Uzun zamandır giymediğiniz bir pantolonun cebine elinizi attığınızda bulduğunuz para gibidir Çukurcuma; sürprizin ta kendisidir, İstanbul’un hazine sandığı gibidir. Hatıralarıyla, hikâyeleriyle de daima tedavüldedir!

Antika ve eski eşya satıcılarının bir çekim merkezi hâline getirdiği Çukurcuma sokaklarında vitrinlere, vitrinlerdeki değerli eşyalara baka baka geziniyorum. Bazı eşyalar beni dükkânların içine doğru çekiyor. Ahşap, kâğıt ve metal kokusunun birbirine karıştığı bu mekânlarda dikkatimi sonuna kadar toplayıp kalabalık eşya topluluklarının arasındaki küçük ayrıntıları kaçırmamaya özen göstererek dolaşıyorum. Bir zamanlar eskicilerin uğrak yeri olan bu semtte değersiz harcıâlem eşyaların ticareti, yerini antikalara ve sanat değeri olan dekoratif eski eşya alım satımına bırakmış. Üstelik dünyanın hemen her köşesinden gelen eski eşyaların buluşma noktası olmuş Çukurcuma.
Semtteki antikacılar işleri gereği son derece tecrübeli ve donanımlılar. Deyim yerindeyse her biri tek başına birer “ayaklı kütüphane” sanki; her sözlerinde başka bir bilgi, başka bir hatıra saklı. Sanatın her dalından ve döneminden eşyaya aşinalar. Mobilyadan resme, madalyonlardan elyazması kitaplara kadar birçok şey dükkânlarında yeni sahiplerine kavuşuyor. Buradaki esnafın gözleri her eski eşyada estetik bir yan arıyor; bulunca da hemen yakalıyor ve üzerine saatlerce konuşabiliyorlar. Sanat ve estetik kadar ürünün menşesi, üretim tekniği, malzemesi gibi detaylara da vâkıflar. Dükkânları ise göze, gönüle şenlik! Çukurcuma antikacılarında hem geçmişi ve bugünü görüyor hem de yepyeni şeyler öğreniyor insan.
Muhittin Molla Fenari Camii'nin hemen yanından Çukurcuma Camii Sokağı'na girdiğimde, köşeyi dönmeden önce soldaki tabelada “Tombak” sözcüğünü görüyorum. Çukurcuma'ya gelenlerin mutlaka ziyaret ettiği, 1975 “doğumlu” dükkân, Mehmet Kösedağ ve yardımcısı Naciye Sepet'in eski eşya laboratuvarı âdeta. Mehmet Kösedağ aileden antikacı. Kendi koleksiyonları da var; dükkânında ise yok yok. Naciye Hanım ile birlikte Sherlock Holmes ve Dr. Watson gibiler! Cam kapaklı masasının altındaki çakıları gösteriyor Mehmet Bey ve "Bunun daha fazlası alt katta; sergileyecek yer kalmadı." diyor. Hemen yanında duran kâğıtları kaldırınca bebek çıngırağı koleksiyonu çıkıyor altından. Gümüş saplı, fildişi, porselen… Mehmet Bey'in en nadide koleksiyonlarından bir tanesinin odağı fare kapanı. Sert taşlardan yapılan Pietra Dura kuş resimlerine bayılıyor. Antika ya da eski eşya taliplerine sadece büyük heyecan duydukları eşyaları almalarını önerirken şöyle diyor: "Aldım, burada dursun, demeyin. Aldığınız her eşyanın üzerinde tarih var, o tarih artık sizinle. Ona sahip çıkabilecekseniz alın." 
