Bilgiye bir "tık"la ulaştığımız bu çağda bazı şeylerin değerini daha iyi anlamak için yola çıktım. İstanbul'un en özel kütüphanelerinde geçirdiğim zamanlar, kitap sayfaları arasında gezinerek bilgi edinmenin keyfini tekrar hatırlattı.

 İstanbul denince akıllara tarihî camiler, çarşılar, çeşmeler gelir. Ama bugün sıra şehrin görkemli tarihini saklayan kütüphanelerde. Teknolojik imkânlar beraberinde kolaylık getirse de bir araştırmayı zengin arşivlere sahip kütüphanelerde, yani asıl kaynağında yapmanın keyfi başkadır. İstanbul’da kitaplara, gazetelere ve tarihî belgelere ulaşabileceğiniz birçok devlet kütüphanesi ve özel kütüphane var. Ben tercihimi devlet kütüphanelerinden yana kullanıp yola çıkıyorum.

Beyazıt Devlet Kütüphanesi
Beyazıt Devlet Kütüphanesi İstanbul’un bir anlamda kalbinde. İstanbul Üniversitesi’nin tarihî kapısı, Beyazıt Camii, Kapalıçarşı, Beyazıt Kulesi gibi yarımadanın zenginlikleri etrafında sıralanmış. Kütüphaneden içeri adım atar atmaz; araştırma mı yapacağımı, yoksa ders mi çalışacağımı soran bir görevli karşılıyor beni. Üniversitelerin final sınavları zamanı öğrenciler buraya çalışmaya geliyor. 7/24 açık olan bu mekân, ayda iki kez düzenlenen "Kütüphanede Bir Gece" adlı programıyla okur ve yazarları güzel bir sohbet ortamında bir araya getiriyor. 
Lobi tarafındaki bölümde gazete-dergi araştırması yapanların arasından geçip gösterişli okuma ve çalışma salonuna göz atıyorum. 
II. Abdülhamid döneminde, 1884’te Osmanlı Devleti'nin ilk resmî kütüphanesi olarak Kütüphâne-i Umumî-i Osmanî adıyla açılan kütüphane 1961 yılında Beyazıt Devlet Kütüphanesi adını alıyor. Yapının tarihi ise daha eskilere, 1500’lü yıllara uzanıyor. II. Bayezid'in imârethane olarak yaptırdığı bina 2009-2014’de restorasyon gördü ve bu çalışma Birleşik Krallık Mimarlar Enstitüsü’nün (RIBA) 2018 Uluslararası Mimarlık Ödülleri’nde ilk elemeyi geçen projeler arasına girdi. Sonuçlar, bu yılın aralık ayında açıklanacak.
Yaklaşık bir milyon doküman ve kitap barındıran kütüphanede 1988 sonrası yayımlanan bir kitaba ulaşmak için giriş katındaki online katalog tarama sistemini kullanıyorsunuz. 1929-1988 arası yayınlar içinse okuma salonunun kart katalog çekmecelerindeki kart bilgilerini forma işleyerek görevliye teslim ediyorsunuz ve onlar depodan sizin için getiriyorlar. 1929 öncesine ait 50 bin adet civarındaki Osmanlıca eserler, kütüphanenin yan komşusu olan Beyazıt Yazma Eserler Kütüphanesi'nde bulunuyor. 
Cumhuriyet döneminde çıkarılan dergiler, gazeteler, hazırlanan afişler, haritalar, pullar ve kartpostallarla dolu zengin bir arşive sahip kütüphanenin en etkileyici kısmı okuma salonu şüphesiz. İçeride dikkatinizi ilk çeken şey, birkaçını benim de açıp karıştırdığım antika kart katalog çekmeceleri oluyor. 
Hemen arka tarafta, çalışma alanında eski ile yeni birbirine o kadar güzel uyum sağlamış ki çok kubbeli yüksek tavan ve süslemeleri ortamı daha da büyülü kılmış. Neredeyse hiç yer olmayan masalarda öğrenciler ciddi bir şekilde ders çalışıyor. Sessizce ayrılıyorum; bir sonraki adres Balat. 

Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezi Vakfı
Balat her dinden, her ırktan, her düşünceden insanın yaşadığı kozmopolit bir tarihî semt. Kadın Eserleri Kütüphanesi işte tam da bu tarihî doku içerisinde 28 yıldır hizmet veriyor. Balat sahilindeki kütüphane binasının tarihi ise kimilerine göre MÖ 350 yılına, kimilerine göre ise bundan daha sonraki bir zamana dayanıyor. Vakıf, geç Osmanlı döneminde ve Cumhuriyet tarihinde kadın yazarların yazdığı kitaplar, yayımlanan kadın dergileri, gazetelerde kadınlar hakkında çıkan makaleler, kupürler kadın hareketi ve yazın tarihine derinlemesine ışık tutuyor. Kütüphanenin fotoğraf, afiş, dia, kartpostal arşivi de incelemeye değer. Fatma Aliye, Halide Edip Adıvar gibi önemli yazarların hem Arap hem de Latin harfleriyle basılan kitapları ve birçok yapıtı sinemaya uyarlanan Kerime Nadir’in arşivi Vakıf koleksiyonlarının önemli parçaları arasında. 
Türkiye’de kadın konusundaki araştırmalara, kadın edebiyatçıların eserlerine, Türkiye ve dünyadaki kadın hareketlerine dair kapsamlı bir arşive sahip olan kütüphane Osmanlı döneminin kadın dergilerini, ilkleri başaran kadınları, öncü kadınları ve toplumsal hayatın kadınlar gözünde nasıl göründüğünü araştırmak isteyenlerin uğrak yeri.
 Üst salon, kütüphanenin en görkemli yeri. Tavan çok yüksek. Duvarlar ise kadın sanatçıların eserleriyle bezeli. Köşede bir kuyruklu piyano; icracısını bekliyor adeta... 
Atatürk Kitaplığı
Deniz kıyısından Haliç'e doğru yürüyerek metroya binip Taksim Meydanı'na geçiyorum. Burası İstanbul’un kavşak noktası. Taksim’de, İstanbul’un hem en güzel manzaralı hem de bilgi edinmenin en keyifli olduğu mekânlardan birinde, Atatürk Kitaplığı’ndayım şimdi.
Hiç Kapanmayan Kütüphane mottosuyla Türkiye'nin 7/24 hizmet veren ilk kütüphanesinin önünde öğrenciler içeriye girebilmek için sıra bekliyor. Geçtiğimiz yıllarda Türkiye’nin en iyi kütüphanesi seçildi ve bunu fazlasıyla hak ettiği apaçık ortada. Buranın bir diğer özelliği de sahip olduğu tarihî dokümanlarla dolu arşivin tamamını dijitalleştirip hizmete sunmuş olması. Şu anda web sayfasında 6,5 milyon görüntü var. Buradan ücretsiz bir şekilde bütün gazete arşivlerini, özel arşivleri, Osmanlıca kitapları ve haritaları, kartpostalları indirip incelemeniz mümkün. Kütüphanenin ana salonu birbirine bağlı beş kısımdan oluşuyor. Buraya girer girmez Boğaz manzarasıyla karşılaşmak insanı büyülüyor. Son 10 yıl içerisinde 250 bine yakın nadir eserin alımı yapılmış. Bunların arasında Kazım Karabekir, Ali Fuat Cebesoy gibi çok önemli kişilerin özel arşivleri de var. Üyesi olmanız durumunda buradan en fazla beş kitabı 30 günlüğüne ödünç alabilirsiniz. Alt kattaki salonda ise gazete ve dergi araştırmaları için ayrılmış bir alan var. Birçok öğrenci burada yapıyor araştırmalarını.

TDV İslam Araştırmaları Merkezi Kütüphanesi (İSAM)
Beşiktaş’tan Üsküdar motoruyla Boğaz'ı geçip şehrin tarihî semtlerinden Üsküdar’a ulaşıyorum. Bağlarbaşı’ndaki kütüphane, İslam kültürü, tarihi ve medeniyeti başta olmak üzere Türk tarihi ve edebiyatı alanında zengin bir koleksiyona sahip ve yılın 358 günü açık. Kütüphanenin sitesinde ise online açık veri tabanlarından ilahiyat makalelerine ve Osmanlıca dokümanlara ulaşabiliyorsunuz. Bir masada çalışan öğrencinin önünde Halil İnalcık’ın kitaplarını görüyorum. Tarihe özel bir ilgim olduğu için yöneldiğim bölümde karşıma zengin bir arşiv çıkıyor. Osmanlı kadı sicilleri, kütüphane koleksiyonunun önemli parçaları arasında. Aynı zamanda on binlerce İngilizce, Fransızca ve Arapça kitap da koleksiyonun içinde. Burada da kitaplar ödünç alınamıyor fakat telif hakları gözetilerek oluşturulan çekim kriterleri dâhilinde fotokopileri çektirilebiliyor. Yüksek lisans ve doktora öğrencilerinin yanı sıra öğretim üyelerine ve yayımlanmış kitabı bulunan araştırmacılara da kullanma hakkı tanıyor.

Bu Sayıdaki Diğer Makaleler

Skylife Arşivi