Ne amaçla gelirlerse gelsinler dünyanın her yerinden ziyaretçilerine, beklenilenden de fazlasını sunan New York’un kitapseverler için vadettiği hazineler pek bilinmez. Oysa dünyanın en ünlü şehri, bilindik mekânlarının yanı sıra görkemli kütüphaneleri, tematik kitapçıları, sahafları, kitap kafeleri ve parklarıyla kitap dostlarına alternatif ve zengin bir rota sunuyor.

Manhattan, sihirli bir küre gibidir. Muhatabına, neyi görmek istiyorsa tam da onu gösterir: Alışveriş tutkunuysanız dev bir alışveriş merkezi, sanatseverseniz geze geze sonunu getiremeyeceğiniz bir müze şehri, gurmeyseniz bütün yemeklerini tatmayı asla bitiremeyeceğiniz bir lezzet merkezi ve kitapseverseniz uçsuz bucaksız bir kütüphane olur bu ada. Kitapla ilgili zenginliği turist rehberlerinde pek öne çıkarılmasa da dünyanın en kitapsever şehirleri arasında ilk üçte yer alabilir. “Bir bahçeniz ve bir kütüphaneniz varsa her şeyiniz var demektir.” diyen Cicero, Manhattan’ı görebilseydi “Tam da bunu kastettim.” derdi muhtemelen.

Kitapların izinde gezeceğimize göre yola bir roman sahnesini rotamıza uyarlayarak çıkalım. Grand Central’da trenden indiğinizi, New York’un sembollerinden 150 yaşındaki bu göz alıcı istasyonun gökyüzünü andıran dev kubbesinden ve duvarlarından gözlerinizi alamadan, dünyanın her yerinden yüz binlerce insanla beraber yürümeye başladığınızı hayal edin. İstasyondan çıkınca 41’inci Cadde’de batı istikametinde ilerleyin. Önünüze dikkatle bakarak yürüyün lütfen; meşhur Library Way’i adımlıyorsunuz şu anda zira. Ünlü düşünürlerin ve yazarların ilham verici sözlerini okuyacaksınız kaldırımda… Son vecizenin plakasına geldiğinizde başınızı kaldırın. İşte karşınızda muhteşem mimarisiyle New York Halk Kütüphanesi (NYPL). İki yanında birer aslanın beklediği,, sarayı andıran bu bina gerçekten büyüleyici. Her köşesinde başka bir hikâye olan, yaşayan bir sarayın kapısındayız. Yapının girişinde duran ve kütüphanenin koruyucuları kabul edilen iki aslana; Sabır ve Metanet’e selam vererek içeri girelim.

İlk durağımız Rose Main Reading Room. Şatafatlı tavanından, kendinizi müzedeymişsiniz gibi hissetmenizi sağlayacak dekorasyonundan, duvarları 90 metre uzunluğundaki salonu saran kitaplardan bir süre gözünüzü alamamanız doğal. Yazarlara, araştırmacılara ve öğrencilere 100 yılı aşkın süredir yuva olan bu odada 430 dilde, 10 milyonu kitap olmak üzere 43 milyon araştırma materyaline ulaşma imkânınız var. 

15 yaşından küçük biriyle geziyorsanız, sizi kütüphanenin alt katına alalım. NYPL’in alt katı dünyanın en kapsamlı çocuk kütüphanelerinden biri zira. Dünyanın ilk çocuk kütüphanecisi Anne Carroll Moore tarafından yine dünyanın ilk çocuk kütüphanesi olarak kurulmuş bu odada her türden 100 bini aşkın çocuk kitabı var. Ayrıca günün belli saatlerinde, 0 yaşından 12 yaşına kadar farklı gruplara yönelik okuma atölyeleri de düzenleniyor. Herkese açık ve ücretsiz elbette. Şimdi NYPL’in arka bahçesi niteliğindeki Bryant Park’ta bir kitap-kahve keyfi var sırada. Kütüphaneye üye değilseniz kitap ödünç alamıyorsunuz ama giriş katındaki kütüphanenin kitapçısından istediğiniz kitabı alabilirsiniz. Belki NYPL tasarımlı birkaç kitapsever aksesuarı, çantası ve t-shirt'ü de eklenebilir alışverişe. 

Otel Kütüphaneden Müze Kütüphaneye 

NYPL’i geride bırakıp Madison Avenue’ye yürüyelim. Yol üzerinde solunuzda bir kitapsever için rüya otel diyebileceğimiz Library Hotel’i göreceksiniz. Library Hotel, adı gibi diğer her şeyiyle de bir kütüphane gibi düzenlenmiş. Bütün odalar dünyanın en yaygın kütüphane düzenleme sistemi olan Dewey Decimal sistemiyle tasarlanmış. 60 odalı otelin her odasının bir Dewey adı var. 1100.006 numaralı odanın adı Aşk örneğin; içindeki kütüphane bir kütüphanenin aşk kitapları bölümü gibi tasarlanmış. Kapı kolundan yastıklara dek her ayrıntının insanda bir kütüphanede kalıyormuş hissi uyandırmak için dekore edildiği bu otelde konaklamasanız da terasındaki Bookend’de bir kahve içmeyi ihmal etmeyin.

Library Hotel’i de geride bırakıp Madison’da güney istikametinde birkaç blok katedince sağınızda The Morgan Library’yi göreceksiniz. Burası bir kütüphane müze. Dünyanın en meşhur bankerlerinden J. P. Morgan’ın 120 yıl önce kendi özel kütüphanesi olarak yaptırdığı bina, oğlu tarafından New York’a hediye edilmiş. İçeriye girdiğiniz an 100 yıl öncesine yolculuğunuz başlıyor. Sistina Şapeli’ni andıran binanın tavanlarına kadar yükselen raflarda el yazması eserler, nadir kitaplar, servet değerinde koleksiyonlar… İnsanı soluksuz bırakan bir  görkem. Kütüphanelerin sadece zengin insanlara ait olabildiği zamanları bilip hamburger parasına kitap alabildiğimiz modern zamanlara şükretmek için güzel bir ziyaret noktası The Morgan.

