Televizyon ekranlarının en büyük dizisi sona eriyor. Tüm dünyada milyonlarca izleyici toplayan, beğenilen sahneleri ve diyalogları çokça konuşulan dizi, final sezonuyla izleyicilerini ekran başına toplarken Barbaros Tapan, Taht Oyunları’nın (Game of Thrones) üç oyuncusuyla Skylife okurları için New York’ta buluşup kendileriyle söyleşi yaptı. Kit Harington, Emilia Clarke ve Maisie Williams hem sansasyonel final sezonunu hem de gelecekteki projelerini anlattı.

Emilia Clarke 

The New Yorker’daki harika yazınızı tekrar okudum ve çok duygulandım. 24 yaşındaydınız ve ilk sezonu yeni bitirmiştiniz. Anevrizmadan öleceğinizi düşündünüz ve ameliyat da oldukça korkutucuydu. Artık iyi olduğunuza göre bu konudan biraz bahsedebilir misiniz?
Tabii. İlginç bir his çünkü o kadar uzun süre sır gibi sakladım ki kırmızı halıda insanlar beni durdurup bu konuda soru sorduklarında yaşadığım anlar gerçek değilmiş gibi geliyordu. Bir yandan da çok özgürleştirici bir durumdu çünkü birçok röportajda “Güçlü olma anlamında Daenerys ile ortak yanınız var mı?” diye soruluyordu. Hiçbir şey söylemedim.  Artık rahatça konuşabiliyor olmak özgürleştirici bir his. Ama söylememin asıl nedeni kurduğum vakıftı. İnsanların bana bakıp “Ejderhaların annesi yapabildiyse ben de yapabilirim.” demeleriydi. 

Bu tecrübelerinizle gençlik yıllarınıza geri dönseniz kendinize ne tavsiye ederdiniz? 
Bu ilginç yolculuğa kendisini hazırlamasını söylerdim. Çocukken hep oyuncu olmak isterdim. Tuhaftır ki sahnede, onca insan karşısında kendimi evimde gibi hissetmem hiç de zor olmadı. Hiçbir şeyden pişmanlık duymak istemiyorum. Başımıza gelen her deneyim bizi olduğumuz kişi yapıyor. İnsan dediğin de bu zaten; beyin anevrizması da dâhil tüm deneyimlerin bir toplamı. Bu sorunlara bakıp hiçbir zaman hayıflanmadım. Onun yerine “Bu deneyimden ne ders çıkarabilirim ve diğer insanlara nasıl yardım edebilirim?” diye düşündüm.

Vakfınızdan biraz bahseder misiniz?
İsmi SameYou. Beyin yaralanmalarında tamamlayıcı tedaviye odaklanıyor. Hastanede tedavi ile evde tedavi arasında büyük bir fark olduğunu deneyimlerimden biliyorum. Uzun süre hastanede kalıyorsunuz ve herkes size “Hastasın, endişelenmen lazım.” diyor. Ve bir gün sizi salıveriyorlar. Eve gittiğinizde de “Makine sesi nerede? Ya ölürsem? Kendimi güvende hissetmiyorum ve korkuyorum.” diye düşünüyorsunuz. Özellikle beyin yaralanmalarında bu durum daha da zor oluyor.

Kit Harington

Son çekimi de tamamladığınız gün neler hissettiniz?
Umarım ödüllere aday gösterilir ve törenlere birlikte katılırız... Bitmesine gerçekten çok üzüldüm. Taht Oyunları isminin benim için hep özel bir yeri olacak. Evet, insan duygulanıyor. Ama her kutlayışımızda omuzlarımdaki yükün biraz daha hafiflediğini hissediyorum ve ortaya koyduğumuz işin tadını çıkarmaya çalışıyorum.

Bu tür bir dizide tekrar yer almak ister misiniz?
Yakın gelecekte böyle bir şey yapmak istemiyorum; harika, çok özel ve hayır diyemeyeceğim bir teklif gelmezse tabii… Altı yıllık bir kontrat imzalamam zor. Şu sıralar tiyatroya, filmlere ve kısa dizilere odaklanıyorum.

Taht Oyunları hayatınızda bir şeyleri değiştirmiş olmalı…
Dokuz yıl önce diziye başladığım zamanki hâlime bakınca duygulanıyorum. Şu an olduğumdan o kadar farklı ki! Edindiğim deneyimler beni bu odaya, sizinle karşı karşıya getirdi; yüzümde flaşların patladığı kırmızı halılara çıkardı. Bir ödül törenine ilk kez gidişimi hatırlıyorum da gerçekten sıra dışı bir deneyimdi. Şu an yapmak istediğim şey son bölümü izleyip en başa dönmek, tamamını tekrar izleyip teşekkür ederek bu projeyi noktalamak.

