İstanbul’un güzelliğine güzellik katar bahar. İster Boğaziçi’nde, Marmara veya Karadeniz sahilinde ister kadim sur içinde ister Taksim’de olun güneşin, yeşeren ağaçların, uzayan günlerin coşkusunu mutlaka hissedersiniz. Peki, bu keyifli bahar günlerinde zamanınızın bir bölümünü parklara ayırarak tabiatla baş başa kalmaya ne dersiniz?

İstanbul’un baharı iksir gibidir; insana da doğaya da iyi gelir. Bunun tadını çıkarmak, baharın enerjisinden pay almak için nisan ve mayıs aylarında parkları gezmek yapılacak en keyifli işlerden biri olabilir. Önümüzde güzel günler var. İster misafiri ister yerlisi olun, bu aylarda bazı hafta sonlarınızı İstanbul’un renklerle bezenen parklarından birkaçına ayırın. 

Atatürk Arboretumu
Şehir merkezinden uzakta, doğayla iç içe, huzur dolu bir gün geçirmek istiyorsanız Sarıyer ilçesinin Bahçeköy semtinde bulunan Atatürk Arboretumu gidilecek en doğru adreslerden biri. Burası bir park olmanın da ötesinde üzerinde yaklaşık 1500'den fazla bitki türüyle bir tabiat müzesi âdeta. Beş kollu bir yıldız formunda düzenlenmiş alanda çam, kayın, manolya ve dişbudak ağaçları arasında yürürken bir sincapla göz göze gelirseniz şaşırmayın! Çünkü buradaki sincaplar ziyaretçilere enikonu aşina. Kuşlar yuva yapmış haşmetli ağaçlara. Her bitkinin künyesinde Latince adı ve geldiği yer gibi bilgiler yazıyor. Atatürk Arboretumu’nda biri büyük biri küçük olmak üzere iki gölet var. Tabiatın saf güzelliğini hissetmenizi sağlayan bu göletlerde süzülen ördekler ve kuğular göz kamaştırıyor. Dünyanın uzak noktalarından getirilen bitkiler arboretumun zenginliği içerisinde yerini almış. Bu çeşitlilik tohum ve fidan konusunda birçok botanik bahçesinin ve arboretumun birlikte çalışmasının ürünü. Yeşilin farklı tonlarıyla mavi fona uzanmış yaprakları ve zarif kuğularıyla Atatürk Arboretumu baharı gerçek anlamda karşılayacağınız en keyifli yerlerden biri. 

Emirgan Korusu
İstanbul’da Boğaz ve orman havasını aynı anda soluyacağınız büyükçe parklar var ama Emirgan Korusu bir başka! Bütün bir günü hak ediyor ve karşılığını da tastamam veriyor. Daha koruya varmadan, sahildeki neşeli kalabalık karşılayacak sizi. Oltasını kapıp gelenler, koşanlar, dedelerinin elinden tutmuş torunlar ve banklarda sohbet eden gençler içinizi ısıtsa da asıl festival koruda: İstanbul’un alametifarikası lâleler her yıl olduğu gibi bu yıl da Emirgan Korusu’nu ipek bir şal gibi sarıp sarmalıyor. XVI. yüzyıldan bu yana İstanbul için kültürel bir motif olan lâleyi daha yakından tanımak için İstanbul’un sayılı korularında düzenlenen lâle festivali kapsamındaki etkinliklere siz de mutlaka katılmalısınız. Divan şiirinde aşkı, ateşi, şafağı simgeleyen lâleler, mordan sarıya pek çok rengiyle kusursuz bir şiirdeki mısralar gibi… Öte yandan Emirgan Korusu, lâle zamanı dışında da her mevsimi ayrı ayrı yaşayan çiçeklerle, ağaçlarla süslü. Çiçek tarhları arasındaki göletlerin etrafında gezerken ördeklerin fotoğraflarını çekebilir veya çocukları mutlu eden oyun parklarında siz de ailece keyifli dakikalar geçirebilirsiniz. Koruda bulunan Pembe Köşk, Beyaz Köşk ve Sarı Köşk ise masallardan çıkıp gelmiş sanki. Bu köşkler XIX. yüzyılın sonunda Hidiv İsmail Paşa tarafından yaptırılmış. Yemek molası vermek isterseniz, Sarı Köşk’ün lezzetlerini tercih edebilirsiniz. 

Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesi 
İstanbul'un Anadolu yakasında Ataşehir semtinin yanından geçen TEM otoyolunun kenarında, gökdelenlerin arasında bir serap misali duran Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesi sizi bambaşka bir dünya ile buluşturuyor. Otoyolun trafiğinden çıkıp sihirli bir kapıdan tabiatın sonsuzluğuna geçiyorsunuz sanki. Arıların polen peşinde çiçekten çiçeğe uçtuğu, nilüferlerin havuzları doldurduğu, sümbüllerin muhteşem kokularla salındığı bir bahçede, bir hayalin içine giriyor gibi hissediyorsunuz kendinizi. Özenle korunmuş bu botanik bahçesi ayrı ayrı düzenlenmiş sekiz adadan oluşuyor. Bu adalardan Ertuğrul Adası hem hikâyesi hem de İstanbul’a sakura coşkusu yaşatması açısından özel bir yer. Burası 1890 yılında, Japonya’dan dönerken fırtınaya kapılıp batan Ertuğrul Fırkateyni’nde hayatını kaybeden denizcilerin anısına düzenlenmiş bir bahçe. Burada onların hatırasını yaşatmak için dikilmiş bir anıt da var. Japon Sakura Vakfı’nın her bir denizci için bağışladığı Japon kirazı fidanlarının arasında dolaşırken duygulanmamak elde değil. Sakura ağaçları Japon kültüründe aşkın ve tutkunun sembolü olmasının yanı sıra baharın ve yeni başlangıçların da müjdecisi. Kirazların çiçeklendiği, doğanın uyandığı günler, Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesi’nde “Bahara Merhaba” şenliğiyle kutlanıyor. Ayrıca buradaki sevimli ahşap kulübelerde doğaseverlerin ilgisini çekecek bilimsel bitki ressamlığı ve bahçıvanlık kursları da veriliyor. Bitkilere dair tecrübenin ve teorik bilgilerin paylaşılmasını hedefleyen Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesi çocuklar ve yetişkinler için birbirinden zevkli çalışmalar yapıyor. Kuş gözlemleri, doğada deneyler, kâğıt atölyeleri gibi aktivitelerin dışında, “Bahçıvan Çocuklar Projesi” de son derece ilgi çekici.  Şehir yaşamında ister istemez doğadan uzak kalan çocuklar için düzenlenmiş Keşif Bahçesi, kum havuzu, fıskiye, açık tiyatro, ağaç ev, tünel gibi birimler bitki dünyasına dolaysız ve eğlenceli bir başlangıç sunuyor. Doğadan edinilen tecrübeyi ve bilgiyi paylaşma misyonuyla hareket eden Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesi’nin yetişkinlere yönelik faaliyetleri arasında kurslar, atölyeler, konferanslar, sergiler ve belgesel gösterimleri var. Ayrıca doğa fotoğrafçılığı, fitoterapi kursları şehir hayatının yoğun temposundan sıyrılıp nefes almanızı sağlayacak son derece ideal etkinlikler.   

Fenerbahçe Parkı 
Bahar aylarında en çok tercih edilen sayfiye yerlerinden biri de Anadolu Yakası’nda Kalamış Marina’ya komşu Fenerbahçe Parkı. Geçmiş zaman İstanbul’una dair hatıraları canlı tutan bir semt Fenerbahçe; daima şık, daima bakımlı. Fenerbahçe Burnu'nda bulunan ve bulunduğu semte adını veren bugünkü Fenerbahçe Feneri, Osmanlı İmparatorluğu zamanında, 1857 yılında yaptırılmış. Mazide kaldı sanılan huzuru eski evleri, marinası, sahilde sıralanan restoranlarıyla yaşatan bir İstanbulludur bu semt. Baharı karşılayan Fenerbahçe Parkı, yeşil çimenlerde papatyalar, çiçek açmış erguvan ağaçları, asırlar devirmiş ağaçlarla denize uzanıyor. Heybetli görüntüsüyle bir anıt gibi duran sakız ağacı parkın en şöhretlilerinden. Parkın içindeki Romantika Cafe ise durup dinlenmek ve sıcak bir şeyler içmek için keyifli bir mekân. Bisiklete binenler, kitap okuyanlar, hatta gün batımından sonra akşamın tadını çıkarmaya koyulanlarla kalabalıktan uzak, günün her ânı apayrı güzellikler sunan bir park burası. Ünlü Türk şairi Yahya Kemal Beyatlı’nın Fenerbahçe şiirinin dizeleri parkın misafirlerini hoş bir seda ile uğurluyor durduğu yerden: Dün Fenerbahçe’de gördüm / İri bir zümrüt içindeydi bahar (…) 

Bu Sayıdaki Diğer Makaleler

Skylife Arşivi