Türkiye’nin ilk yerli jirokopteri GyroTürk, Mersinli girişimci bir çiftin izlediği videodan etkilenip ilham alarak hayata geçirdiği bir proje. Bir gurur projesi olan GyroTürk eğitimden tarıma, ilk yardımdan askerî kullanıma birçok alanda kullanılacak.

Mersinli Burcu ve Cem Aydemir çifti, gördüğü bir videodan etkilenerek “jirokopter” adlı hava aracını üretmek için kolları sıvadı. Yaklaşık dokuz yıllık bir Ar-Ge çalışmasının sonucunda, GyroTürk adlı yerli ve millî hava aracı artık seri üretim aşamasında. İniş ve kalkış için herhangi bir piste ihtiyaç duymayan ve dünyanın en hafif hava aracı olan GyroTürk, ilk yardım, eğitim, turizm, arama-kurtarma gibi birçok farklı alanda kullanılacak. Geçtiğimiz günlerde girişimcilik ödülü de alan Burcu Aydemir, GyroTürk’ün başlangıç serüvenini ve hedeflerini Skylife okurları ile paylaştı.

GyroTürk hava aracını üretme fikri nasıl doğdu?
Benim hayalim sadece bir yerden bir yere hızla ve güvenle yani uçarak gitmekle sınırlı değildi. Üstünde uçtuğum yerleri izleyebilmek, görebilmek istiyordum. Eşimde de uçma tutkusu var ama o benden biraz daha cesur. Yamaç paraşütü, planör gibi çeşitli araçlarla uçtu. Benim için güvenlik çok önemli ve ben o şekilde uçmaya cesaret edemedim.
10 yıl önce televizyonda belgesel izlerken jirokopterle ilk kez karşılaştık. Havada giden motosiklet gibiydi! Özgürlük, mutluluk, pratiklik, güvenlik… Hepsi bir arada. Bu sayede her şeyi detaylı izleyebilecek kadar alçaktan uçabiliyorsunuz. İkimiz de “İşte bu!” dedik. Eşim “Ben bunu üretirim.” dedi ve maceramız böylece başladı.  
Bu araç ne tür teknolojik özelliklere sahip?
Federal Havacılık İdaresi (FAA), jirokopterin piyasadaki en güvenli tasarımlardan biri olduğunu belirtmiş. Otorotasyon prensibi kullanılarak döndürülen ve bu sayede kaldırma kuvveti üreten bir rotora sahip. Bu araçlarda motor da var. Ancak bu motor, rotoru döndürmek ve kaldırma kuvveti üretmek için değil tıpkı uçaklardaki gibi ileri yönde yatay doğrultuda etki üretmek için kullanılıyor. GyroTürk rotoru görünürde helikopter rotoruna benzese de çalışma prensibi olarak farklı. Rotor, dönmek ve kaldırma kuvveti üretmek için rotasyon prensibine göre etrafından akan hızlı bir hava akımına ihtiyaç duyuyor. Jirokopterin helikopterden ayrılan en önemli özelliği havada sabit durmaması, fakat buna rağmen çok düşük hızla ve çok alçak uçma özelliğine de sahip. Kalkış için kısa bir mesafeye ihtiyaç duyan ve belli bir hıza ulaştığında kalkış yapan jirokopterin başka bir özelliği, türbülans ve rüzgâra karşı duyarlılığı düşük olduğu için sert hava şartlarında güvenli uçuş yapılabilir. 

2009 yılından beri bu proje üzerinde çalıştığınızı belirttiniz. Bugüne dek ne gibi aşamalar kaydettiniz ve ne tür zorluklarla karşılaştınız?
Sanırım insanların önyargılı yaklaşımları en zoruydu. Böyle bir hava aracı üretme hedefimiz genellikle imkânsız bir hayal olarak görüldü. Aracı somut olarak ürettiğimizde de uçabileceğine inanmadılar. Uçtuğunu gördüklerinde de “Bunu siz yapmış olamazsınız.” dediler. Diğer yandan, proje yazma, projeyi savunma, üretim, istihdam gibi aşamalarda da çeşitli zorluklar yaşadık. Ancak tecrübe kazandıkça, bize inanan ve aynı tutkuyu paylaşanlar arttıkça zorlukları aşmak kolaylaştı.  

