Maslak yedi tepeli İstanbul'un sekizinci tepesi sanki. Bir zamanlar şehrin dışında kalan, son yıllarda ise gökyüzüne enikonu yakın binalarıyla kent içinde kendi dünyasını kuran bir semt.

İstanbul’un geçmişte az nüfuslu yerlerinden biri olan Maslak günümüzde geçirdiği dönüşümle görenleri şaşırtmayı başarıyor. Bir yanda mavi camlarıyla gökdelenler, diğer yanda alışverişe, sanata ve tarihe uzanan mekânlar… 1800’lü yılların başlarında ormanlarla kaplı olan Maslak’ta Büyükdere’den kanallarla getirilen suyun toplandığı havuzlar varmış. Semt de ismini “su haznesi” anlamına gelen su dağıtım havuzlarından almış zaten.
 Maslak’taki gezime tarihin kapılarından geçerek başlıyorum.     XIX. yüzyıl sonlarında inşa edilen Maslak Kasrı, Sultan II. Abdülhamid’in tahta çıkana kadar yaşadığı ve zamanının büyük bir kısmını geçirdiği yer. Burada bir Osmanlı padişahının gündelik hayatından izler görüyorsunuz. Orman içinde yer alan ve bugün müze olarak hizmet veren kasrın bünyesindeki yapılar yapıldıkları dönemin incelikli zevkini yansıtıyor. Müze yerleşkesi; Kasr-ı Hümâyûn (Harem Dairesi), Limonluk, Mabeyn-i Hümâyûn, Çadır Köşkü ve Paşa Dairesi’nden oluşuyor. Kasr-ı Hümâyûn, orta sofa etrafında sıralanan odalardan oluşan geleneksel planıyla Osmanlı konut mimarisinin en güzel örneklerinden biri. Duvar ve tavanlarında zengin kalem işleri, natürmortlar, doğadan alınan ilhamla yapılmış resimler var. Sera kısmını gezerken Fransa’dan getirtilen kamelyaların yanı sıra Grolto ve Cycos gibi endemik türleri de içeren 20 farklı ağacın burada olduğunu öğreniyorum. Sera ve bahçelerin güzelliğini keşfetmenin mutluluğuyla doluyor içim. Kasrın bahçesinden çıkıp Çadır Köşkü’ne gidiyorum. Sekizgen planlı ve üst katı tek odadan oluşan, balkonlarla bezeli bu küçük köşkte yaptığım kahvaltıda soframda sahanda yumurta ve peynir tabağı var. Kahvemi içerken ağaçlar arasından gökdelenler görünüyor. Kuş sesleri ve yeşilin içine gizlenmiş köşk ile modern dünyanın dev yapıları İstanbul’un yeni portresini de tanımlıyor. 
Tarihin penceresini kapatıp bugünün kapısını açmak için gökdelenlere yöneliyorum. Maslak’ın merkezi yerel ve global markaların ışıltılı binalarına ev sahipliği yapıyor. Hafta içi küçük bir Avrupa şehrinin nüfusuna sahip bu alan, yeni nesil restoranları ile eğlence ve sanat anlayışını tekrar yorumlayan mekânları sayesinde İstanbul’un hafta sonları da çekim merkezi hâline gelen yerlerinden. Öğle yemeğini ofiste yiyenlerin çoğu bu saatleri bir sanat galerisi gezmek, yeni bir yemek ya da kahve tatmak için fırsat olarak görüyor. Semtin hafta sonları müdavimleri de var çünkü o günlerde düzenlenen pek çok etkinlik ziyaretçileri kendine çekmeye devam ediyor.
Maslak’ın öne çıkan sanat merkezlerinden biri olan Elgiz Müzesi, Türkiye’nin ilk özel çağdaş sanat müzesi olarak biliniyor aynı zamanda. Terasında yerli ve yabancı heykeltıraşların eserlerini görebileceğiniz mekânın gayet “havadar” olduğunu söylemeliyiz.  Plazalarla çevrili bir manzarada sanatsal bir keşfe çıkmak ilginç bir deneyim oluyor. Müzenin sürekli sergi alanında eserleri sergilenen sanatçılar arasında Gilbert & George, Cindy Sherman, Abdurrahman Öztoprak, Barbara Kruger, Meriç Hızal, Paul McCarthy de var. Sürekli sergi için eklektik yeni bir seçki ise mart ayında sanatseverler ile buluşacak.
