85'inci yaşını kutlayan Türk Hava Yolları, ünlü moda tasarımcısı Ettore Bilotta ile iki yıl boyunca çalışarak marka üniformalarını yeniledi. İstanbul Yeni Havalimanı'na taşınmanın ardından tüm ekipleri şıklık ve işlevselliği bir araya getiren yeni üniformalarıyla göreceğiz.

Herakleitos’un “Değişmeyen tek şey değişimin kendisi.” sözü gelişmenin de anahtarı olsa gerek… O yıllarda atla seyahat eden insanoğlu bugün uçakla geziyor. Dün severek kullandığımız bir koltuğu ya da duvarların rengini bugün sıkıcı bulup değiştirdiğimizde bir ferahlık hissediyorsak, diyebiliriz ki, değişiklik insana iyi geliyor. 
Hizmetlerini yeni teknolojilerle geliştiren, kimi zaman hoş sürprizlerle, kimi zaman kapsamlı yenilik ve değişimlerle sizleri ağırlayan Türk Hava Yolları için yeni bir değişim vakti geldi. 85'inci yaşını kutlayan küresel taşıyıcı, İstanbul Yeni Havalimanı'na taşınacağı 29 Ekim’den itibaren etrafınızı saracak bir dizi değişiklikle sizleri uçurmaya devam edecek. En dikkat çekici değişiklikse bütünsel bir marka deneyimi yaşatmak adına kabin, kokpit, yer hizmetleri personeli ve uçan şef üniformalarının tek bir tasarım altında hayat bulması olacak. 

Kabin Üniformalarında Yeni Dönem 
Bayrak kırmızısı ve antrasit kumaşlar… Ve bunları aynı renklerle tamamlayan aksesuarlar… Kabin üniformalarını küresel taşıyıcının kurumsal kimliğini yansıtan renkler içinde göreceğiz. Çizgilere gelince; mevcut üniformalar, yerini modern ve şık bir tasarıma bırakıyor. Önceki üniformalarda kullanılan düz kumaşlar gidiyor, markanın dinamik kimliğini yansıtan “Flow-Akış” desenli kumaşlar geliyor. Döpiyes takım, elbise, pantolon-ceket takım içeren yeni koleksiyon; ince bir kemer, “Flow-Akış” deseniyle tasarlanmış bir şapka, modern çizgilere sahip iki farklı desende fular, çanta, eldivenler ve şeritli ayakkabılarla tamamlanıyor. 

“Flow-Akış” Nedir?
Şimdilik sadece kumaşlarda gördüğümüz “Flow-Akış” deseni, Türk Hava Yolları’nın “dinamik ve canlandırıcı, pürüzsüz ve enerjik, çaba gerektirmeyen ve kesintisiz”  hizmetlerinin ve marka deneyiminin görsel anlatımını üstleniyor.
“Flow-Akış”, Türk Hava Yolları'nın yeni görsel kimliğine adını vermenin yanı sıra felsefesini de oluşturuyor. Türk Hava Yolları için yepyeni bir marka tasarımı sunan bu konsept, şirket için yeni bir çağı ve geleceğe dair heyecan verici bir enerjiyi simgeliyor. 
Türk Hava Yolları ile görsel kimlik ajansı Imagination’ın hummalı bir tasarım ve geliştirme süreci sonucunda ortaya çıkardığı yeni görsel kimlik konsepti, ilhamını “Flow-Akış” hareketinden alıyor:
“Bir felsefe olarak 'Flow-Akış', Türk Hava Yolları için büyük önem taşıyan iki değeri temsil ediyor: Öncelikle akış bir hizmet önerisidir. Türk Hava Yolları ile uçan yolcuların rahatlıkla erişebildikleri, kesintisiz bir hizmet deneyimini ifade eder.
İkinci olarak da akış hem Türkiye’nin hem de İstanbul’un çok kültürlü potasını ve dinamik enerjisini temsil ediyor. Doğu ve Batı’nın buluşma noktası olan Türkiye’den yüzyıllardır gelip geçen insanların, ticaretin, fikirlerin ve kültürlerin akışı… 'Flow-Akış',  dünya sahnesinde Türkiye’nin geçmişini yansıtan ve heyecan verici geleceğine göz kırpan bir fikirdir.”
“Flow-Akış”, önümüzdeki dönemde Türk Hava Yolları’nın birçok marka uygulamasında yer alacak yeni bir görsel öge olarak sizlerle buluşmaya hazırlanıyor.  Onu ilk olarak kabin üniformalarında ve filoya yeni katılan uçakların iç tasarımlarında göreceğiz. 