Dizinin izlediğimiz döneminden öncesini anlatan proje de gerçekleşecek gibi görünüyor. Bu yolculuğa çıkacak insanlara neler tavsiye etmek istersiniz?
Ön bölüm konusunda akıllıca davranıyorlar çünkü farklı bir proje olarak ele alınıyor. Kreatif ekip aynı değil, yapımcılar farklı. Stil anlamında benzer şeyler görebiliriz ama sanırım tamamen farklı bir dönemde geçiyor. Parçası olacak insanlara -bizimkine benzer bir yolculuğa çıkacaklarsa- sadece şunu söyleyebilirim: Hayatlarının en iyi yıllarını yaşayacaklar. 

Setten hatıra olarak bir eşya aldınız mı?
Hayır, kullanılan eşyalar konusunda oldukça sıkılardı. “Kostümümü ve kılıcımı alacağım, değil mi?” diye sorduğumda “Hayır.” dediler. Nedenini sorduğumdaysa “Çünkü artık çok değerli.”  cevabını verdiler. Bu nedenle küçük şeyler aldım.

Neler aldınız? Merak ettim… 
Söyleyebilirim, sorun değil. Tanıtım sürecinde yaptırılan heykelimi aldım. Sanırım hepsini bir müzede sergileyecekler. Taht Oyunları’nın zırhçısından, zırhımın bire bir kopyasını yapmasını istedim. Evde bir şöminem var, üzerine asmak istiyorum.

Şöhret konusunda “Başka türlü yapsaydım.” dediğiniz şeyler var mı?
Şöhret ilginç bir durum. Hatalı davrandığım ve kendime çok odaklandığım zamanlar oldu. Ama neyse ki etrafımda bana karşı dürüst olan insanlar oldu hep. Bu nedenle değiştirmek istediğim pek fazla şey yok çünkü o hatalar beni olduğum kişi yaptı. Ve bu kişiden son derece memnunum.

Maisie Williams

Diziyle alakalı en çok ve en az neyi özleyeceksiniz?
Tüm ekiple birlikte Belfast’a geri dönmeyi özleyeceğim. En az neyi özlerim? Sanırım ayaklarımın ıslanmasını… En kötüsü buydu, her yerde çamur birikintisi olması da rahatsız ediciydi. Bir arazinin ortasında çekim yaptığınız için hiçbir yerde tuvalet bulamıyorsunuz. Bunu da hiç özlemeyeceğim.

Diziye başladığınızda 12 yaşındaydınız ve artık 21 yaşındasınız. Bu yıllar bir insanın hayatında büyük önem taşıyor. “Sıradan” bir çocukluk yaşayamadığınız için pişmanlık duyuyor musunuz?
Ünlü olmamak ve bunun ne anlamda farklı olacağını düşünme fikri ilgimi çekiyor. Ama herhangi bir pişmanlık duymuyorum çünkü hayatımın en sıra dışı deneyimlerinden biriydi. Bu dizide oynayarak ve böylesine genç yaşta çalışarak hayata dair birçok şey öğrendim. Bana açtığı kapılar için de çok heyecanlıyım. Özellikle son altı ay herkes bana “Dizi bittiğinde 21 yaşında olacaksın ve hayatın daha yeni başlıyor. İstediğin her şeyi yapabilirsin.” dedi.

Peki neler yapmak, neleri keşfetmek istiyorsunuz?
Resim, çizim, yazı gibi farklı kreatif alanları keşfetmek istiyorum. Bir stüdyom var ve orada kreatif işler yapabilirim sanırım. Kendi filmimi yapmak istiyorum çünkü bu anlamda birçok fırsat var. Londra’da imkânı sınırlı çok yetenekli insanlar var. Daha dolu bir yaşam anlamındaysa bir maratona katılmak ve seyahat etmek istiyorum. Bu iş sayesinde birçok yere gittim ama hep sinema endüstrisi bağlamındaydı. Farklı kentlerden küçük izlenimler ediniyorsunuz ama hep belirli bir grup ya da gezi oluyor. Tabii film yapmaya ve oyunculuğa da devam edeceğim. 

Bu Sayıdaki Diğer Makaleler

Skylife Arşivi