Asya'daki olağanüstü başarısından sonra rotasını Amerika'ya çeviren Jackie Chan, "uluslararası yıldız" sıfatını en çok hak eden dövüş sanatları ustası. Ayrıca oyuncu, yapımcı, yönetmen gibi unvanları ile ismini sinema tarihine yazdırdı. Barbaros Tapan, ünlü oyuncu Jackie Chan ile Los Angeles'ta Skylife için buluştu.

50 yılın ve neredeyse 150 filmin ardından 2016'da Yaşam Boyu Başarı Oscar'ına layık görüldünüz... Hislerinizi öğrenebilir miyiz?
Aklımın ucundan bile geçmiyordu Oscar kazanmak. Oscar'ın benim gibi aksiyon-komedi filmleri oyuncusuna değil Tom Hanks, Robert De Niro gibi oyunculara verileceğini düşünürdüm her zaman. Demek yıllardır bir şeyleri doğru yapmışım ki beni bu onura layık gördüler.

Nasıl başladı oyunculuk serüveniniz?
Gençken para kazanmak için dublörlük yapıyordum. Sonra filmlerde başrolde oynamaya başladım ama tüm zor hareketleri yine kendim yapmaya devam ettim. Çin'den Hollywood'a geldim ve büyük teknolojik imkânlarla karşılaştım burada; doğrusu önceleri bundan haberim bile yoktu. Hollywood'da da tüm zor hareketleri yine kendim yapmaya devam ettim.

Bizler sizin filmlerinizi izleyerek büyüdük. Hepimizin hayali Jackie Chan gibi dövüş sanatları ustası olabilmekti.
Doğruyu söylemek gerekirse gençken sadece film yapıyordum. Diğer yandan, filmlerimin insanlara etkisi hakkında hiçbir fikrim yoktu. Ne zaman ki seyahat etmeye başladım, bazı şeylerin farkına işte o zaman vardım. Afrika'da bile filmlerimle insanların hayatlarına girdiğimi gördüm, filmlerimin yediden yetmişe herkese hitap ettiğini gözlemledim.
Seyahat etmek ufkunuzu açtı diyebilir miyiz?
Kesinlikle diyebiliriz... Seyahat ettikçe, değişik kültürleri ve ülkeleri tanıdıkça gittiğim ülkelerdeki hoşlanmadığım konularda kendi hislerimden ve düşüncelerimden yola çıkarak filmler yapmaya başladım. Bence her aktör, yapımcı ve stüdyo dünyadaki sorunlara karşı sorumluluk sahibi olmalı. Mesela Kamboçya seyahatimden sonra 12 Zodiacs'ı yaptım. Orta Doğu'ya gidip gördüklerimden sonra Dragon Blade'i yaptım. Tek istediğim insanların filmlerimde hem gülmeleri hem de bir mesaj almaları...

Filmlerden kalan zamanlarınızda nelerle meşgul oluyorsunuz?
Tüm dünyayı geziyorum ve insanlara yardım ediyorum. Gençken tek derdim eğlenmek, hayattan zevk almaktı. Ne zaman ki insanlara yardım etmeye başladım o zaman iyi bir insan oldum. Küçük küçük başlayan yardım projelerim çığ gibi büyüdü. Benden mutlusu yok diyebilirim.

63 yaşında hâlâ enerjik ve güçlü olmanızın ve genç görünmenizin sırrı nedir?
Çok fakir bir çocukluk yaşadım. Bu sektöre ucuza dublörlük yaparak girdim. Sonra bu iş tüm hayatım oldu. Her filmimde hayatımı riske atıyorum çünkü tüm tehlikeli hareketleri hâlâ kendim yapıyorum. Çok param var, ünlüyüm, her şeye sahibim, bu hayatta başka hiçbir beklentim yok. Beni genç tutan ve mutlu eden şey insanlara yardım etmek.

Sizi her zaman güler yüzlü görüyoruz. Filmlerinizle bizi de güldürüp mutlu ediyorsunuz... Jackie Chan'i ne kızdırır mesela?
Kendime kızıyorum. Çünkü filmlerimi izleyen çocuklar beni gerçekten süper kahraman zannediyor. Keşke öyle bir gücüm olsa... Keşke gerçekte de filmlerdeki gibi bir süper kahraman olsa ve dünyayı tüm felaketlerden, kötülüklerden kurtarabilse.

Bir röportajınızda başka türdeki filmlerde de oynamak istediğinizi söylüyordunuz... Hayal ettiğiniz bir rol var mı?
Ne istiyorum biliyor musun? Bir tek yumruğun bile atılmadığı, baştan sona dram olan bir filmde oynamak istiyorum. İzleyicinin beni sadece aksiyon filmlerinin yıldızı olarak algılamasını istemiyorum. Mesela yönetmen bana La La Land 2'de oynamamı teklif etse hemen kabul ederim. İyi şarkıcı değilim ama sesim güzel. 

Bu Sayıdaki Diğer Makaleler

Skylife Arşivi