Downtown’ın Efsane Kitapçıları

Madison Ave boyunca güneye yürüyelim. Madison Square Park’ı geçtikten sonra çocuk edebiyatı tutkunlarının atlamaması gereken bir kitapçı var: Books of Wonder. 40 yıldır sadece çocuk kitabı satan bu kitabevinde saatler geçirmeye hazır olun. Güney istikametinde devam edelim. Union Square Park’ın içinden geçtikten sonra Broadway yoluna girelim. Birçok kitap kurduna göre gezegenin en iyi kitapçılarından biri olan, New York’un 100 yıllık efsanevi kitabevi Strand burada! Milyonlarca kitaba ev sahipliği yapan beş katlı Strand’de şu an bulunan kitapların tamamı yan yana konulsa yaklaşık 27 kilometrelik bir yol çıkar. Burası hem ikinci el kitapları hem el yazmalarını veya nadir kitapları hem de yeni kitapları bulabileceğiniz, tüm raflarını incelemesi günler alabilecek bir hazine. 1 dolarlık kitaplarla 10 bin dolarlık kitapları aynı çatı altında bulmak ender rastlanır bir durum.

Strand’den çıkmayı başarabilenleri birkaç blok ötedeki Jefferson Market Library’ye alalım. Dışarıdan masallardan fırlamış bir saray gibi görünen bu bina, New York Halk Kütüphanesi’nin şubelerinden biri. Bir zamanlar adliye sarayı olan ve birçok aksiyon sahnesine şahitlik eden yapı, Manhattan’ın Greenwich Village mahallesinin en huzurlu mekânlarından biri olarak yaklaşık 50 yıldır hizmet veriyor. Yüksek tavanı altında, bahçeye bakan dev pencerelerinin yanında kitap okumanın zevkini tarif etmek zor. Çocuk edebiyatı meraklıları için de tatmin edici bir çocuk kitapları bölümü var.

Hazır yakınlardayken West Village’daki iki bağımsız kitapçıya uğramamak olmaz: Sadece seyahat kitapları bulunduran Idlewild ve özellikle çalışanlarının çok iyi okurlar olmasıyla övünen, insanda kitapçıda değil yardımsever kütüphanecilerle dolu bir kütüphanedeymişçesine bir his uyandıran Three Lives & Co.

Heybenizdeki kitapları koca ağaçlar arasında ve belki fonda çalan canlı caz müziği eşliğinde okumak için Washington Square Park birkaç blok ötede. 

Parktan çıktıktan sonra içine girdiğinizde kendinizi bir dizi karakteri gibi hissedeceğiniz bir kitap kafe var sırada: Housing Works Kitap Kafe. Tavana kadar yükselen kitap rafları arasındaki kıvrımlı merdivenler, ikinci el kitaplara sinmiş kahve kokusu, üstelik 50 sente çok sevdiğiniz bir yazarın 40 yıl önce basılmış bir kitabının nüshası… Bir kitapsever için bundan daha iyi bir sahne düşünülemez herhalde. Polisiye sevenler içinse yakınlarda başka bir kitabevi önerelim: Mysterious Bookshop. Sadece polisiye kitaplar satan bu mekânda, kitabevinin polisiyeye dair özel basım kitapları da bulunuyor.

“Edebiyat Yolu”na Doğru

Central Park’a geçmenin zamanı geldi. Ama önce Upper West Side’ın iki şahane kitapçısına uğrayıp park için erzakımızı hazırlayalım. New York’un önemli bağımsız kitapçılarından Book Culture’ın Columbus şubesiyle başlayalım. Üst katı yetişkinlere, alt katı çocuklara ayrılmış kitapçının özellikle çocuk kitapları bölümü çocuğunuzla doyasıya vakit geçirebileceğiniz pek tatlı bir alan. “Çocuk kitapları bana göre değil; eski kitap koklamak, sayfaları çevirdikçe zamanda yolculuk etmek istiyorum.” diyenleri Westsider Books’a alalım. Bu küçük ama her milimetrekaresi ikinci el kitaplarla dolu sahaftan ayrılabilmek için büyük çaba sarf etmeniz gerekecek. Şimdi kitaplarınızı okumak için iki seçeneğiniz var. Birincisi: Central Park’ın Literary Walk diye bilinen, Türkçeye “Edebiyat Yolu” diye çevirebileceğimiz güzergâhında birçok yazarın ve şairin heykellerini selamlayarak yürümek ve çimenler üstünde huzurla kitabınıza dalıp gideceğiniz bir yer bulmak. Belki akşamı bekleyip “Shakespeare in The Park” etkinlikleri kapsamında Delacorte Theater’da düzenlenen ücretsiz bir oyunu da izlersiniz. İkinci seçeneğiniz ise, Orta Çağ Avrupa mimarisine ve sanatına dair eserler sunan The Cloister. MET’e bağlı bir müze olan The Cloister’ın koca sütunları ve envaiçeşit çiçekleri arasında kitap okurken kendinizi Manhattan’da değil Orta Çağ’da ilham peşinde koşan bir şair sanabilirsiniz. Ya da Cicero’nun dediği gibi, kendinizi her şeyiniz varmış gibi hissedebilirsiniz.

Bu Sayıdaki Diğer Makaleler

Skylife Arşivi