Adana’ya her yıl on binlerce kişiyi çeken Uluslararası Portakal Çiçeği Karnavalı bu yıl 5-8 Nisan tarihlerinde gerçekleşecek. Ama ben yola biraz erken çıktım; karnaval başlamadan önce kendime bir ziyafet festivali düzenleyeceğim.

İyi yemek insanı kendine çeker. Adana ise hem harika kebapları hem de gezilecek güzellikleriyle yıllardır beni kendine yakın tutuyor. Adana’daki güler yüzlü hizmeti, masaya oturduğunuz anda donanan rengârenk sofraları, şöhreti Türkiye'nin dört bir yanına yayılmış kebap çeşitlerini ülkenin başka hiçbir yerinde bulamazsınız. Mart ayı sonlarında başlayan “Hafta sonu biletler ucuzmuş, acaba Adana’ya mı gitsek?” sohbetleri inanın boşuna değil.
Uçaktan iner inmez Adana’nın yaz-kış eksik olmayan sıcağı karşılıyor beni. Yağışlı günlerde yağmur Çukurova’yı suladıktan sonra güneş masmavi gökyüzüne hâkim olurken toprağın güzel kokusu sarıyor her yanı. Daha sabahın ilk saatleri; hem kahvaltı yapmak hem de çarşıda gezinmek için Büyüksaat’in yolunu tutuyorum.
Adana’da sabahları satılan böreğin en önemli farkı, içindeki akışkan kıvamlı peynir ve yanındaki ikramlar. Büyüksaat çarşısındaki börekçilerin birinden böreğimi alıyorum. Satıcı hemen küçük bir tabağa domates, yeşil biber ve turşu biber koyup paketliyor. Şimdi bana demli bir çay lazım, yeni adresim Ramazanoğulları Beyliği’nin merkezi olacak. 
Dünyanın en eski evlerinden biri olarak kabul edilen Ramazanoğlu Konağı; Ulu Cami ve Ramazanoğlu Medresesi bu bölgede uzun yıllar hüküm sürmüş Ramazanoğulları Beyliği’nden kalma. Kahvaltı için burayı seçtim çünkü hem görülmesi gereken tarihî bir mekân hem de konağın yanındaki medresenin bahçesinde çay her zaman çok taze. Oturdum, çayımı elime aldım, börekle baş başa kaldım. Tam bu saatlerde şehir halkının bir kısmı Kuruköprü’de simit ve şalgam suyu ile kahvaltı yapıyorlar. Bu ikili özellikle sıcak yaz günlerinde hafif ve serinletici bir alternatif. Şalgam suyunun keskin ve tuzlu yapısı, vücudun terleyerek kaybettiği mineralleri yerine koymanızı sağlıyor ve şekerli içeceklerin aksine insanı daha da ferahlatıyor. 
Adana mutfağının odak noktası tatlılar değil. Diğer yandan, Adanalı tatlıcılar çok farklı. Buradaki tezgâhlarda tatlılar açık büfe şeklinde sunuluyor ve yediğiniz kadar ödüyorsunuz. Tezgâhlarda taş kadayıf, halka tatlısı, karakuş tatlısı, Şam tatlısı gibi daha birçok çeşit bulunuyor ama taş kadayıf buralarda en çok satılan Adana tatlısı. Pancake benzeri bir hamur içerisine ceviz koyduktan sonra kızartılıp şerbetliyorlar. Sonuçsa harika.
Tatlılar arasında gidip geldikten sonra Sabancı Merkez Camii’ne ve oradan da Taşköprü’ye uğruyorum. Amacım, biraz daha yürüyüş yaparak asıl lezzet şölenine kendimi hazırlamak. Bu kentin iş insanları tarafından yaptırılan Sabancı Merkez Camii son derece etkileyici mimari unsurlarıyla da dikkat çekiyor. Roma İmparatoru Hadrian'ın 384 yılında yaptırdığı Taşköprü, dünyanın hâlen kullanılmakta olan en eski köprüsü sayılıyor. Adana’nın Merkez Park’ı da Avrupa’daki benzerlerini aratmayacak kadar büyük; insanlar günün her saati burada keyifle vakit geçirebiliyorlar. Ayrıca parkta şehrin her yerinde olduğu gibi turunç ağaçları var. Bu turunçlardan ihtiyacınız kadar alabiliyorsunuz. Ben de olgunca turunçlardan bir tane seçip çantama koydum bile, çünkü birazdan lazım olacak.
Adanalılar arasında en çok tartışılan konulardan biri, gerçek Adana kebabının nerede yenileceği. Hatta bu konu üzerine Adana Ticaret Odası titizlikle çalışıyor. Gerçek Adana kebabı, oda tarafından tescillenmiş. Adana kebabının da çok sıkı denetlenen, malzemeleri ve oranları bile belli bir "tescilli" hazırlama ve sunum prosedürü var. Tescillenmiş “yasal” Adana kebabının yanında asla bulgur pilavı sunulmuyor, Adana’daki kebapçılar bunu çok “ayıp” bir şey olarak görüyorlar.
Beni Adana ile tanıştıran eski bir arkadaşımla buluşup şehirdeki ünlü kebapçılardan  birine giriyoruz. Adana’daki en iyi kebabı kimin yaptığı bilinmez, ama en iyi şovu burası yapıyor. Kebap sipariş ediyoruz; masaya öncelikle sekiz farklı salata geliyor; işte aradığımız görüntü! 
Şişte dumanı tüten kebap, bu kadar beklememi boşa çıkarmıyor. Yanında da İstanbulluların ayrandan aşina oldukları gibi, açık şalgam içiyoruz. Hemen çantamdan turuncu çıkarıp hem şalgam suyuna hem de kebaba sıkıyorum. Bunu burada çiftçi bir ağabeyimizden öğrenmiştim. Bilhassa şalgam suyuna sıkılan turunç suyu, lezzeti bambaşka bir boyuta taşıyor. Ortaya gelen çeşit çeşit salatayı da ekleyince tek bir porsiyon kebap da gayet doyurucu. 
Sırası gelmişken bir not düşeyim; Adana’nın sofrası sadece kebaptan ibaret değil.  Bu şehrin ünlü mutfağı yüksük çorbasından içli köftesine, mercimekli bulgur pilavından dolma çeşitlerine, mumbarından şırdanına dek yüzlerce lezzeti içinde barındırıyor. Ayrıca Türkiye’de en iyi hamburgerin ve pizzanın Adana'da yapıldığını, Bağdat Caddesi’nde şubesi bulunan Adanalı hamburgerciler olduğunu da unutmayalım.
Yemekten sonra yürüyüşe çıkıyoruz. Adana, her ânı dolu dolu yaşayan bir şehir. Caddelerinde her yaştan ve her kesimden insan bir arada yürüyor. Burada 24 saat açık kütüphanesi bulunan nöbetçi kafeler de var, canlı müzik yapılan espresso kafeler de... Adana’da "olağan" bir gün geçirdikten sonra havaalanının yolunu tutuyorum. Uçağa trafik stresi yaşamadan varmanın keyfini çıkarıp biniş kapısında beklerken cep telefonumdan bir sonraki Adana yolculuğu için daha o anda bilet bakmaya başlıyorum.

