İnsanların 70 bin yıl önce Afrika’dan yayılması ile günümüzden 12 bin yıl öncesi arasında atalarımıza dair net bir bilgimiz yok. Ancak daha sonra insanlar ekin yetiştirmek, yemek yapmak ve topluluklar oluşturmak için birlikte çalışmaya başladı ve hayatta kalmak için rekabet etmekten gelişmek için iş birliği yapmaya geçti.

Anadolu, bu dikkat çekici gelişimin doğum yeriydi. Küçük Asya, Hz. İbrâhim’in MÖ 4000’de Harran’da tek tanrılı dinleri tebliğ etmeye başlamasından bu yana dünyadaki insanların büyük bir kısmını yöneten mucizevi fikirlerin gelişimi için hem verimli topraklar hem de gelişen bir kültür sundu. Çatalhöyük ve Alacahöyük’teki tarımsal patlama bugün de devam ediyor ve Türkiye, tükettiğinden daha fazla gıda üreten yedi ülkeden biri olmayı sürdürüyor. Günümüzde tüm dünyanın tükettiği temel besin maddelerinin pek çoğu Küçük Asya’nın zengin tarım geleneğinin bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır: zeytinyağı, bal, buğday, nohut, salatalık ve çok daha fazlası. Bu gıdalarla yapılan yemekler günümüzde sofraları süslüyor. 

Tarımın bu ilk aşamaları, insanoğluna atalarımızın gelişmesini sağlayan sürdürülebilir ve sağlıklı bir beslenme biçimi sundu. Beslenme alışkanlıklarımız binlerce yılda gelişti; yani siyez buğdayı gibi yabani tahılların Göbeklitepe’de sürdürülebilir bir tarım sisteminde toplanması biyolojik anlamda yalnızca bir adımdı. Zamanla bu ekinlerin çoğunda değişiklikler yaparak hasat miktarını artırdık ve hasadı kolaylaştırdık. 

Türkiye’nin güneydoğusunda birbirine komşu olan Gaziantep ve Şanlıurfa şehirleri bulunmaktadır ve her ikisi de Anadolu’nun gastronomi başkenti olduğunu iddia etmektedir. Her iki şehrin de taze malzemelere ve Batı Anadolu’nun geleneksel Akdeniz mutfağından farklı olarak gelişmiş mutfak yaklaşımlarına sahip zengin tarım gelenekleri vardır.  Gaziantepli şefler yüzyıllardır bölgedeki malzemeleri kullanarak şaşırtıcı Türk yemekleri yapıyor. Yaptıkları etli yemeklerin çoğu genellikle fıstıkla, zeytinle veya kayısı, erik ve elma gibi meyvelerle sunulan kebaplardır. Yoğurtlu et yahniler başlıca yemeklerindendir. Bölgede yetişen sebzeler ise genellikle etin yanı sıra bulgur ve mercimekle doldurulur. Bölgeye yapacağınız lezzet turunuzda dünyaca ünlü baklava, Antep fıstıklı kurabiye, sütlü zerde ve katmer için de muhakkak yer ayırın.

Batıda Anadolu’nun Ege kıyısı zeytin, patlıcan ve enginar gibi tarımsal zenginliklere ve Akdeniz’e özgü ürünlere sahiptir. Deniz, Omega 3 açısından zengin balıklar sunar ve bu çeşitliliğiyle bölge mutfağı lezzet patlaması yaşar. Bölge mutfağının daha uzun bir yaşamla ve bu uzun, keyifli yaşamın tadını çıkarmakla ilişkili olduğu kabul edilir. 

Anadolu’nun kuzeyinde ise Osmanlı mutfağı; Orta Asya, Orta Doğu ve Balkan mutfaklarıyla birlikte gelişmiştir. Kaliteli yemekler hem sarayın hem de dünyanın dört bir yanından gelen ziyaretçilerin seçkin damak tadını tatmin ediyordu. Vejetaryenler daha sağlıklı beslenme eğilimindedir ve Osmanlı zeytinyağlıları da genellikle et içermez ve kalp dostu zeytinyağı ile pişirilir. Klasik zeytinyağlı örnekleri arasında dolmalar, taze fasulye ve yaprak sarma bulunur. Ancak bazı Osmanlı yemeklerinde, Türkler tarafından Orta Asya’dan getirilen geleneklerin bir yansıması olarak et de bulunur. Bu yemeklerin en bilinenleri kebaplar, döner ve köftedir.


Bu Sayıdaki Diğer Makaleler

Skylife Arşivi