Bütün yolculuklar hareket demektir; yaşadığımız yerde edinemediğimiz tecrübeler, yepyeni keşifler için mesafeler kat etmemiz, sınırlar aşmamız gerekir. Kenya’da karada ve denizde toplam bin kilometreden fazla yol giderek hareketli Nairobi'den dinlendirici Mombasa’ya çıkmak da benim için upuzun bir yolculuk oldu.

“Afrika masajı için hazır mısınız?” diye soruyor şoförümüz Julius otoyoldan sapan bir yola minibüsle girerken. Hepimiz bu şakaya gülüyoruz. Kenya’nın başkenti Nairobi’den Masai Mara Ulusal Rezervi’ne uzanan yolculuğumuz altı saat süreceğine göre araçta geçen saatlerin ardından herhangi bir masaj kulağa harika geliyor. Bu dönemeçten sonra Narok’un ovalarında asfaltsız toprak yollarda üç saat boyunca hoplayarak  ve tuzluk gibi sallanarak yol aldıktan sonra gece konaklayacağımız kamp alanına varıyoruz. Herkes derin bir oh çekiyor. Sarsıntılı yolculuğun ardından hepimizin gerçek bir masaja ihtiyacı var!
Masaj da elbette aklımızda… Ancak tüm yorgunluğumuzu ertesi gün çıktığımız safari macerası unutturuyor. Sağlam bir arazi aracında, her köşesi bambaşka harikalarla dolu yemyeşil savana turundayız. Bir su birikintisi kenarında uyuklayan aslanları ve yolda gün boyu karşımıza çıkan çitaları görsek de en büyüleyici ânı, her yıl gerçekleşen Büyük Göç’ün bir kısmına şahitlik edince yaşıyoruz. Zebralar ve Afrika antilopları taze otlaklar ve su bulmak için yine Serengeti boyunca yola çıkmışlar. Aracımızı Mara Nehri kıyısına çekip yüzlerce Afrika antilobunun ve birkaç zebranın ayaklarını yere sabırsızca vuruşunu izliyoruz. Derken, antiloplar, bir yerden gizli bir komut almışçasına harekete geçiyor, arkalarında bir toz bulutu bırakarak eğimli nehir kıyısından aşağı akın ediyor, nehrin karşı kıyısına ulaşmak için “S” şeklinde bir yolu takip ederek kahverengi, sığ suyu hızla aşıyorlar. Bu sahne, ertesi gün Nairobi’ye dönüşümüzü zahmete değer kılacak  bir motivasyon kaynağı oluyor. 
Savanadan hareketli başkent Nairobi’ye dönünce ilk işimiz 28 katlı Kenyatta Uluslararası Kongre Merkezi’nin çatısına çıkmak oluyor. Burası bir zamanlar Kenya’nın en yüksek binasıydı; bu unvanını son yıllarda filizlenen gökdelenlere kaptırmış. 360 derecelik kesintisiz manzara gözlerimizin önüne serilirken kentin tahminimizden daha büyük olduğunu fark ediyorum.
Nairobi’ye dönmek, bildik koşturmacalı şehir hayatına mahkûm olmak anlamına gelmiyor. Çünkü Kenya’dayken doğa hep çok yakınınızda. Merkezden en fazla bir saatlik uzaklıktaki Nairobi Ulusal Parkı’na gidiyoruz. Parkın kıyısındaki David Sheldrick Fil Merkezi’nde kurtarılan bebek fillerin kırmızı çamur içinde yuvarlanışını ve hayatımda gördüğüm en büyük biberonlar için birbirleriyle kavga edişini izlemek son derece keyifli! Ardından yakınlardaki Zürafa Merkezi’ne geçiyor, aç ve nesli tükenmek üzere olan Rothschild zürafalarını besliyoruz akşama dek. Yemeklerini yavaş yavaş verirseniz başlarıyla sizi hafifçe uyarmaktan da geri kalmıyorlar.