Tarifler
Adana denince herkesin aklına önce kebap geliyordur sanırız. Ancak bu güzel şehrin mutfağındaki lezzetler elbette kebapla sınırlı değil. Sizler için farklı birkaç tarif hazırladık. Afiyet olsun!

İçli Köfte
Altı kişilik
200 gr dövülmüş et / 2 su bardağı köftelik bulgur / 1 su bardağı un /
1 su bardağı irmik / 1 adet yumurta / 1 tatlı kaşığı tuz / 1 tatlı kaşığı biber salçası / 1 tatlı kaşığı kimyon / 1 tatlı kaşığı karabiber / 1 tatlı kaşığı kırmızı toz biber / 1 su bardağı su
İçi için: 500 gram kuzu kıyma / 1 kilo soğan (ince doğranmış) / 1 tatlı kaşığı biber salçası / 250 gr kuyrukyağı / Tuz / Karabiber / Kırmızı toz biber / Kimyon
Bulgura tuz, karabiber, kimyon, kırmızı toz biber, irmik, un, yumurta ve biber salçası ekleyip ıslatarak yoğurun. Dövülmüş et ekleyip yoğurmaya devam edin. Başka bir kapta kuyruk yağını pembeleşinceye kadar eritin, soğan ilave edip kavurun. Kıyma ve tuz ekleyin, suyunu bırakana kadar pişirin. Pişmeye yakın biber salçası, karabiber, kırmızı toz biber ve kimyon atın. Bu iç harcı soğumaya bırakın. Köftenin dış harcından avuç içi kadar parçalar alın, ellerinizi ıslatarak ortasını hafifçe oyun. Bir yemek kaşığı iç harç koyup yuvarlayın. Köfteleri, içine limon dilimleri ve tuz attığınız suda, suyun üstüne çıkana kadar haşlayın.Kırmızı toz biber ile kavuracağınız tereyağını, köftelerin üzerine döküp servis edin. 

