otobüs veya minibüsle 10 dakikada semt meydanındasınız. İki kıtayı trafiksiz bir yolla birbirine bağlayan metrobüs ile geldiğinizde, Altunizade durağında inip yürüyerek semt merkezine göz açıp kapayıncaya varabilirsiniz. Kadıköy’den veya Üsküdar yönünden Selimiye Kışlası’nı, tarihî konakları, mütevazı ahşap evlerin sıralandığı sokakları; hamamları, kiliseleri; mimarisiyle dikkat çeken camileri göre göre bir tarih turu yaparak gelmek de seçenekler arasında elbette. 

Metro, ulaşım için en hızlı yol; sabah sekizde kapılarını açan Nevmekân  güne nefis bir kahvaltı ile başlamak için en iyi “ilk” durak. Metronun 4 numaralı çıkışı, beni İstanbul’un Asya ve Avrupa yakalarını birleştiren ana kavşaklardan birine ulaştırıyor. Üsküdar’dan başlayan Cumhuriyet Caddesi Kadıköy’e ulaşan Nuhkuyusu Caddesi’yle tam bu noktada birleşiyor. Karşımda semtin kozmopolit dokusunun bir kanıtı: Ermeni Mezarlığı. Bağlarbaşı da, tıpkı Kuzguncuk gibi, hemen her dinden sakinleriyle farklılıklara açık bir gönül dünyasına sahip İlahiyat Camii’nden okunan ezanla uyananlara, günlerden pazar ise, Rum ve Ermeni kiliselerinden yükselen çan sesleri de “Günaydın.” diyor burada. Birlikte, içtenlikle kurulu yaşam ve semtin müşterek ruhu varlığını hemen hissettiriyor ziyaretçilerine de. Ermeni Mezarlığı’nın bir yanında Mahir İz Caddesi, bir yanında Kısıklı Caddesi uzanıyor. Bu iki cadde boyunca Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi ve Camisi, Capitol Alışveriş Merkezi; 29 Mayıs, Üsküdar ve Medeniyet üniversitelerinin kampüsleri sıralanmış. Akademi Hospital, Dünya Göz Hastanesi, Başkent Üniversitesi Hastanesi, Anatolia Göz gibi kuruluşlar Mahir İz Caddesi tarafında. Semtin sona erdiği yerde ise  Sabahattin Zaim Üniversitesi’nin kampüslerinden biri var. 

Kitaplardan bildiğimiz birçok tarihî şahsiyetin ebedi istirahatgâhı civardaki Musevi, Rum, Ermeni mezarlıklarında, Karacaahmet Mezarlığı’nda. Bu mezarlıklar bir taraftan, tıpkı bugün olduğu gibi geçmişte de burada bir arada kardeşçe yaşayan halkların varlığını hatırlatırken bir taraftan da mütevazı apartmanların sıralandığı ana cadde etrafında yeşilliğiyle ferah bir dünya oluşturup semti daha yaşanılır kılıyor.

Sabah serinliğinde Nuhkuyusu Caddesi’nden Üsküdar tarafına ilerliyor ve köşeden Selamsız’a dönüyorum. İşte Nevmekân göründü. Köşedeki Bağ Pastanesi’nin nefis sandviçlerinden ya da böreklerinden alıp çay eşliğinde kahvaltı etmek var ama ben bugün Nevmekân’ın tostunu tercih ediyorum. 

Her gelişimde Nevmekân’da farklı bir detay keşfederim. Kafenin tarihî binası 1928’den başlayarak uzunca bir süre İETT garajı olarak hizmet vermiş. Şehir trafiğinin yoğunlaşmasıyla birlikte garajlar daha geniş  alanlara taşınınca da hayli boş kalmış. 2000’li yılların başında Kültür Merkezi ve Ulaşım Müzesi olarak tasarlanmış. Açık hava müzesini andıran özel dekorasyonu, bağış kitaplarla oluşturulmuş kütüphanesi, geniş ve ferah ortamıyla gençlerin ders çalışabilecekleri, kitapseverlerin sık sık uğramaktan keyif alacakları bir mekâna dönüşmüş. Gece 23’e kadar açık mekân, civardaki üniversitelerin öğrencileri için de grup çalışması yapabilecekleri geniş masaları ile özellikle vize ve final dönemlerinde vazgeçilmez bir yer. Bu dönemlerde erken gelmeye ve kendinize güzel bir okuma köşesi bulmaya bakın. Ben de öyle yapıyorum. 