Eşinizle aranızda nasıl bir iş bölümü var? 
Biz bir aileyiz ve havacılık şirketimiz de bir aile şirketi. Ürettiğimiz jirokopter bizim çocuğumuz gibi. Ben yatırımın planlanması, projelerin yazılması ve fon temini, resmî süreçlerin takibi, gerekli uçuş izinlerinin alınması, finansal yönetim ve projemizin tanıtımı gibi süreçleri yürütüyorum. Eşim Cem de inanılmaz bir ustadır. Tüm üretim ve test süreçlerini o yönetiyor.

GyroTürk’ü “Anadolu kadını”na benzettiğinizi söylemişsiniz bir röportajınızda. Bunu biraz açabilir misiniz?
GyroTürk tıpkı Anadolu kadını gibi en zorlu koşulların üstesinden gelebilir. Fırtınada uçabilir, tarlaya inebilir. Hasta nakil, sintine denetimi, keşif ve arama-kurtarma, yangın söndürme, hava taksi, tarımsal ilaçlama, turizm gibi çok çeşitli alanlarda kullanılabilir.  Denizde yol alabilir, denizden kalkış ve denize iniş yapabilir. Elbette sportif amaçlı kullanımda da eşsiz bir uçuş deneyimi sağlar.  İdame ve bakım masrafları bir helikopterin onda biri kadardır.  Koruyucu ve güvenilirdir. Tıpkı Anadolu kadınının pratikliği gibi GyroTürk de her bakımdan pratiktir. Gelişime açık olduğunu da ayrıca belirtmeliyim. 

Devletin projenize katkıları ve ilgisi hakkında neler söylemek istersiniz?
Biz hava aracı yapmaya başladığımız zaman kimse inanmamıştı, “Hayal bunlar!” deyip vazgeçirmeye çalışmışlardı. Ama devletimiz inandı, güvendi, destekledi. 2018 yılında ise KOSGEB TEKNOYATIRIM-KOBİ Teknolojik Ürün Yatırım Destek Programı kapsamında Türkiye’nin ilk jirokopter fabrikasını kurmayı başardık ve seri üretime geçmiş bulunmaktayız.
Eli hep bölgenin üstünde olan milletvekilimiz Sayın Lütfi Elvan, valimiz Sayın Ali İlhan Su, yakın destekçimiz Çukurova Kalkınma Ajansı… Projemizin hayata geçmesinde hepsinin çok büyük desteği oldu.

GyroTürk için yatırım planlarınızı biraz açabilir misiniz?
Fabrikamızı devletimizin desteğiyle kurmaya başladık. Satışlarımız 2019 yılının sonlarına doğru başlayacak. Temelimizi oluşturan “yerli ve millî” anlayışı kapsamında, millî bir şirketimizle pazarlama süreci için ortaklık görüşmelerimiz artık son aşamalarda.

Bu projeyle ilgili hedefleriniz neler?
GyroTürk’ün bir dünya markası olmasını hedefliyoruz. Hava yolcu taşımacılığında Türk Hava Yolları’mız, savunma sanayiinde İHA'larımız varken, çok hafif hava araçları kategorisinde de GyroTürk’ümüz olsun istiyoruz. Dünya havacılığı Hezarfen’in torunlarının emekleriyle gelişip ilerliyor.

Geçtiğimiz günlerde “Türkiye’ye Enerji Veren Kadınlar” ödüllerinde girişimcilik ödülü aldınız. Bu size nasıl bir ilham verdi?
Kendimi artık daha güçlü hissediyorum çünkü inancımın ve emeklerimin desteklendiğini gördüm. Bu da bana başka kadınlara ve gençlere destek olma konusunda ilham verdi. Biz hep birlikte sınırsız ufuklara uçacağız.

Bu Sayıdaki Diğer Makaleler

Skylife Arşivi