Kanada’nın batı kıyısındaki Vancouver, dünyanın en yeşil ve çevre dostu şehri olma yolunda ilerliyor. Yemeklerinden doğasına, sanat merkezlerinden parklarına uzanan bir yolculukla bu havayı içinize derin derin çekmeye hazır mısınız?

Kanada’nın batı kıyısında, Britanya Kolumbiyası bölgesinde yer alan Vancouver şehrine dair ilk izlenimim burada her yerin yemyeşil olduğu yönündeydi. Okyanus ve göz alıcı dağlar arasında, ağaçlarla çevrili, cevher niteliğindeki Vancouver'da gezime kentin en yüksek noktası olan Kraliçe Elizabeth Parkı’na yaptığım 15 dakikalık tren yolculuğuyla başladım. Gözlerimin önünde serilen görkemli Vancouver'ın ve çevresindeki coğrafyanın harika manzarasına bakarken bu şehrin 2020 yılında dünyanın en yeşil ve çevre dostu şehri olma yolunda neden ilerlediğini daha iyi anlıyorum. Vancouver doğal güzelliklerine verdiği değeri sürdürülebilir bir gelecek için basit ama önemli adımlar atarak gösteriyor.
Bu panoramik manzaranın ardından tekrar deniz seviyesine dönüyorum. Bir sonraki durağım her ziyaretçinin mutlaka uğraması gereken, şehrin ilk resmî yeşil alanı Stanley Park. 1888 yılında açılan park New York’taki Central Park’tan daha büyük ve Vancouver’daki 240 şehir parkının da en büyüğü. Kent sakinlerinin yaklaşık yüzde 92’si bu yeşil alanlara beş dakikalık bir mesafede yaşıyor. Şehrin mücevheri denilebilecek bu parkta plajlar, yürüyüş rotaları ve restoranların yanı sıra Kanada’nın en büyük akvaryumu da yer alıyor. Parkı çevreleyen sahil yolu boyunca bir bisiklet turuna çıkmanızı tavsiye ederim. Dünyanın kesintisiz en uzun sahil yolunda ilerlerken size muhteşem bir manzara eşlik ediyor.
Yıl boyunca ılıman seyreden iklim sebebiyle Vancouver sakinleri arasında bisiklet en yaygın ulaşım aracı. Belirlenmiş bisiklet yolları ve bisiklet kiralayan dükkânların çokluğu misafirleri de bu keyfe ortak ediyor. Cycle City Tours adlı şirket Granville Adası ve Çin Mahallesi gibi “en iyinin de iyisi”ni içeren Büyük Tur adlı bir paket sunuyor. Son derece erişilebilir bir şehir olan Vancouver artık Kuzey Amerika’da kişi başına en düşük sera gazı salınımı seviyesine sahip. Kent sakinlerinin de sık sık övünçle dediği gibi: “Burada hava çok daha temiz.”
Şehir yürümeyi seçip keşfinizi yavaşlatmanızı teşvik ediyor. Walk Score’un yakın zamanda gerçekleştirdiği bir anket Vancouver’ı ülkedeki en yürünebilir şehir ilan etti. Yürünebilirlik puanı 80’in üzerinde olan sekiz mahallesiyle Vancouver kesinlikle yürüyerek keşfedilmesi gereken bir şehir. Kent sakinleri de özel dükkânların ve birçok türde restoranın yer aldığı Yaletown, West End ve Main St. gibi mahallelerde gezinerek bu fırsattan sonuna dek faydalanıyor. Işıkları ve Vancouver’daki tek örneği olan Arnavut kaldırımlı sokaklarıyla Gastown bölgesi özellikle gece vakti keyifli yürüyüşler vadediyor. Olimpiyat Köyü ise dünyanın en yeşil topluluklarından biri. Uluslararası kültür festivalleri ve sayısız birinci sınıf etkinlikleriyle Vancouver insana her mevsim keyif veriyor.
Vancouverlılar şehirlerini yeşil tutmaya kararlı. Zaten gezegenin de “azalt, yeniden kullan, geri dönüştür” sloganına uygun yaşaması gerekiyor. Ziyaretçiler de bu yaklaşımdan ilham alıp kendi şehirlerini değiştirme enerjisiyle evlerine dönüyor. Canadian Travel Commission’ın bir anketine göre ziyaretçilerin yarısından fazlası gerek tatilde gerekse yaşadıkları şehirde, çevre dostu seyahat ürünleri için özel bir ücret ödemeye istekli.
Şehirdeki etnik çeşitlilik gastronomi alanında kreatif ve sağlıklı yaklaşımlarla her damak zevkine uygun bir ziyafet sunuyor. Hint, Asya füzyon, vejetaryen, Tay ve Japon mutfaklarının muhteşem örneklerinin yanı sıra kızarmış patates, lor peyniri ve et suyu sosuyla hazırlanan geleneksel Kanada mutfağı klasiği poutine’i de mutlaka denemelisiniz.
Yerel ürün, et ve deniz ürünlerindeki bolluk sayesinde Vancouver’da bir yerel tüketim hareketi görülüyor. Ülkenin besin zinciri için bir tehdit hâline gelen aşırı avlanma uygulamalarının önüne geçebilmek adına Kanada, Ocean Wise Seafood programı kapsamında artık okyanus dostu balıkların üzerine özel bir etiket yerleştiriyor. Yerel ürünlere verilen önem sebebiyle Vancouver yakın zamanda, boş arazilerin kent çiftlikleri olarak yeniden tahsis edilmesine dair bir düzenleme getirdi.

