Komor Adaları'nı bu ziyaretimden önce hiç duymamıştım. Varınca karşıma Hint Okyanusu’nun tropik güzelliğini Arapların ve Afrikalıların samimi misafirperverliği ve Fransız stiliyle sentezleyen kartpostalvari bir takımada çıktı.

Afrika’nın doğu kıyısı açıklarında Anjuan, Büyük Komor ve Moheli adalarından oluşan Komorlar Birliği, turistleri mavi bir mıknatıs gibi kıyılarına çekiyor. Uzaktaki Anjuan Adası yeşil tepelerden ve kasabaların renkli lekelerinden ibaret görünürken denizden bir baharat kokusu geliyor. Adaya yaklaştıkça önce ekilebilir arazileri ve ormanları, ardından da Mutsamudu antik kentinin; bazısı göğe uzanan minarelere sahip, bazısı yıkık dökük, bazısı sağlam binalarını fark etmeye başladık. 
Kısa bir süre sonra rıhtıma girdik. Çocuklar bizi görmek için denize açılıp teknemize doğru kürek çekmeye başladı. Komorlar'da Fransızca konuşulduğunu bildiğimizden “Bonjour!” (Günaydın!) dedik. Fakat çocuklar Shinzwani adlı, yalnızca Anjuan’da konuşulan bir Arapça-Svahili diyalektiğinde konuşuyordu. Cevapları “Habari?” (Ne haber?) oldu.
Komorlar'a yolculuk bir anda aldığımız bir karardı. Hint Okyanusu’na açılmıştık ve Afrika’nın doğu kıyısı açıklarında, Mozambik ile Madagaskar arasında bir adalar ülkesinin yer aldığını okumuştuk. Buranın masmavi sulara, boş plajlara ve karanfil ile ylang ylang bitkisinin kokularıyla sarılmış muhteşem volkanik tepelere ev sahipliği yaptığını biliyorduk.
Buna rağmen pek az detaya hâkimdim. Komorlar Birliği, ylang ylang üretiminde dünyada birinci, vanilyada ikinciydi. Kokusu sokakları dolduran karanfil, ülkenin en önemli ihracat ürünüydü. Bizi asıl şaşırtan ise Moheli Ulusal Deniz Parkı’nın 400 milyon yaşında olan ve nesli çoktan tükendi sanılan kolekant adlı efsanevi ve ender görülen balığa ev sahipliği yapmasıydı. Deniz parkının yumurtlama dönemindeki deniz kaplumbağalarına, göç eden balinalara, yunuslara ve devasa manta vatozlarına da yuva olduğunu duyunca burayı ziyaret etmem gerektiğini anladım.
Anjuan’daki ilk günümüzde, yeşil karanfillerin aromatik kokusuyla çevrili, görünüşü de alelade yeşil ağaca bakarken eşime ve kızıma “Karanfil ağacının neye benzediğini nasıl olur da bilmem?” diye sordum. Ben bunları düşünürken rehberimiz Maketse etraftaki ağaçların üst kısmına işaret ederek salkımları toplayan çocukları gösterdi. Karanfiller elle ayıklanıp güneşte kurutulurken, renkleri de yeşilden kırmızıya ve mutfağımda görmeye aşina olduğum kahverengiye dönüyor.
Adadaki kıvrımlı rotamızı genel bir izlenim üzerine kurduk. Kılavuz kitaplara ve toplu taşımaya erişimimiz kısıtlı olduğundan bizi gezdirmesi için yerli rehberlerle anlaştık. Yol bizi, baş döndürücü virajlı dağ yolundan, yeşil çiftliklerin oluşturduğu mozaiklerin arasından geçirip serin yaylalara çıkardı. Yol kenarındaki ateşlerde yığınla manyok pişiren, açık renk kumaşlar giyinmiş ve yüzleri sandal ağacı macunuyla boyanmış kadınların yanından geçtik. Erkekler şeker kamışı balyaları altında kaybolmuş hâlde yürürken yakacak odun toplayan ya da keçilere bakan çocuklar bizi görünce şaşırıp “Mzungu!” (Yabancı!) diye seslenmeye başladı.