İki Yıl Süren Hazırlık
Yeni üniformalar için çalışmalar 2016 yılında, Türk Hava Yolları’nı temsil edebilecek zarif, modern bir tasarıma ve renklere sahip, kabin ekiplerinin rahatlıkla kullanabileceği bir kıyafet arayışıyla başladı. 
Bu süreçte, bayrak taşıyıcı havayolu, sektöründe deneyimli Türkiye'den ve dünyadan firmalardan tasarım önerileri aldı. Bu öneriler üzerinde çalışırken bir yandan da kabin ekiplerinin mevcut üniformaları hakkındaki beğeni ve önerilerini öğrenmek üzere anketler düzenledi. Kabin hizmetleri, yer hizmetleri ve kokpit ekiplerinden aldığı bu sonuçları tasarım sürecinde değerlendirdi.
Firmaların hazırladığı tasarım önerileri Londra, Berlin ve İstanbul’da, bağımsız bir araştırma şirketi aracılığıyla yapılan odak  grup araştırmaları ile Türk Hava Yolları’nın yolcu profilini temsil eden gruplara sunuldu. Tasarım değerlendirmesi ve seçimi yapılırken bu araştırmanın sonuçları dikkate alındı. Tasarımlara ait çizimler Yönetim Kurulu'na sunularak iki finalistin yer aldığı kısa liste belirlendi. Son elemede ise küresel havayolu şirketleri için hazırladığı kıyafetlerle bu alanda önemli bir deneyim sahibi İtalyan modacı Ettore Bilotta'nın önerdiği tasarımlar seçildi ve yeni kabin üniformalarının hazırlığı için kollar sıvandı.
Hazırlanan prototip üniformalar, Türk Hava Yolları’nın sefer düzenlediği iki uzak noktaya; Tokyo ve Johannesburg'a yapılan uçuşlarda denendi. Bu iki şehir, üniformaları farklı uçak tiplerindeki uzun uçuş süresinde ve kış-yaz mevsimlerinde deneme imkânı sağlıyordu. Bu sayede üniformaların ve kumaşların çalışma koşullarına elverişliliği, bizzat giyen ekipler tarafından değerlendirildi. 
Tasarım geliştirme çalışmaları Türk Hava Yolları Yönetim Kurulu ve ilgili birimlerin görüşleri ışığında Şubat 2018’de tamamlandı. Ettore Bilotta,  “Flow-Akış” motifinin yer aldığı kırmızı ve antrasit kumaşı kullanarak üniformaları tepeden tırnağa yeniledi. 

İstanbul Hatırası 
Yeni üniforma koleksiyonunun çekimleri dünyaca ünlü İngiliz moda fotoğrafçısı Miles Aldridge tarafından İstanbul Yeni Havalimanı, Çırağan Sarayı, İstanbul Boğazı, Abdülmecid Efendi Köşkü, Balat sokakları, Mısır Çarşısı gibi mekânlarda yapıldı. İstanbul’un tarihî ve modern yönlerini, farklı renklerini ve görkemli güzelliğini yansıtan bu mekânlar yeni kabin üniformaları için harika birer fon oluşturdu. Miles Aldridge sonuçtan mutluydu: 
“Üniformaları gördüğümde çok etkilendim çünkü 1950’lerin couture modasının altın çağına, çağdaş bir dokunuşla gönderme yapıyorlardı. Geçmişe daima atıfta bulunan ama bugünle de bağını koparmayan işlerime çok benziyor.”

Moda Tasarımcısı - Ettore Bilotta
Istituto Europeo di Design
Roma’dan mezun olan Ettore Bilotta “Raffaella Curiel” ve “Lancetti” moda evlerinde çalıştı. Moda tasarımı ve teknik illüstrasyonda profesyonelleşen, 2005 yılında ilk “Haute Couture” koleksiyonunu hazırlayan ve Avrupa Tasarım Enstitüsü'nde bir dönem ders veren ünlü modacı havacılık sektörünün önde gelen markaları için üniformalar tasarlamış bir isim.  
Türk Hava Yolları için 2016’da çalışmaya başlayan ve zarif Haute Couture ile işlevselliği birleştiren Bilotta, tasarım yaklaşımına ve ilham kaynaklarına dair sorularımızı yanıtladı:

Üniformaları tasarlarken nelerden ilham aldınız?
Türk Hava Yolları için tasarımlarımı oluşturmaya başladığımda aklıma ilk gelen ve bana ilham veren şey İstanbul’du. Bu şehir, yüzyıllar boyunca sanata ve medeniyete ev sahipliği yapmış, pek çok kültürün ortak mirası diyebileceğimiz eşine az rastlanır bir zenginliği barındırıyor. Özel ilgim olan Türk Çinileri ve hat sanatının izlerini Türk motiflerinin modernliği vurgulayan yorumları ile bir araya getirerek fular ve kravatlarda kontrast ve ikiliği yansıtmak istedim.
Sonunda hat eserlerinde gördüğümüz, yumuşak ve zarif bir stili olan kaligrafiden yola çıkarak bir motif seçtik. Bu motifi kravatlara, fularlara, şapkalara yalın ve stilize bir şekilde yerleştirdik.