Kenya savanadan ve hayvanlarla eğlenceden çok daha fazlasını sunuyor. Sonraki günü ünlü Nairobi Kent Pazarı’nda gezinerek geçiriyoruz. El oyması biblolar, parlak renkli giysiler ve her türlü boncuklu aksesuarla dolup taşan stantlar arasında dolaşıyoruz. Daha sıra dışı ürünler ise arabayla ulaştığımız Karen bölgesindeki Marula Stüdyoları’nda karşımıza çıkıyor. Stüdyo, çöpe atılmış parmak arası terlikleri gururla sergilemek isteyeceğiniz rengârenk sanat eserlerine dönüştüren Ocean Sole sosyal girişimine ev sahipliği yapıyor. Mutlaka ziyaret edilmesi gereken bir başka yer de seramik boncuklarla çok güzel aksesuarlar yapan dezavantajlı kadınları destekleyen Kazuri Beads adlı sosyal girişim. Nairobi’deki haftamızı noktalarken hediyelik eşya koleksiyonuma katmak üzere birkaç yeni bileklik almadan edemiyorum.
Sıra Kenya’nın en köklü kenti olan ve ülkenin doğu kıyısında yer alan Mombasa’ya geliyor. Eskiden karayoluyla neredeyse bir gün süren bu yolculuk, hızlı tren Madaraka Ekspresi sayesinde artık beş saatten de kısa. Tren hızla Tsavo Ulusal Parkı’nın içinden geçerken gözümüzü dört açıp etrafı ve arada bir  rastladığımız filleri izliyoruz. 
Moi Bulvarı’nın devasa bir fildişi şeklindeki abidevi kemerinden geçip Mombasa’ya vardıktan sonra şehri keşfe çıkıyoruz. Canlı renkleri ve çekici kokularıyla yiyecek ve baharat pazarı yolumuzdan alıkoyuyor. Sıcakkanlı satıcılar ürünlerini göstererek bizi tezgâhlarına davet ediyor. Öğle yemeği için burada durup kentlilerin gözdesi nyama choma’dan tadıyoruz. Ugali adlı mısır lapası ve sebzelerle servis edilen kızarmış keçi etinin müthiş bir lezzeti var, hele geleneklere sadık kalıp elle yenince daha bir haz veriyor. 
Ertesi gün kuzeye, Kilifi’ye gitmek üzere yola çıkıyoruz. Burada yerli bir kaptan bizi el yapımı geleneksel ahşap teknesi dhow’una davet edip ızgara balık pişiriyor. Bir yandan da kıyı manzaralarını gösterip öğleden sonra bizi tüplü dalışa götürüyor,  akşam da göz alıcı bir gün batımı izletiyor. Geceyi demir attığımız plajın köpüklü dalgalarıyla oynayarak ve koyu suların masmavi biyoışıldamayla aydınlanışını izleyerek noktalıyoruz.
Gezimizin son durağı güneydeki Diani Plajı. Afrika’nın en iyi plaj kentlerinden sayılan bu plaj parmaklarımın arasından dökülen incecik, gümüş parıltılı beyaz kumları ve kartpostallardan alınmış gibi görünen berrak turkuaz sularıyla gördüklerim arasında en iyilerden biri. Uzakta, buranın yerlisi bir adam süslediği üç deveyi ardına katmış, sıra dışı bir yolculuk yapmak isteyen turistlerden müşteri bulmak için sahilin bir ucundan bir ucuna yürüyor. Fakat ben Kenya kıyılarını devenin üzerinden değil, bir kuş gibi yükseklerden izleyeceğim. 
Skydive Diani’yle gökyüzüne çıkıp kayıplara karışıyoruz. Sonra korkusuz hava dalışı eğitmenimle birlikte kendimizi uçaktan; 12 bin feet’ten boşluğa bırakıyoruz. Birkaç dakika sonra ışıltılı beyaz kumlara indiğimizde Kenya’da geçirdiğim iki haftayı tam anlamıyla nefes kesici bir deneyimle noktaladığımı düşünüyorum.
Mutlu ve son derece güzel bir son… Engebeli yollardan geçtim, uçaktan atlayıp heyecan verici bir serbest düşüş yaptım, Savana’nın vahşi doğasını gördüm… Kenya’daki yolculuğum pek kolay olmasa da kesinlikle heyecan doluydu. Bu güzel ülkeden gelecekteki seyahat seçimlerime ilham olacak sayısız yeni hikâye ve anıyla ayrılıyorum.

Bu Sayıdaki Diğer Makaleler

Skylife Arşivi