1980 yılında Kanada, Ontario’da, Londra adlı küçük bir kentte doğan Ryan Gosling’in çocuk yıldız olarak Disney Chanel’da başladığı kariyeri 2004 yılından beri yükselişte. Barbaros Tapan, heyecanla beklenen First Man filminde Ay yolcusu Neil Armstrong’u canlandıran Ryan Gosling ile Skylife için NASA’da buluştu.

First Man, tarihte muhteşem bir anın samimi bir portresi. Büyük bir fedakârlık söz konusu. Bu deneyimden neler öğrendiniz? 
Kişisel anlamda oldukça zenginleştirici bir deneyimdi. Öğrendikçe öğrenecek daha çok şey olduğunu fark ettiğim sonsuz ve harika bir döngüydü. Bu görevi üstlenen insanların yaptıkları fedakârlıkları öğrendim, yeni bir bakış açısı edindim. Bu astronotlarla ve Ay’a giden, NASA’da çalışan insanlarla tanışmak harikaydı. “Buraya Ay’ı keşfetmek için geldik ama Dünya’yı keşfettik.” diyorlar. Dünya’nın kendine dışarıdan baktığı ilk andı bu. Bunun kazandırdığı bakış açısını ölçmek mümkün değil. 
Damien Chazelle, uzay kampına gittiğiniz ve astronotluk eğitimi aldığınız için sizi çok kıskandığını söyledi. Sizce bunlar gerçekten imrenilecek deneyimler mi, yoksa zorlayıcı mı? Filmi izlediğimde “Bu iş benlik değil.” dediğimi hatırlıyorum.
Benlik de değil.
Ama yine de başardınız.
Çünkü işim bu.
Uçmayı bile öğrendiniz!
Güzel bir örnek bu. Neil araba kullanmayı öğrenmeden önce uçmayı öğrendi. Derslerinin parasını ödeyebilmek için uçak yıkadı. “Tamam, uçmayı öğreneceğim... Ünlülerin uçmayı öğrendiğini sürekli duyarız. Ne kadar zor olabilir ki?” diye düşünürdüm. Sonra anladım ki gerçekten zormuş; çok ama çok zormuş. İlk derslerde uçuş eğitmenim uçağı stop ettirmemi söyledi; yani uçağı bilerek durdurmamı istiyordu. O an bunun korkunç bir fikir olduğunu düşündüm. Hemen iniş yapmak ve zamanımı başka şeyler öğrenerek geçirmek istedim. Ama öğrendim ki düşündüğümden farklı bir insanmışım. Neil Armstrong’un neden tarihin en muhteşem pilotlarından biri olduğunu ve neden benim olamadığımı da böylece öğrenmiş oldum.
Peki roketler? Bunlara binen insanların cesareti, hatta çılgınlığı sizi şaşırttı mı? 
Bu görevlerin aslında ne kadar tehlikeli olduğunu ve günümüze kıyasla ne kadar sınırlı bir teknoloji kullandıklarını öğrendiğimde çok şaşırdım. Ay’a çıkmış olmamız bile kendi içinde muhteşem bir şey ama bunu 50 yıl önce ve yalnızca 10 yıl zarfında yapmış olmamız her türlü algının ötesinde. 
Neil Armstrong sıradan görünen ama büyük bir isme dönüşen biriydi. Sizce onu böylesine büyük bir insan yapan özellikleri nelerdi?
Bence sıradan biri değildi. İnsandı, bu doğru… Ama sıra dışı, muhteşem bir insandı. İnanılmaz iyi bir karakteri vardı, cesaretliydi, büyük bir vatanseverdi ve son derece alçakgönüllüydü. Birileri ona kahraman gibi davrandığında, gerçekte bunu mümkün kılan yüz binlerce başka insan olduğunu ve kendisinin yalnızca buzdağının görünen kısmı olduğunu ilk hatırlatan hep oydu. Derin ve karmaşık bir adamdı. Kişiliğinin bu katmanlarını biraz olsun ortaya çıkarma fırsatını bulmak benim için büyük bir onur.
Neil Armstrong’dan bahsederken son derece alçakgönüllüsünüz. Meslek hayatlarında son derece sessiz ama başarılı olduklarında büyük ses getiren ve bambaşka bir figüre dönüşen iki benzer insan görüyorum. Şöhret geldiğinde sizce ne oluyor?
Neil’ın deneyimlediği seviyede bir şöhreti anlamam mümkün değil; bence kimse için mümkün değil bu. Dünyanın en ünlü insanıydı ve dünya üzerinde muhtemelen bunu en az isteyen insandı. Dikkatleri üzerine çekecek herhangi bir tercihte bulunduğunu düşünmüyorum. Yani çok farklı deneyimler. Programa katılma sebebi, Ay’a giden ilk insan olma isteği değildi. Ülkesine hizmet etmek istiyordu ve gelen çağrıya icabet etti. Bunu yaparken son derece özveriliydi. Benimkinden çok farklı bir deneyim bu.
Bu filmi kabul etmeden önce uzay programı hakkında ne düşünüyordunuz? Bir astronotu canlandırdıktan ve bu dünyayı tecrübe ettikten sonra fikriniz değişti mi?
Değişmez olur mu! Bambaşka ufuklar açtı. NASA’da vakit geçirip neler üzerinde çalıştıklarını, eskiden nasıl çalıştıklarını ve uzaydaki görevlerine yaklaşımlarını gördüm. O dönemde teknolojinin ne kadar kısıtlı, böylesi bir görevin de ne kadar zorlu ve tehlikeli olduğuna dair hiçbir fikrim yoktu örneğin. O görevlerde kullandıkları teknolojinin çok daha fazlası bugün cep telefonlarımızda kullanılıyor. Bu harika bir şey!

Bu Sayıdaki Diğer Makaleler

Skylife Arşivi