Geçmişte "mecburiyet" olan elbise dikim işi ve bu işi yapan terziler, bugün "kişiye özel dikim-tasarım" ekseninde sürdürüyor varlıklarını. İşte, mesleğin geçmişten bugüne değişimini anlayabilmek için ünleri Türkiye sınırlarını aşan, İstanbul’daki dört usta terziden öğrendiklerimiz…

Zaman geçiyor, teknoloji gelişiyor, bazı şeyler daha kolaylaşıyor. Ancak her zamanki yerini koruyan alışkanlıklar da yok değil. Birkaç kuşak öncesinin hikâyelerine kulak verirseniz şu cümleleri duyabilirsiniz: “Bizim zamanımızda bu kadar çok giyim mağazası yoktu. En kaliteli kumaşları seçip, o meşhur terzilerde entari elbise diktirirdik.”
Terziliğin hikâyesi, ilk çağlarda avlanan insanoğlunun ısınmak için kemik parçalarını iğne olarak kullanması ve hayvan derilerinden giysi yapmasıyla başlamış. Dokumacılığın gelişmesiyle terzilik, bugünkü sözlük anlamına kavuşmak için ilk adımları atmış. Bir zamanlar terziler sipariş üstüne sipariş alır,  sabah saatlerine kadar çalışırlarmış. Özellikle bayram öncesi terziliğin dükkânlarında yaşanan yoğunluk şimdilerin indirim günleriyle kıyaslanabilir derecedeymiş. O dönemin güzide mesleklerinden olan terzi ustası olmak isteyenler ilkokulu bitirir bitirmez meşhur terzilerin yanında çıraklığa başlarmış. En az 10-15 yıl emek vermenin ardından kalfalığa, kalfalıktan ustalığa yükselme şansı doğuyormuş. Giysi sahibi olmak için başka bir seçenek yokmuş: Ya kendin dikeceksin ya da terziye diktireceksin! İstanbul’da mesleğin ilk büyük ustaları Museviler ve Ermeniler arasından çıkmış. 
Günümüzde eskiye duyulan özlem, hızlı üretime olan tepki ya da fark yaratma isteği nostaljik olarak algılanan terzilere olan ilgiyi diri tutuyor. Günümüzde giyim kuşamına özen gösterenlerin adresi olmaya devam eden, kişiye özel dikimleriyle öne çıkan Kağan Gökalp, Levon Kordonciyan, Tacettin Şeker ve Sayım Uyanık’ın kapısını çalarak izledikleri yolu, hikâyelerini, meslek sırlarını öğrenmek için heyecanla yola koyuluyorum. 
Özel dikim smokin denilince İstanbul’da ve Türkiye’de akla gelen ilk isimlerden biri Levon Kordonciyan. Mustafa Kemal Atatürk’e kadar uzanan iş geçmişiyle Kordonciyan markası, popüler kültürün de bir parçası. Atatürk, Şapka ve Kıyafet İnkilabı'nı gerçekleştirmeden önce şapkacı, eldivenci, ayakkabıcı ve kadın-erkek kıyafetlerinde ustalaşmış kişilerden oluşan yedi kişi seçmiş. Dede Levon Kordonciyan o günlerde Sultanhamam’da bir Rum terzinin yanında kalfaymış. Ustasının tavsiyesiyle, seçilmiş diğer kişilerle birlikte eğitim için Paris’e gönderilmiş. Altı yıl süren frak, redingot, bonjour, jaketatay ve smokin eğitiminin ardından İstanbul’a dönmüş ve ilk atölyesini kurmuş. Kordonciyan, Atatürk’e olan gönül borcunu ödemek için de hiçbir ücret talep etmeden Anadolu şehirlerine yayılan terziler yetiştirmiş. Dört kuşaktır aile fertleri müşterilerin karşısına bizzat çıkarak işlerini sürdürüyor. Kordonciyan devlet adamlarından sanatçılara, iş insanlarında gazetecilere dek bu giysilere değer veren herkesi giydirmiş. Listenin başında Barack Obama var. Frank Sinatra, Marlon Brando, Brad Pitt, Hugh Jackman, Cem Yılmaz gibi isimlerle liste uzayıp gidiyor. “Bizler kulaktan dolma bilgileri değil yaşadıklarımızı ve gördüklerimizi uyguluyoruz. Kumaşlarımız altı ay özel havuzlarımızda, formülü sadece bizde olan şampuanlarla yıkanıyor. Bu formül sayesinde kıyafetlerimiz nefes alıp veriyor. Kapalı ortamda sigara ve yağ kokusunu kumaş içine çeker, dış ortama çıkıldığı zaman ise koku kumaşın üzerinden kaybolur.” diyerek kendi iş biçimini özetliyor Kordonciyan.
