İngiliz aktör, yazar ve komedyen Simon Pegg, Superman’in ta kendisi Henry Cavill ve oyuncu-aktivist Angela Bassett’la merakla beklenen ve 27 Temmuz’da gösterime girecek Mission Impossible: Fallout hakkında konuşmak için buluştuk.

Henry, Simon, ikinize de sorayım: Böylesine büyük bir Görevimiz Tehlike projesinin bir parçası olmak nasıl bir his?

Henry Cavill: Karakterleri hâlihazırda oturmuş insanlarla bu tür bir projenin parçası olmak çok eğlenceliydi. Karakterimin işleri bile isteye bozan biri olması da beni çok eğlendirdi çünkü buna ayak uydurabildim. Buradaki insanlar birbirlerini tanıdıkları için anlaşmaları da kolay oluyordu. Ekibin eski bir üyesi olmaktansa yeni biri olmak çok güzeldi.

Simon Pegg: Evet, tabii ki. Böylesine uzun soluklu bir hikâyenin ve film serisinin bir parçası olmak onur verici. Şanslıyım ama hak ettiğimi de düşünüyorum. Ama tabii ki insan sevdiği şeyi yapınca kendini şanslı sayıyor. Hobinizi iş olarak yapabilmeniz erişebileceğiniz en büyük başarı.


Hayatınızda imkânsız olarak tanımlayacağınız bir görevi tamamladınız mı hiç?

HC: Bu filmi bitirebilmek! Ciddiyim. Birkaç defasında cidden öleceğim sandım. Her öleceğimi düşündüğümde anneme söyleseydim muhtemelen Tom Cruise’u bir arardı.

Angela Bassett: Benim için, bu filmin bir parçası olmak. Bunun olabileceğini hiç düşünmezdim. Bir gün sabahın yedisinde telefon çaldı, başta biri şaka yapıyor sandım. Bu kadar erken saatte aranıp iyi bir haber verildiği hiç olmamıştı. Sinema tarihinin bir parçası olan bu seride yer alabilmek benim imkânsız görevimdi.

SP: Daha önceki dört filmde yer almış biri olarak beni atmalarını beklerdim ama Benji’nin hâlâ filmde olmasından dolayı kendimi şanslı sayıyorum. Çocukken ve gençken bu tür filmleri izlemişken şimdi kendimi bunlara benzer bir işte bulmak cidden olağanüstü.


İyi bir casus olabileceğinizi hiç düşündünüz mü?

SP: Belki öyleyimdir.

AB: Sanmıyorum. Duygularımı gizlemede iyi değilim.

HC: Açıkçası casus olmak için gereken becerilerin ne olduğunu bilmiyorum. Fantezi casuslarının neler yaptığını biliyoruz ama casusların asıl harika yanı kim olduklarını bilmemeniz.

SP: Yani üçümüz de casus olabiliriz.


Film birçok yerde çekildi. En çok nereyi sevdiniz?

HC: Benim için eşsiz bir fırsattı çünkü Yeni Zelanda’yı veya Norveç’teki Pulpit Rock’ı gökyüzünden izleme fırsatı buldum; muhteşemdi. Harika manzaralar bunlar. Eski bir Viking efsanesinden fırlamış gibiydi.

AB: Sanırım benim en çok sevdiğim sahne Paris’teki Trocadero’da çektiğimizdi. Bir de önümde Eyfel Kulesi’nin olduğu... Nefes kesiciydi.

HC: Paris anılarımız hiç ölmeyecek.

SP: Benim için galiba Yeni Zelanda’ydı. Hem çok etkileyici bir doğası var hem de boş geçen hafta sonumda yazın karda kayabildim. Film bittiğine göre bunu artık söyleyebilirim çünkü bacağımı kırmadım. Ama Tom kırdı (gülüyor). Harika bir ülke. Queenstown ise çok güzel bir yer. Ama Paris’i sevmemek imkânsız.


Henry, adrenalinle aran nasıl?

HC: Bu film sayesinde adrenalinle son derece samimi oldum. Senaryolarda karşıma çıktığında kendimi o duyguyla besleyebiliyorum. Zaten ya kabulleniyorsunuz ya da sizi kontrol etmesine izin verip korkuya yenik düşüyorsunuz. Helikopterden ilk sallanışımda tüm bedenimin dışarıda olması beni çok germişti. Ama iki hafta içinde tekrar yaptığımda tamamıyla dışarı sarktım çünkü benim için engel oluşturmasındansa o adrenalin duygusunu kabullenip eğlenmeye ve performansta eşlik etmesine karar verdim.


Peki ya sen Simon?

SP: Evet, biraz adrenalin iyidir çünkü özellikle biraz tehlikeli durumlarda sizi zinde tutar. Aslında ölmeyeceğinizi bildiğiniz durumlarda kan akışınızda adrenalin olması iyidir; zaten tema parklara da bu yüzden gidiyoruz.


Tom Cruise ekranda gördüğümüz
kişi mi?

SP: Çekimler sırasında bacağını kırdı. Doktorlar altı ayda iyileşeceğini söyledi. Üç ay sonra Londra’da tam gaz koşuyordu. Olağanüstü biri. Bir tür iksir ya da büyü var işin içinde.

AB: Mücadeleden asla kaçmıyor. Altı ay ne demek! Tabii ki doktorları yanıltacaktı. Hevesi, dürtüsü, kararlılığı ve deneyimi insanı etkiliyor.

HC: Evet, onu izlemek inanılmaz bir his. Sahip olduğu dürtüye pek az insan sahiptir; ne kadar yaralı ve yorgun olursa olsun. İmkânsız bir zaman aralığında çok tuhaf beceriler ediniyor. Mesela dağlarda helikopterle uçulması gerek, kendisi yapıyor. Ekranda gördüğünüz kadar etkileyici biri çünkü tüm o şeyleri gerçekten yapıyor.

Bu Sayıdaki Diğer Makaleler

Skylife Arşivi