Taş Kadayıf
Dört kişilik
Hamur için: 1 bardak su / 1 bardak süt / 1,5 bardak un / Kuru maya / Tuz / Şeker
Şerbet için: 2,5 bardak su / 2 bardak şeker / Yarım limon
İçi için: Ceviz içi / Antep fıstığı / Kaymak
Kızartmak için: Sıvı yağ
Suyu, şekeri ve limon suyunu 15-20 dakika kaynatıp oda sıcaklığına erişene dek soğutun. Kuru maya, tuz, şeker, un, süt ve suyu krep harcı kıvamında karıştırın ve yarım saat dinlendirin. Mayalanan harcı avuç içi büyüklüğünde daireler hâlinde ve kaşıkla tavaya alın. Tek yüzünü pişirin. Üstü göz göz olup alt yüzeyi renk değiştirince bir tabağa alın. İçine ceviz, fıstık ya da kaymak doldurup katlayın ve sıvı yağda kızartın. Oda sıcaklığındaki şerbete daldırıp servis edin. 

Babagannuş
Dört kişilik
4 patlıcan / 2 kırmızı biber / 2 yeşil biber / 1 soğan / 3 diş sarımsak / 2 domates / 1 çorba kaşığı biber salçası / 7-8 çorba kaşığı zeytinyağı / Yarım demetten az maydanoz / Kırmızı toz biber / Tuz / Limon veya tercihen turunç suyu
Patlıcan ve biberleri közleyip soyun ve hafifçe döverek ezin. Soğanı zeytinyağı ile hafifçe kavurup biber salçasını ekleyin. Domatesleri küçük küpler hâlinde doğrayın.  Maydanozları ince ince kıyın. Sarımsakları tuzla ovarak ezin. Közlediğiniz, kavurduğunuz ve ezip doğradığınız malzemeleri geniş bir kapta bir araya getirip karıştırın. Bir yandan da toz biberi ve zeytinyağını ekleyin. Servis tabağına almadan önce limon veya turunç suyu, aldıktan sonra ise zeytinyağı, dal maydanoz ve az nar ekşisi ekleyin.

Adana Kebabı
Dört kişilik
1 kg koyun eti / 250 gr kuyruk yağı / 1 tatlı kaşığı tuz / 1 tatlı kaşığı kırmızı toz biber / 200 gr kırmızı kök biber (kıyılmış) / 10 domates (dörde bölünmüş) / 10 yeşil biber / 10 süs biberi / 7 pide ekmek
Sinirleri ayıklanmış koyun etini ve kuyruk yağını ayrı ayrı zırh ile kıyın. İçine tuz, kırmızı toz biber ve ince kıyılmış kırmızı kök biber ilave ederek birlikte yoğurun. Elde ettiğiniz kıyma kebap şişine arada ellerinizi ıslatarak sıvama yapar gibi saplayın. Kor ateşli mangala kebap şişlerini koyarak pişirmeye başlayın. Şişleri arada bir çevirin, pişerken iki kez şişi ocaktan alıp pide ekmeği yardımıyla sıkarak yağını alın. Kebap pişmiş hâle geldiğinde, yağlanan ekmekler üzerine kebap, yanlarına ayrı bir şişte pişirdiğiniz domates ve yeşil biberleri koyarak, ince kıyılmış sumaklı soğan, yeşillik ve şalgam suyu ile servis edin.

Bu Sayıdaki Diğer Makaleler

Skylife Arşivi