Vancouver’da Gezinti
Çiftçi Pazarları, Vancouver’ın doğa dostu mutfağının cazibesini daha da arttırıyor. Yerel meyveler, sebzeler, etler ve deniz ürünleriyle hazırlanan yiyecekleri denemek için en doğru adres bu pazarlar. Tüm bunların yanı sıra özel peynirler, hamur işleri ve el işi ürünler de bulabilirsiniz. Enerjik ve müzik dolu bu yerel ürün pazarlarında ziyaretçiler hem tezgâhlara göz atma hem de yerli halkla kaynaşma fırsatı buluyor.
Bir filmin çekilişini de izlemek isteyebilirsiniz şehirde gezinirken. Kuzey Amerika’nın üçüncü en büyük film ve televizyon yapımcılığı merkezi olan Vancouver, film endüstrisinde sürdürülebilir üretimde de dünya lideri. Tabii şehrin hidroelektrik enerji açısından son derece zengin olması da bunda bir etken; zira çekilen filmlerin, restoranların, kafelerin ve kulüplerin enerji ihtiyacını karşılarken fosil yakıtlardan çok bu kaynağı kullanıyorlar.
Şehrin kalbinde, 22 hektarlık bir vahayı andıran VanDusen Botanik Bahçesi’nde yapacağınız bir yürüyüşte dünyanın dört bir yanından 7 bin 500’ü aşkın bitki türü ve çeşidiyle tanışacaksınız. Buradaki ziyaretçi merkezi sürdürülebilirlikle alakalı her türlü ihtiyacı karşılıyor. Orkideden ilham alan bu zarif tasarımlı ve parlak yeşil çatılı bina Vancouver’ın abidevi sembollerinden biri. Burada botanik bahçesinin birkaç bal arısı kovanını da içeren sürdürülebilirlik girişimi hakkında bilgi edinebilirsiniz. Arı popülasyonunun azalması sebebiyle kent sakinleri arıcılığa başlayarak bu probleme bir çözüm geliştirmek için kolları sıvıyor. Kovanları Vancouver Kongre Merkezi ve Fairmont Waterfront gibi Vancouver’ın dört bir yanında görmek mümkün. Fairmont, teras bitki bahçesinin yanı sıra, ekolojik ayak izlerini küçültmeleri için etkinlik organizatörlerini davet eden eşsiz bir Eco-Meet Programı hizmeti de sunuyor.
Doğal dış güzelliklerinin yanı sıra Vancouver müzeleri ve sanat koleksiyonlarıyla iç mekânda da bir cazibeye sahip. Britanya Kolumbiyası Üniversitesi Antropoloji Müzesi, İlk Milletler ve Kıyı Saliş işlerinin koleksiyonlarını bölgeye özgü nesnelerle bir araya getiriyor. İlk Milletler sanatçısı Bill Reid’in Kuzgun ve İlk İnsanlar heykelinin resmi 20 Kanada doları banknotlarının arka yüzünde yer alıyor. Tabii bir de Kuzey Amerika’nın en saygın ve yenilikçi görsel sanat kurumlarından Vancouver Sanat Galerisi var. Galeri, Kanada’daki en sürdürülebilir sanat müzelerinden biri olacak yeni bir bina inşa ederek çığır açma yolunda.
Kuzey Amerika’daki büyük şehirler arasında en küçük karbon ayak izine sahip, dünyanın en yaşanılabilir şehirlerinden biri olan Vancouver’ın hem kendi halkı hem de turistler nazarında böylesine değer görmesi pek de şaşırtıcı değil. Göz alıcı ve hareketli bir şehir olan Vancouver sunduklarının keyfinin tam anlamıyla sürülebilmesi, etrafındakilerin "görülebilmesi" için ziyaretçilerine "yavaşlama" imkânı sunuyor. 

Bu Sayıdaki Diğer Makaleler

Skylife Arşivi