Bereketli toprakları üzerinde medeniyetler ağırlamış abide şehir Samsun, Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının Millî Mücadele’nin ilk adımını attığı, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş meşalesini yaktığı; Türk milletinin bağımsızlık güneşinin doğduğu şehirdir.

Karadeniz’in maviliğinin üzerinden süzülüp Samsun’a inmek, bir şehre ulaşmaktan çok daha fazlasını ifade eder mayıs ayında. Çünkü özellikle bu ayda Samsun’da olmak, destansı bir dirilişin ilk adımlarına tanıklık etmek demek… Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Atatürk’ün “Doğum günüm!” dediği 19 Mayıs 1919’un 100’üncü yılı, şehirde coşkulu kutlamalarla taçlandırılıyor. Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının Millî Mücadele’yi başlattığı yer olan Samsun, kültür, sanat ve spor alanlarında dünyada karşılığı olan bir marka şehir olmak istiyor. Bu hedef doğrultusunda tüm şehir âdeta kenetlenmiş; aylardır, hatta yıllardır sürdürülen hazırlıklarda sona gelinmiş. Gençlik korosundan robot yarışmasına, tematik gezilerden fener alayına dek yıl boyunca devam edecek etkinliklere, Samsun 19 Mayıs Üniversitesi de düzenleyeceği “100. Yılda 100 Etkinlik” ile katkıda bulunuyor. Etkinliklerde “rekorlar” da var: Yürüyüş kortejinin 1919 metre uzunluğundaki Türk bayrağı eşliğinde yapılması, Samsun’a 19 bin 19 fidan dikilmesi, Millî Mücadele’nin anlatıldığı dijital gösterimlerin Türkiye’nin en büyük yağlıboya duvar tablosu fonunda yapılması… 
Dünya standartlarını yakalamış, sosyal hayatını geliştirmiş Samsun, son yıllarda Karadeniz sahilinin yükselen şehirlerinden. Türkiye’nin düzenlenip halka açılmış en uzun sahil şeridine ev sahipliği yapan Atakum, Karadeniz Bölgesi’nin en gelişmiş ilçesi seçilmiş. Gün boyu sahil yürüyüşleri ile deniz keyfi yapan insanların şenlendirdiği Atakum’da gezinirken keşfettiğim kafe, restoran ve otellerin kalitesi, dünyanın önde gelen turizm kentlerindeki benzerlerini aratmıyor. Her yıl yaz aylarında plaj voleybolu turnuvasının ve halk dansları festivalinin düzenlendiğini öğrendiğim Atakum’da yaptığım gezi, meşhur Bafra dondurması ile tatlanıyor.
Çok sayıda opera ve bale temsili düzenlenen Samsun en çok gençlerine güveniyor. Atatürk’ün gençlere emanet ettiği Türkiye Cumhuriyeti, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı ruhuyla; Samsun ise spor tesisleriyle güç kazanıyor. İlkadım ile 19 Mayıs ilçeleri arasındaki uzun sahil şeridindeki yelken, tenis ve golf kulüplerini, bowling ve buz pateni salonlarını, binicilik ve su sporları merkezlerini, bisiklet yolunu, yürüyüş ve koşu parkurlarını yeni yapılan şehir stadyumu tamamlıyor.
19 Mayıs ruhunun peşi sıra Samsun’daki bir sonraki adresim, Tütün İskelesi oluyor. Liman içindeki ahşap bir platform üzerinde Atatürk ve 18 silah arkadaşının Samsun’a çıkışı balmumu heykellerle canlandırılmış. Bir milletin yeniden doğuşunu ve dayanışma ruhunu tasvir eden anıt, Avusturyalı heykeltıraş Heinrich Krippel tarafından yapılmış. 15 Ocak 1932'de açılan Onur Anıtı'ndan sonra Samsun’daki en önemli ikinci anıt. 
Biraz ilerideki Bandırma Vapuru replikası ise kuşkusuz ziyaret edenlere heyecan veriyor. Atatürk'ü İstanbul’dan Samsun'a getiren Bandırma Vapuru'nun birebir ölçekte yapılan örneğinde, fotoğraflar, balmumu heykeller ve maketler eşliğinde Millî Mücadele yılları anlatılıyor. Sonrasında şehir merkezindeki müzelere uzanarak Samsun’daki büyük Cumhuriyet fotoğrafını tamamlamaya karar veriyorum. Yürüyerek ulaştığım şehir merkezindeki Gazi Müzesi, Atatürk'ün Samsun'a geldiği günlerde konakladığı binada. Bir zamanlar Mıntıka Palas olarak bilinen binada, Cumhuriyet tarihi ile ilgili çok sayıda belge ve eser sergileniyor. Samsun’daki görkemli Cumhuriyet mirası halesini genişletmek amacıyla Millî Mücadele’nin ilk yıllarında önemli bir rol üstlenen Kuva-i Milliye Müzesi'ni, Tekkeköy ilçesinde yer alan ve Atatürk’ün Selanik’te doğduğu evin birebir örneğini temsil eden Atatürk Evi’ni, XIX. yüzyılda okul olarak kullanılan Alaçam Mübadele Müzesi’ni gezi listeme ekliyorum. Ardından 19 Mayıs ruhunu bir yol hikâyesine dönüştürmek üzere 98 kilometrelik Kurtuluş Yolu’nu arşınlıyorum. Burası, Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının Samsun’dan Amasya’ya giderken kullandığı yolun ta kendisi. Özel levhalarla işaretlenen rota, o dönemde yol gösterici olarak kullanılan çanlar, kağnılar, eski otomobiller ve nostaljik objelerle dolu. Kaplıcalar diyarı Havza’da ise Atatürk’ün kaldığı üç katlı eski Mesudiye Oteli, Atatürk Evi adıyla müzeye dönüştürülmüş. Gazi’nin 25 Mayıs ile 13 Haziran 1919 tarihleri arasında konakladığı evde çalışmalarını sürdürdüğü oda, Gazi Odası adıyla korunuyor.  