Nevmekân’ın karşısında akan yol boyunca İETT eski lojmanları sıralı. İki katlı, bahçeli bu şirin evler arasında pazartesi günleri renkli bir semt pazarı kuruluyor. Taze sebze ve meyvelerin tüm teraveti ile sergilendiği tezgâhlarında alışverişin keyfi bir başka. Semtin alışveriş keyfi sadece pazarıyla da sınırlı değil üstelik. Bağlarbaşı otobüs durağı boyunca sıralanmış esnafı güler yüzlü; ana caddenin arkasındaki ara sokakların fırınlarında ve dükkânlarında envaiçeşit lezzet saklı. Bu arada sokak isimleri de dikkatlerinizden kaçmayacak: Murat Reis, Şair Talat gibi şahsiyetlerin adlarının verildiği yerlerin yanı sıra Reisülküttab, Silahtar Bahçe, Ayarcıbaşı, Müneccimbaşı gibi saray erkânından meslek adlarıyla sık sık karşılaşacaksınız. Saraya hizmet verenlere emeklilik çağlarında buradan bağ bahçe içinde oturabilecekleri yerler tahsis edilmiş ve meslekleri de oturdukları sokaklara ad olmuş. Semtin birbirleriyle uyum içinde yaşayan sakinlerinin zarafetinde bunun da payı var.

Ortam kalabalıklaşmaya başlayınca Nevmekân’dan kalkıyor ve işlerimi tamamlamak üzere yakınlardaki TDV İSAM Kütüphanesi’ne yöneliyorum. Burası sadece İstanbul’dan değil, tüm Türkiye’den araştırmacıları ağırlıyor. Gelmek isteyenlere buradan ufak bir hatırlatma: Bilindik adıyla İSAM, bir araştırma kütüphanesi.  Lisansüstü öğrencisi olduğunuzu belgelemeniz ve kütüphane kartı çıkarmanız gerekiyor bu yüzden de. Haftanın yedi günü, yılın tamı tamına 363 günü sabah dokuzdan gece 23’e kadar hizmet veren bir yer burası. Yeme içme de dâhil günde 14 saat burada kesintisiz çalışabilirsiniz. Kütüphanenin güler yüzlü görevlileri de her daim iş başında. Üç katlı yapının açık rafları arasında her gelişinizde sizi şaşırtacak bir eser keşfetmeniz mümkün. Mekânın geniş bahçesinde taze çayını yudumlarken gençlerle hayat tecrübelerini paylaşan tanıdık yazarlara rastlarsanız şaşırmayın; araştırmacılar gibi yazarlardan da kütüphaneyi düzenli ziyaret edenler var. 

Kütüphanede vakit hızlı akar; yazı işleri de öyle hemen bitmez. Gelirken planladığım ziyafetten vazgeçecek değilim. Saat üç sularında çıkıyor, dükkânında 1973’ten beri özenle yorgan diken Abdullah Usta’yı her zamanki gibi içtenlikle selamlıyorum. Saat ustamız Recai Bey de hemen birkaç dükkân aşağıda, küçücük mekânında Tanpınar’ın Saatleri Ayarlama Enstitüsü’ndeki Nuri Usta gibi zamanın çarklarının ayarını yapmaya odaklanmış. Dikkatini dağıtmadan aynı sokaktaki fırından bir siyez ekmeği alıyorum. Fırının  “askıda ekmek” geleneğini yaşatmak adına askıya bir ekmek de ben bırakıyorum. 

Semte ilk geldiğim noktadan, metro çıkışının bulunduğu caddeden kavşağı geçiyor; İlahiyat Fakültesi’nin Kitap Kahve bölümüne uğrayıp sipariş ettiğim Arşimet’in El Yazmaları kitabının gelip gelmediğini soruyorum. Burası kitap sipariş etmek için harika bir yer; kitabınız en geç iki gün içinde geliyor; uğrayıp indirimli satın alıyorsunuz. Gözüm Kitap Kahve’nin hemen karşısındaki sanat merkezinde süren hat sergisine takılıyor ama onu bir başka güne erteliyorum. Semtin hareketli alışveriş merkezi Capitol’e de bir uğrayıp çekirdek kahvemi alıyor; Capitol durağında ışıklardan karşıya geçiyor ve gün boyu süren yoğun çalışmamı, Ora's Steak&Burgers'ın lezzetli hamburgeri ile ödüllendiriyorum.

 

Bu Sayıdaki Diğer Makaleler

Skylife Arşivi