Sayım Uyanık’ın sahibi olduğu Rainier markası, iş ve spor camiasının olduğu kadar üst düzey siyasetçilerin de gözde adresi. Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın da kravatlarını diken Sayım Uyanık, 90’lı yıllarda yurt dışından getirdiği özel dikim parçalarla işin hazır versiyonunu yapan amcası sayesinde bu mesleğe ilgi duymuş. Uyanık, “İnsanları yormadan, zamanlarını almadan, sadece bir telefonla ya da internet yoluyla nasıl kolaylıkla bu işi yapabileceğimi araştırdım. Geleneksel terzilik kültürü ile bu işi yaptığım takdirde başarıyı yakalayamayacağım sonucuna ulaştım. Meslekteki eski alışkanlıkları değiştirmek zorunlu olmuştu. Terzilik kültürünü mağazalar zinciri hâline getirirsem seçkin, kaliteli ve diğer tüm markalar arasında fark edilebilir duruma gelebileceğimi anladım.” diyor. Bu düşünceden yola çıkarak Uyanık, vereceğiniz iki saatlik sinema molasında ekipler kurarak sizin için beş gömlek hazır edebilecek hızda üretim yapmaya başlamış. 
Tacettin Şeker ise mesleğe 1987’de Beyoğlu’nda başlayan usta bir terzi. Abdi İpekçi Caddesi’ndeki Taji mağazasında buluştuğumuz Şeker, ilk mağazalarını 1999’da açtıklarını anlatarak başlıyor söze... Sonrasında yurt dışına açılarak hedeflerini daha da büyütmüşler.  Onların öne çıkan özellikleri, “gardırop asistanlığı” adını verdikleri hizmet. Özel davetlere giderken ya da günlük hayatlarında ne giyeceğine, nasıl bir stil oturtacağına karar veremeyen özel müşterilerine destek sağlıyorlar. Taji de Türkiye’de ve dünyada tanınmış birçok simanın uğrak yeri olmuş. NBA’de oynayan ünlü basketbolcu Miloš Teodosić’in damatlığı bile Taji imzalı. 
Severek yapılan her işin çok iyi sonuçlar verdiğinden emin olarak bir diğer adresime, İstinye Park’a doğru yola çıkıyorum. 2002 yılında kurduğu Milimetric markasıyla nostaljik anlayışı çağdaş bir yaklaşımla hayata geçiren Kağan Gökalp, “Müşteriler hayallerini gerçekleştirir mağazalarımızda. İstedikleri tasarımları beğendikleri kumaşlara uygularız. Kendi vücut ölçülerine ve anatomilerine göre… Kumaşı ile birlikte modelini, yakasını, astarını, düğmesini kendi zevklerine göre seçerler. Kilolu olanları daha zayıf, kısaları olduğundan uzun gösteren bazı kesim tekniklerimiz de var.” diyor. Takım elbise, damatlık, capri pantolon, papyon, kuşak gibi erkek giyimine dair birçok parçayı kişiye özel diken Gökalp’in ekibine ilginç istekler de gelmiş pek tabii. Kimi müşteriler golf pantolonu, kimileri binici ceketi istemiş. Hatta bir keresinde bir akademisyene cübbe bile dikmişler.
Meslekleri unutulmaya yüz tutmuş sanılsa da bugünün popülaritesine ayak uydurmuş, saygınlık kazanmış, kapıları hâlâ çok çalınan, belli müdavimlerin ulaştığı ve markalaşmış dört usta terzinin ortak özelliği işlerine duydukları aşkı ve fark sağlama çabası. Başta da dediğim gibi, zaman geçse de eski alışkanlıklar unutulmuyor. Bir dönemin ısmarlama iş yapan terzilerinin günümüze uyarlanmış ve markalaşmış hâlleri bu meslekte emek vermeyi sürdürüyor.

Bu Sayıdaki Diğer Makaleler

Skylife Arşivi