Ruhumu sanatla besledikten sonra kahve için 42 Maslak’taki Rawsters Coffee'ye gidiyorum. Kahve dükkânından içeri girince sağ taraftan baskın gelen kahve kokusunun sebebini anlıyorum. Cam bölme ile ayrılmış odada bir heykel gibi duran kavurma makinesi ve yanında içi kahve çekirdeği dolu çuvallar! Bölmenin hemen yanındaki merdivenler oturup çalışabileceğiniz, derginizi okuyabileceğiniz asma kata çıkıyor. Farklı tatlara açıksanız shakepresso ve black eye’ı tercih edebilirsiniz.  
Maslak’taki gökdelenler yapılmadan önce burada bulunan oto sanayi sitesi de dönüşmeye devam ediyor. Briket duvarlı araba tamirhaneleri, servis alanları yavaş yavaş sanatçıların stüdyolarına, konsept mekânlara ev sahipliği yapmaya başlamış. Örneğin Sanayi 313, dört yıl önce bir tamirhanenin yerine açılmış bir restoran. Diğer restoranlardan farkı içinde bir tasarım koleksiyonunun sergilenmesi. Şef Müge Ergül müşteri kitlesinin hafta içi Maslak’ta çalışan yöneticilerden ve beyaz yakalılardan, hafta sonu ise rotasını buraya çeviren ailelerden oluştuğunu söylüyor. Maslak’ta yemek deyince, kaburgasının lezzeti dilden dile dolaşan Markus Prime Ribs Society geliyor akla hemen. Mekân eski bir tamirhanenin içinde. Kendine özgü sosları ve pişirme tekniği ile de ünlenen Markus Ribs yemeğin süresini uzun tutacaklar için keyifli bir seçenek.
İstanbul’un popüler alışveriş merkezlerinden UNIQ İstanbul ve İstinye Park da Maslak’ta. UNIQ İstanbul yeme içme mekânları, galerisi ve sanat performanslarının gerçekleştiği sahneleriyle adını hafızalara kazımış.  UNIQ İstanbul’un açık alanında çıktığım gezintide duyduğum “orman içinden gelen çocuk sesleri” bana masalları hatırlatıyor. Ağaçlar arasına gerilmiş ipler, sanki görünmez bir elin dallara konduruverdiği evler, birbirine çelik halatlarla bağlanmış ahşap basamaklarla dolu bir macera parkının ortasındayım. Terastan yayılan caz tınıları beni kendine çekiyor ve kulaklarımın pasını gideriyor. Burada neredeyse her gün canlı müzik dinletisi var. UNIQ Park’ın içindeki Volkswagen Arena da konserlere, tiyatro ve sahne gösterilerine ev sahipliği yapıyor. Fazıl Say, Morrissey, David Helfgott, Jamie Cullum gibi sanatçıların sahne aldığı Volkswagen Arena, bu ay içinde electro house müzisyeni Steve Aoki’yi, nisanda da kemancı Ara Malikian’ı ağırlamaya hazırlanıyor. İstanbul Atlı Kulübü de 1956’dan beri Maslak’ta. Burada haftanın her günü binicilik dersleri veriliyor. 
İstinye Park ise alışveriş meraklılarını kendine çekiyor. Burası pazaryeri bölümünden lüks mağazalarla çevrili açık hava caddesine kadar ne ararsanız bulabileceğiniz bir alışveriş merkezi.
Maslak’ta dolaşırken bir şehre karayoluyla giriş yaparken gördüğüm mavi yol tabelaları gözümün önüne geliyor. Onlardan birinin Maslak için konulduğunu düşlüyorum. Gece nüfusu binli rakamlarda, gündüz nüfusu yüz binleri gösteriyor… Toprak üstünde 100 metre, gökdelenlerle 300 metrelerde… İşte dönüşümün eğlenceli matematiği!  

Bu Sayıdaki Diğer Makaleler

Skylife Arşivi