Kapısının önünde mermer aslanların nöbet tuttuğu, yeşilliğin içine antik bir şehrin girişi gibi kurulmuş Karadeniz Antik, Çukurcuma’dan geçenlerin gözden kaçırmayacağı bir binada. Ömer Gençtürk, 1994'te İstanbul'a taşınmış ve antikaya duyduğu tutkuyu işe dönüştürmek için Çukurcuma'daki bu dükkânı açmış. Karadeniz kültürünü yansıtan eski eşyaları ise özellikle devşiriyor. Dükkânın duvarlarından birinde boydan boya el yapımı ziller sessiz bir konser veriyor sanki. "Hangi zil, hangi yörede, hangi dönemde yapılmış sesinden anlarım." diyor Ömer Bey ve ekliyor: “O el emeğindeki sanatı seviyorum ben; sanatta ayrım olmaz. Çok primitif bir ev eşyası bile sizi bir Picasso resminden daha çok etkileyebilir." Altı katlı yapı, antika dükkânından ziyade, bir müze sanki! Hemen her dönemden binlerce objenin, eşyanın, tablonun sergilendiği katları çıkarken birden bir Fikret Muallâ resmi ile karşılaşıyorum. Muallâ’nın ele avuca sığmaz renkleri gözlerimin içine doluveriyor.
Faik Paşa Caddesi üzerindeki Erol Taş Çıkmazı'nda beni Hikmet Mizanoğlu'nun kendi adını taşıyan harikalar diyarı karşılıyor. Heykeller, porselenler, kitaplar, resimler ve dönem mobilyaları arasında bir sergideyiz sanki, öyle hissediyorum. Hikmet Hanım çocukluğunda babası ile antik kentlere ve ören yerlerine yaptığı seyahatlerden çok etkilenmiş. Boğaziçi Üniversitesi'ndeki eğitiminin hemen ardından, İstanbul Üniversitesi Sanat Tarihi ve Arkeoloji Bölümü'nü bitirmiş. Tüm bilgi ve birikimini bir “meslek” olarak işleyip icra etmeye karar vererek 30 yıl önce antikacı olmuş. Osmanlı, Fransız ve İtalyan eserlerini kendi bilgisi ve görgüsü ile seçiyor ve bunlarla ilgilenebilecek insanları bizzat bilgilendiriyor. Bu işte bilginin iki taraf için de anahtar kelime olduğuna inanan Hikmet Mizanoğlu hat sanatı eserlerini "Gözbebeğim." diyerek bize gösteriyor ve ekliyor: “Bu sanatın en güzel örneklerini bulmayı, saklamayı çok severim.” Antika eşyaya merakı olanlara ise altın niteliğinde şu tavsiyede bulunuyor Hikmet Mizanoğlu: "Alırken de, satarken de ihtiyacımız olan şey bilgi, bilgi, bilgi! Yeterli bilginiz yoksa burada güven devreye girer. Satıcı ile alıcı arasında zamanla oluşan güven. Çaldığınız kapının bir daha kapanmayacağına emin olmalısınız bu işte." 
Çukurcuma'yı Cihangir'e bağlayan Altıpatlar Sokağı'nın hemen başında Sonay Özön'ün Şamdan Antique isimli dükkânı, göz alıcı vitrini ile dikkatlerden kaçmayacak türden. Mimar Sinan Üniversitesi Endüstri Ürünleri Tasarımı Bölümü mezunu olan Sonay Bey, 1990'dan beri Çukurcuma'daki dükkânında, meraklılarına 1930-1970 arası üretilen mobilyalar ve objeler sunuyor. Art Deco dönemi mobilyalarının fonksiyonu, üretim tekniği ve malzeme zenginliği Sonay Özön için bu tarzı değerli kılan özelliklerden. Bugün Art Deco dönemi mobilya ve obje arayanların yolu mutlaka Şamdan Antique'e çıkıyor. Sonay Bey ürünlerin büyük bir kısmını İtalya, Fransa, İngiltere’den ve İskandinav ülkelerinden bulup getiriyor. Dükkânındaki ürünlere Türk alıcılar kadar, Türkiye'yi ziyaret eden yabancıların da ilgi göstermesiyle gurur duyuyor. 
Çukurcuma’daki antikacılarda ve eski eşya satan dükkânlarda dolaşırken zamanın nasıl geçtiğini anlamıyor insan. Dükkânların yanmaya başlayan ışıkları sarıya çalan romantik bir atmosfer oluşturduğunda, aklımda sayısız eşya ile ayrılıyorum Çukurcuma’dan. Biliyorum ki bir süre rüyalarıma çeşmibülbüller, sedef kakmalı çekmeceler, Çin porselenleri, bindallılar girecek!

Bu Sayıdaki Diğer Makaleler

Skylife Arşivi