Sicilya'nın merkezi Palermo, kum rengi yapılarıyla tarihin tozlu sayfalarından fırlamış gibi görünüyor. 48 saatte, filmlere sahne olan mekânları gezebilir, kukla atölyelerine misafir olabilir ve leziz deniz ürünleriyle şehrin tadına varabilirsiniz.

Varınca

Şehri dolaşmaya Piazza Vigliena yani Quattro Canti’den başlayın. Bu küçük meydanın etrafını çevreleyen ve XVII. yüzyıldan kalma dört yapının her biri bir mevsimi, Sicilya kralını ve koruyucuyu temsil eden heykellerle süslü. Heybetli yapıların cephesinde Palermoluların deyimiyle “Güneşin Tiyatrosu”nu seyrettikten sonra Pretoria Çeşmesi’ne doğru yol alın. Öğle yemeğinden önceyse şehrin en ünlü dondurmacılarından Brioscià’ya uğramayı ihmal etmeyin.

Öğle
Vikingler döneminde Sicilya kralının ikametgâhı olan Norman Sarayı, bugün parlamentoya ev sahipliği yapıyor. Kraliyet ailesine ait eşyaların da sergilendiği bu saray, ahşap çatısı ve mozaikleriyle göz alıyor. Şehrin antik kapısı Porta Nuova’dan geçerek ihtişamlı Palermo Katedrali’ne yönelin. Tarih turunuzu Barok mimarinin İtalya’daki en iyi örneklerinden biri olan Gesù Kilisesi’ni ziyaret ederek sürdürün.  

Akşam
UNESCO İnsanlığın Somut Olmayan Kültür Mirası Temsili Listesi’nde de yer alan kukla tiyatrosu, Palermo için büyük önem taşıyor. Nesillerdir atölyelerde özenle üretilen kuklalar, şövalyelik hikâyelerini Figli d'Arte Cuticchio’da sahneliyor. Siz de yerinizi ayırtın; 45 dakikalık bu gösteriye hayran kalacaksınız! Akşam yemeği içinse şehrin en şık restoranlarından Antica Focacceria San Francesco’yu tercih edebilirsiniz. Yaklaşık iki asırdır hizmet veren bu restoranda, pasta ch’i sardi’yi mutlaka deneyin.

Sabah
Güne ünlü çikolatacı Cioccolateria Lorenzo’da başlayın. Nefis bir kahve eşliğinde kahvaltıdan sonra 12 bin bitki türüne ev sahipliği yapan Botanik Bahçesi’ne doğru yürüyün. Bu bahçede asırlık ağaçların aldığı şekiller sizi hayrete düşürecek. Sırada çini müzesi Stanze al Genio var. Pio Mellina’nın kişisel koleksiyonunun da sergilendiği bu “müze ev”in her odası farklı bir temaya sahip. XV-XIX. yüzyıllara ait 5 bin çininin çoğu Sicilya bölgesinden olmakla birlikte burada dünyanın çeşitli yerlerinden, İznik’ten bile çiniler var.

Öğle
Via Alessandro Paternostro’da art arda sıralanmış zanaat dükkânlarına uğrayın. AzyzO’dan el yapımı takılar, Archigiana’dan deri cüzdan, Zonzo’dan ise örgü çantalar satın alabilirsiniz. Şimdi sıra şehrin en renkli noktalarından biri olan Ballarò sokak pazarında. 1000 yıldır aynı noktada kurulan bu pazarda satılan mozzarella, parmesan, asiago ve fontina gibi binbir çeşit peynirin lezzeti dillere destan. Biraz alışverişten sonra tarihle tekrar kucaklaşmak için Arkeoloji Müzesi’nin yolunu tutun. Ülkenin en kapsamlı Antik Yunan sanatı koleksiyonuna sahip bu müze, ünlü arkeolog Antonio Salinas’a adanmış.

Ayrılmadan Önce
Gün batımını şehrin eski limanı La Cala’da karşılayın. Akşam yemeği için Osteria Lo Bianco'nun menüsünden bir pizza seçin, ekstra peynir istemeyi de unutmayın! Şehre ihtişamla veda etmek istiyorsanız son durağınız Piazza Verdi’deki Massimo Tiyatrosu olsun. Baba III filminin son sahnesinden hatırlayacağınız bu salonda unutulmaz bir performans izleyin.

Bu Sayıdaki Diğer Makaleler

Skylife Arşivi