Merkeze Türk mirasını aldınız yani…
Bu kaçınılmazdı. Sanatın zenginliği, mimarinin güzelliği, muhteşem renkler, lezzetler ve ülkenin atmosferi… Buna karşı koymak imkânsızdı.

Süreçten biraz bahseder misiniz? Kaç skeç üzerinde çalıştınız?
Süreç çok karmaşıktı. İhale davetinden sonra Türk Hava Yolları’nın verdiği detaylı bir brifingin ardından birçok çizim yaptım. Bu çizimlerde kumaşların, aksesuarların ve üniformaların yapımında kullanacağım tüm materyallerin yer alması gerekiyordu. Sonra işin operasyonel kısmı başladı. Tüm görünümün tam bir tasvirini elde etmek için devamlı ve önemli değişiklikler yaptık. Çizimlerin toplam sayısı yaklaşık 2 bin, hatta belki daha fazladır.

Üniformaları tasarlarken karşılaştığınız en büyük zorluk neydi?
Projeye dâhil olan tüm tarafları memnun etmekti. Üst düzey yöneticilerden üniformayı giyecek kabin ekiplerine ve bu projede yanımda olan insanlara kadar herkes, tasarımların kullanışlılığını ve rahatlığını nasıl arttırabileceğim konusunda bana tavsiyelerde bulundu. Tahmin edebileceğiniz gibi herkesin bir önerisi var ve benim için zor olan da bu fikirleri bir araya getirmek oldu.

Üniforma tasarımına yaklaşımınız hazır giyimden daha mı farklı?
Öncelikle bir hazır giyim koleksiyonu hayal ediyor, sonrasında bunu, üniformaları giyecek insanların ihtiyaçlarıyla harmanlıyorum. Ama iki unsuru daima göz önünde bulunduruyorum: Kullanışlılık ve zarafet.

Üniformalar söz konusu olduğunda stil mi daha önce geliyor yoksa işlev mi? 
Bence biri olmadan diğerinin olması mümkün değil. Bu mesajı yaymak için büyük bir çaba gösterdim ve genelde bunu kabul ettirmek için mücadele etmem gerekiyor. Bazen küçük de olsa taviz vermek gerekiyor. 

Zamansız bir tasarım ortaya nasıl çıkıyor?
Bu bir duyarlılık meselesi; buna ya sahipsinizdir ya da değilsinizdir. Bunlar kelimelerle anlatması güç hisler.

Üniformaları üç kelimeyle nasıl tarif edersiniz?
Hemen göze çarpan, zarif ve kullanışlı bir şıklık.


85 Yıldır Şık ve Zarif

85 yıl boyunca defalarca yenilenen kabin üniformalarından örnekler...
İster 45 dakikalık kısa bir yolculuk yapın ister 12 saat süren uzun bir uçuş yaşayın seyahatiniz boyunca en fazla göreceğiniz kişiler kabin ekipleri olacaktır. Türk Hava Yolları’nın ilk kabin memuru Adile Tuğrul, beyaz gömleği, kravatı ve başındaki kepiyle yolcuları ağırladı. Türk misafirperverliğinin gökyüzündeki ilk temsilcisi, dönemin gazete ve dergilerinde bu kıyafetiyle yer aldı.
O günden bugüne Türk Hava Yolları, kabin ekiplerinin kıyafetlerini zamanın ruhu ve kendi perspektifiyle birçok kez yenileyip değiştirdi. Ağırlıklı olarak lacivert ve mavi tonlar tercih edilse de pembe, yeşil ve kırmızı üniformalar dönemin modasıyla ve özgün çizgileriyle tasarlandı ve giyildi. 2008'de giyilmeye başlanan son üniforma, bu dönem içinde yolcu sayısının katlanarak artmasına, uçuş ağının hızla büyümesine, filoya yeni uçakların eklenmesine; tüm bunlar olurken pek çok önemli ödülün kazanılmasına şahitlik etti. Hem tasarımı hem de kullanım rahatlığı sayesinde kabin ekibi tarafından sevilerek kullanıldı.
Uçağa adım atarken sizleri Türk misafirperverliğiyle karşılayan, ikram servisini yapan, bir isteğiniz olursa hemen yardımınıza koşan kabin ekibi; Türkiye’nin gönüllü turizm elçileri olarak zarif tavırları ve nezaketleriyle her zaman takdir edildiler. Eminiz ki yeni üniformalarıyla da dünyanın her yerinde fark edilecekler.

Bu Sayıdaki Diğer Makaleler

Skylife Arşivi