Anjuan’ı keşfederken adanın manzaralarına aşina olduğumuzu düşünmüştük ama hem tarçın hem müskat ağaçları bizim için yepyeniydi. Daha sonra bir düğün alayına denk geldik; dans eden kadınlar geline hediyelerin verildiği baş döndürücü bir törenin ortasına çekti bizi. O anda benim için son derece keyifli ve ilginç bir yere geldiğimizi fark ettim.
Bir sonraki durağımız Sultan Mawana’nın inşa ettirdiği Darini Sarayı’nın kalıntılarıydı. Dekoratif çinilerinin ve ince detaylara sahip oymalı kapılarının uyandırdığı merak duygusuyla bu yapı hakkında daha fazla şey öğrenmek istedim. Maketse’nin anlattığına bakılırsa Komorlar'ın büyülediği ilk ziyaretçiler biz değilmişiz. XII. yüzyılda adalar Afrika, Asya, Hindistan ve Arap ülkeleri arasında önemli bir ticaret merkeziymiş. XV. yüzyıla gelindiğinde Komorlar Müslümanların hâkimiyetinde olsa da daha sonra İngiltere, Portekiz, Hollanda ve Fransız kontrolü altına girmiş. Ticaret yolları üzerindeki sayısız küçük ve yeşil ada gibi Komorlar da çalkantılı uzun dönemlerden geçmiş.
Neyse ki bugünlerde adalar son derece huzurlu ve halkları da misafirperver. Komorlar gezi rehberlerinde yeni yeni yer almaya başladı. Yerli halksa misafirlerin kendilerini evlerinde gibi hissetmesi için elinden geleni yapıyor. Maketse’yle turumuz bitince Mutsamudu’nun kadim mahallelerinin neredeyse bir kol uzunluğundaki ara sokaklarına daldık. Karşılaşıp selamlaştığımız insanlar Komorlar'ı anlatmak için bizi durduruyordu.
Döndürme koluyla çalışan bir dikiş makinesini kullanan bir adam ylang ylang çiftliğini nasıl bulacağımızı söyledi zira odun ateşi üzerindeki imbiklerde demlenmiş esanslardan birkaç şişe almak istiyoruz. Manav, günübirlik ziyaret edebileceğimiz, ıstakoz ve vanilyayla yapılan bir yemeği deneyebileceğimiz Moya’daki en sevdiği plajı tarif etti. Meyve satan kadınsa oymalı kapıları ve yıkık tahkimatıyla eski şehrin en güzel manzarasını sunan Domoni’ye bakan tepeleri es geçmediğimizden emin olmak istedi.
Martina adlı genç bir kadın yerli kadınların sürdüğü sandal ağacı güzellik maskesini anlatmaktan çok daha fazlasını yaptı. Kızımı ve beni evine götürdü; büyükannesini, kardeşlerini ve çocuklarını görüp dar merdivenlerden çatıya çıktık. Burada macunu hazırlayıp yüzümüze sürdü. Başlangıçta çok güzel ve serin bir hissi vardı, sonradan biraz kaşındırdı. Ama pazardaki kadınlar bizi görünce alkışlamaya başladı.
Komorlar'ı keşfetmenin en iyi yolu esnek bir plan yapmak ve maceranın sizi sürüklemesine izin vermek. Adadaki günlerimiz hızla geçip gitse de ne zaman Moheli’ye giden bir feribot görsek bunu takip etmemiz gerektiğini öğrendik. Bu küçük ada beklentilerinizi kesinlikle karşılıyor. Bizi tertemiz mavi sularla, boş plajlarla ve tırmanışa davet eden tepelerle karşıladı. Zamanımızı tüple dalıp balina izleyerek ve taze ıstakoz, balık, ahtapot ve yerel ürünlerin tadına bakarak geçirdik. Gün batımları bile başlı başına göz alıcıydı. 
Ne yazık ki veda zamanı erken geliyor. Komorlar'dan ayrılırken hem mutluyduk hem de yeni öğrendiğimiz bu küçük ülke hakkında heyecan verici birçok şey biliyorduk.

Bu Sayıdaki Diğer Makaleler

Skylife Arşivi