Gittiğim şehirlerin mutfaklarını keşfetmeye düşkün biri olarak Samsun lezzetlerini de ihmal etmiyorum. Samsun pidesinin yanı sıra, lezzetli bir çörek türü olan Bafra nokulu, kaymaklı lokum, gevrek simit, şerbetsiz baklavaya benzeyen Çarşamba kıvratması, odun ateşinde kaynayan semaver çayı, püre kıvamında menemen, farklı renklerde ve tatlarda kuru fasulye çeşitleri iştah açıyor. Mükellef bir sofra için ise XIII. yüzyıldan kalma bir Selçuklu hanında hizmet veren Çakallı Taşhan’a gidiyorum. Samsun-Amasya Kervan Yolu’ndaki tonozlu taş yapının restoran bölümünde sunulan kaz tiridi, kocabaş turşusu, yöreye özgü küçük yabani elmalardan yapılmış acık (ya da acuk) ekşisi ve kırçan otu kavurması tek kelimeyle damak çatlatıyor. 
Yemekten sonra hanın çevresinde yürüyüşe çıkıp tarihî taş köprüden geçerek XIX. yüzyıldan kalma ahşap Kasımzade Ahmet Sofi Camii’ni ziyaret ediyorum. Samsun Kent Müzesi’nde görevli, yol boyu bana eşlik eden Hilal Özdal’ın aktardığına göre şehirde tarihî niteliğe sahip 80’den fazla ahşap cami bulunuyor. Sonra Batı Park’ta teleferiğe binerek kısa ama seyir keyfi yüksek bir yolculukla Amisos Tepesi’ne çıkıyorum. Baruthane Tümülüsleri ile Amazon köyü arasında gezerken bölgenin zengin tarihini fark etmek zor olmuyor. Savaşçı ve gözü pek Amazon kadınlarının yurdu olan Samsun’da kurulmuş Amisos Kenti, Osmanlı Devleti’nin ilk dönemlerine kadar 2 bin 600 yıl boyunca varlığını sürdürmüş. 
Yemyeşil dağlardan kopup gelen nehirleri denizle buluşturan Samsun’daki doğal mücevherler saymakla bitmiyor: Tam 484 kayıtlı kuş türünün tespit edildiği Kızılırmak Deltası, başlı başına bir gezi ve gözlem alanı. Osmanlı döneminde şehzade ve paşaların mesire yeri olan, Kunduz Ormanları ile ünlü Vezirköprü kırsalındaki Şahinkaya Kanyonu ise Game of Thrones dizisinden mekânları andıran manzaralar eşliğinde tekne turları vadediyor. Dahası, Galeriç Su Basar Ormanı, Ladik Gölü’ndeki yüzen torf adaları, Ayvacık’taki doğa sporları imkânları, Tekkeköy'deki Kabaceviz Şelaleleri, Yeşilırmak kıyılarını süsleyen pirinç tarlaları, dört bir yanı mesire yerleriyle kaplı Kavak, oksijen deposu Akdağ Yaylası, Asarcık’ın şenlikli panayırları ve Salıpazarı’nın fındık bahçeleri de Samsun’un doğal harikalar haritasını güçlendiriyor. 
Ziyaretçilerine sunduğu sayısız zenginlik ile adım adım bir tarih, kültür, doğa ve spor kentine dönüşen “Cumhuriyet kenti” Samsun’da güneş yeniden doğuyor. Tıpkı 19 Mayıs 1919’da olduğu gibi yeniden ve hiç batmamak üzere… 

Bu Sayıdaki Diğer Makaleler

Skylife Arşivi