Bir kış sporları hayranı olarak enfes karıyla Erzurum'un birkaç günlük bir kayak tatili için mükemmel olacağını düşündüm. Ama bu Doğu Anadolu cevherinin sunacak daha birçok zenginliği varmış. Birkaç tarihî anıtı ve sembolik mekânı ziyaret ettim ve insanın içini ısıtan yemeklerini tattım.

Sıfırın altındaki “sıcaklığı” ve zirveleriyle bilinen Erzurum başka şehirleri kıskandıracak zenginliklere sahip. Ünlü Avrupa Alplerinin yakınlarında doğup büyümüş biri olarak, daha önce hiç gelmediğim bu şehri ziyaret etmek ve Türk dağlarında hafta sonu geçirmek için sabırsızlanıyordum. Tüm vadiye hâkim devasa Palandöken’in göz alıcı manzarası, şehrin insanı zinde tutan soğuk havası ve parlak gökyüzü bu bembeyaz cennete geldiğimde dikkatimi ilk çeken şeylerdi. Ben hem Palandöken’de hem de şehir merkezinde 
bir-iki gün geçirdim ve sizlerle paylaşabileceğim birçok güzelliğe tanıklık ettim.
Uçağınızın havalimanına inmesinin hemen ardından kendinizi kayak giysilerinizi giyerken bulabilirsiniz. Ana telesiyej hattının başlangıç noktasındaki lüks tesislerden birinde konaklarsanız odadan çıktıktan dakikalar sonra kayak dolu bir güne başlayabilirsiniz. Sabah sekizden akşam sekize açık ve tümüyle aydınlık pistlerde yaşayacağınız zorlu kayak maceralarının arasında platoya yayılan kulübelerde sunulan sıcak içecekler ve ufak atıştırmalıklar, kaybettiğiniz enerjiyi size geri verecek. Heyecanın ve zorluğun seviyesini biraz daha arttırmak isteyenler Skiline’ı denemeli. Ski-pass kartınızla kayıt yaptırdıktan sonra tıpkı bir profesyonel gibi kişisel yarışınıza başlayın ve geliştirdiğiniz performansınızın videosunu bir hatıra olarak saklamakla yetinmeyip  arkadaşlarınıza telefondan gönderin.
Palandöken’de günü doğayla iç içe geçirdikten sonra geceye hareket katmak isterseniz otellerin canlı müzik performansları ve DJ’lerin listeleri sizi bekleyecek. Yok eğer yorgunsanız, gün boyunca kaydığınız için kaslarınız sertleştiyse ve biraz da üşüdüyseniz şehre 15 dakikalık bir uzaklıktaki ılıca termal suları sizi hem dinlendirir hem de kayak tatilinize yeni bir renk katar. Geleneksel Türk hamamı ya da sıcak su havuzu; keyif içinde dinlenmenin en iyi yolu. Konaklama hizmeti de veren tesis, aileler için özel mini-spa'lar sunuyor. 
Kayak yapamıyorsanız ya da farklı bir etkinlik denemek isterseniz çevredeki sayısız kış sporu tesisinden birini ziyaret edebilirsiniz. Burada hokeyden curling’e ve klasik buz patenine aradığınız her şeyi bulacaksınız. 2011 Üniversite Kış Oyunları'nı ve Avrupa çapında birkaç yarışmayı ağırlamak için inşa edilen yeni spor salonu ve ultramodern kayakla atlama kuleleri her yıl, hem antrenman yapmak hem de teknik anlamda ileri yapıların keyfini sürmek isteyen birçok yabancı ekibi konuk ediyor.
Sporsever bir insan olmanız böylesine bir koşturmacanın ardından lezzetli bir şeyler yiyemeyeceğiniz anlamına gelmiyor. Orijinal tariflere sadık kalınarak hazırlanan yerel yemekler soğuk havayla muhteşem bir uyum sağlayarak içinizi ânında leziz bir sıcaklıkla dolduruyor. Şişte pişirilen baharatlı etin lavaşla sunulduğu cağ kebabı yalnızca Erzurum civarında yiyebileceğiniz bir lezzet olduğundan bölgeyi daha da özel kılıyor! Burada her öğünümü, içeriği ne olursa olsun, kadayıf dolmasıyla noktaladım. Yemişlerle dolu ve kadayıfın şerbetlenmesiyle hazırlanan bu tatlı, kardaki eğlencenize devam etmek ya da çevreyi gezmek için ihtiyaç duyacağınız enerjiyi tam anlamıyla karşılıyor.
Kayağa ara verdiğiniz günlerden birinde kendinizi kalın giysilerle sarıp sarmalayın ve dağların üzerindeki tabyalardan birinden şehre bakın. Ana tahkimat şehrin kahramanı kabul edilen Nene Hatun’un türbesine ev sahipliği yapıyor. Nene Hatun, XX. yüzyıl başlarındaki Rus işgaline karşı Erzurum’u kucağında bebeğiyle savunan genç bir kadındı. Bu kartpostalvari mekândaki nefes kesici manzaradan sonra şehir merkezinin hareketli sokaklarında yürüyüp Erzurum’un keyifli havasını solumalısınız. 
Türkiye’deki en eski ve büyük üniversitelerden birine sahip olan Erzurum, canlılığını daim kılan ve bir akademi şehri olmasını sağlayan yerli-yabancı öğrencilerle dolu her zaman. Meydanlarda ve ara sokaklarda karşınıza farklı medeniyetlerin izleri çıkacak ve bunlar Erzurum tarihinin ne kadar çok yönlü olduğunu gösterecek.
Kalenin bulunduğu tarihî mahallede birçok Selçuklu medresesi ve türbe; eski Bizans yapıları ve Osmanlı camileriyle yan yana. Birbirine yürüme mesafesinde bulunan türbeler, camiler ve eski Selçuklu okulları gün içinde ziyaret edebileceğiniz yerlerden yalnızca birkaçı. Taşhan’a uğramayı da ihmal etmeyin. Eski bir kapalı çarşı olan hanın ana avlusunda Oltu taşından yapılmış türlü türlü eşyalar bulabilirsiniz.
Yakınlardaki bir tepede bulunan Üç Kümbetler; koni şeklindeki çatı, özenli geometrik detaylar ve duvarlar üzerindeki bas-rölyefler gibi dönemin klasik mimari özelliklerini taşıyan üç Selçuklu kümbetinden oluşuyor. Birkaç adım ötesindeyse eski Erzurum kültürünün mükemmel bir örneği olan 300 yıllık Paşa Bey Konağı yer alıyor. Ben burada çayımı içerken konağı ve taşıdığı tüm gelenekleri dinlemekten büyük keyif aldım. Erzurum geleneklerine göre çay bir dilim limonla birlikte içilirmiş. Çayın yanında kaşık getirmezlerse şaşırmayın çünkü âdete göre kesme şekeri ağzınıza koyup çayla birlikte eriterek içmeniz gerekiyor. Paşa Bey’in konağına benzeyen 11 evden oluşan Erzurum Evlerini de ziyaret edebilirsiniz. Bu evler adeta birbirine karışarak ailelerin evdeki şömine etrafında bolca vakit geçirdiği eski günlerin samimi atmosferini yeniden canlandırıyor. Dağda geçen hafta sonunuza en güzel kapanışsa çay ve canlı müzik eşliğinde yapılır! 

Bu Sayıdaki Diğer Makaleler

Skylife Arşivi