İnsanın içini mutlulukla saran güzel bir "hediye" gibi Krasnodar. Parklarından kalabalık caddelerine uzanan bir yolculuğa çıkmaya hazır mısınız?

Bir zamanlar adı Yekaterinodar (Katerina’nın Hediyesi) olan Krasnodar, XVIII. yüzyılın sonlarında Kafkasya’daki Rus topraklarının Osmanlı ordusunun ilerleyişinden korunması amacıyla inşa edilmiş bir hisar olarak başladı hayatına. Bu ismin bir önemi var: İskenderiyeli Azize Katerina, Krasnodar’ın koruyucu azizesi. Bu sebeple şehir turuma, Krasnodar’ın manevi merkezi olan ve mimarisiyle görenleri etkileyen Azize Katerina Katedrali’nden başlıyorum. Rehberim Valeriy’nin de defalarca belirttiği üzere, yapının günümüze kadar erişmiş olması bile akıl almaz bir durum. Rusya’daki Ekim Devrimi’nden sonra dinî yapılar gösteriş sembolü kabul edildiğinden komünizme karşı bir tehdit olarak görülüyordu. Sovyetler Birliği’nde birçok kutsal yapının yıkılmasının mesulü Kilise Yıkım Komitesi, bu katedrali de yıkmak ve tuğlalarını ideolojisine daha uygun binaların yapımında kullanmak için hazırlıklarını yapmıştı. Neyse ki mimar Ivan Malgherb mesleki ününü kaybetme pahasına, kendi tasarladığı ve en büyük eseri dahi olabilecek bu yapıyı korumak için mücadele etti. Bunun karşılığında komite, duruşunu değiştirdi. Kutsiyeti kaldırılan katedral sonradan depo olarak kullanılsa da hayatını sürdürdü. 

Cephelerindeki Ortodoks haçı motifleriyle ve altın sarısı kubbesiyle dikkati çeken katedral kırmızı tuğlalarla örülmüş çok katmanlı bir yapı. Buna benzer yapıları yüzlerce kez görmüş olmama rağmen, şekillerinin önemi üzerine daha önce hiç düşünmemiştim. Hz. İsa’nın ayaklarının çivilendiği çubuk çapraz duruyor; bir ucu yukarı, bir ucu aşağı bakıyor. Bu şekil, Hz. İsa’nın yanında çarmıha gerilen, biri tövbe edip cennete giderken diğeri tövbe etmeyip cehenneme gönderilen hırsızları temsil ediyor.

Düşünceli ve acıkmış bir hâlde yürümektense bir taksi çevirdim. Yakınlardaki Ugli Ugli (126/1 Turgeneva Sokağı) şehirdeki en heyecan verici restoran. Rus mutfağı uluslararası sahnede pek bilinmese de aralarında Ugli Ugli’nin şefi Andrei Matuha’nın da bulunduğu yeni kuşak şefler bu durumu değiştirmeyi hedefliyor. Son derece kreatif, çağdaş bir menüsü var. Mürekkep balığının yanında kedi balığı veya hafif ve vejetaryen bir alternatif olarak  humuslu kabak gibi rengârenk yemekler iştah açıyor. Müziğin sesi, sohbetinizi bölmeyecek kadar kısık; servis de misafirleri bunaltmayan bir ilgiyle sürdürülüyor. 

Öğle yemeğinden sonra, kısa bir süre önce yenilenen Arkadaşlık Bahçesi’ne yöneldim. Havanın sıcak olduğu saatlerde etrafın fıskiyelerle serinletildiği bahçede Fil Üstündeki Hintli Çocuk ve Timsahlar adlı, merak uyandırıcı bir heykel var. Yaşlılar oturmuş etrafı izlerken çocuklar bahçeyi keşfediyor, bir yandan da fil üstünde yer kapmak için oradan oraya koşturuyor. Bahçenin fıskiyeleri yaz aylarında canlanarak ziyaretçileri serinletmekle kalmıyor, onlara keyifli anlar da yaşatıyor.

Halka açık diğer birçok alan gibi bu bahçe de Sovyet döneminde yapılmış. Vladimir Shukhov’un çelikten bir örümcek ağı gibi görünen fevkalade hiperboloit su kulesi, UFO şeklindeki Krasnodar Sirki’nin yanında yükseliyor. Ayrıca Devlet Akademik Drama Tiyatrosu, Kızıl Ordu Askerleri Dikilitaşı ve Devlet Sanat Müzesi gibi Sovyet döneminden kalma daha birçok yapı da yine burada. Bunları görmenin en iyi yolu birkaç saatliğine taksi tutmak ve gezerken şoförden beklemesini rica etmek.

Krasnodar geçmişini hatırlıyor ama bazı şehirler gibi tarihte takılıp kalmamış. Sürekli para akışı sayesinde çehresi hızla değişip modernleşiyor. Krasnodar, Rusya’nın güney bölgesindeki en etkin ekonomik güç ve Forbes dergisi burayı birçok kez “Rusya’da iş yapılacak en iyi şehir” seçmiş. Ama renksiz bir ticaret merkezi değil burası! Üniversitelerinin de etkisiyle Krasnodar oldukça genç bir şehir. Etkileyici cephesi ve seyahatteki iş adamlarını çeken tesisleriyle Hilton Garden Inn gibi uluslararası otel zincirleri şehrin dört bir yanında yükseliyor. Fütüristik şekli dolayısıyla yapımında mimar Zaha Hadid’den esinlenildiğini düşündüren Oz Alışveriş Merkezi, Rusya’nın güneyindeki en büyük alışveriş merkezi olmasının yanı sıra, sattığı ürünlerin fiyatlarının sabit olması sebebiyle hediyelik eşya almak için de ideal bir adres. Genç ve gösterişli müşteriler, alışveriş merkezindeki reklam panolarından bezgin bakışlarla geleni geçeni izleyen modellerden pek de farklı görünmüyor. 

Akşam saatlerini Tiyatro Meydanı’nda geçiriyorum. Özenle koreograflanmış fıskiyeleri; müzikleri ve renkli ışıklarıyla bu havuz Avrupa’nın müzik eşliğinde dans eden en büyük havuzu. Aydınlık gökyüzü yerini geceye bırakırken Rus bestecilerin klasik müziğe damga vuran ezgilerini dinliyorum kımıldamadan. Etrafımı saran çiftler birbirlerine gülümsüyorlar. Müziğin insanın ruhuna işleyen melodileri meydandaki herkesi sarıp sarmalıyor. Giderek büyüyor kalabalık. Babacan seyyar satıcılar mallarını satmaya çalışıyor. Ağaçların arasından bir esinti yüzüme vuruyor. "Krasnodar yazın bambaşka bir şehir oluyor." diye geçiriyorum içimden. Şehrin pozitif enerjisi karanlık bastıktan sonra bile kaybolmuyor. Bu yüzden gençler de, yaşlılar da seviyor bu şehri. Hele bir de lunaparklardaki dönme dolapların ışıklarıyla buluşan yıldızlı bir gece varsa üstünüzde, herkesin evine mutlu döndüğü bir şehir olup çıkıyor Krasnodar.

Bu Sayıdaki Diğer Makaleler

Skylife Arşivi