Genç jenerasyonun en başarılı isimlerinden Emma Stone ile Barbaros Tapan, Los Angeles'ta bir araya geldi. Uçmayı dış dünya ile ilişkisini kesip kendisi ile baş başa kaldığı bir deneyim olarak gören genç oyuncu ile keyifli bir sohbet gerçekleştirdi.

Geçen seneye, La La Land fırtınasına ve Oscar gecesine geri dönmek istiyorum. En iyi Kadın Oyuncu ödülünde adınızın anons edildiği anda neler hissettiniz?
Cevabım size çok klişe gelebilir ama gerçeküstü bir histi diye yanıtlayacağım. Tuhaf şekilde, o anda hiçbir şey anlamıyorsun.

Ödülünüzü Leonardo DiCaprio verdi...
Evet! Tam anlamıyla bir Titanik, aslında Leonardo DiCaprio hayranıydım. Büyürken odamda Leo'nun imzalı posterleri asılıydı. Oscar'da sahneye, çocukluk kahramanıma doğru yürümek ve ödülümü ondan almak hayatımın en çılgın anlarından bir tanesiydi. Odası Leo posterleri ile dolu küçük kız, Oscar'ını bu yıldızın bizzat kendisinden alıyordu… Bu, sözcüklerle ifade edebileceğim bir his değil, inan. 

Son filminiz Ezeli Rekabet cinsiyetlerin mücadelesini tenis ile harmanlayan bir film...
Evet, 1973 yılında Bobby Riggs ile Billie Jean King arasında oynanan tenis maçının hikâyesi ve o tarihte bu maç, insanoğlunun Ay'a ayak basmasının ardından dünyada en çok izlenen ikinci olay. İlk defa gerçek bir kişiyi oynuyorum. Billie Jean'in hayatta olması ve filmi izleyeceğini düşünmek beni çok gerdi, fakat ne olursa olsun kendi jenerasyonuma bu başarılı kadının hikâyesini anlatmak istedim.

Rekabetçi bir kişiliğiniz var mı?
Zaman zaman rekabetçi ruha bürünüyorum ama genel olarak öyle olduğumu söyleyemem. Film için tenis dersleri alırken hocam sanırım önce kendimle yarışmam gerektiğini kastederek, yaptığım sayıları içimden saymamı istiyordu hocam. Ben de sürekli unutuyordum çünkü öğrenirken skoru aklımda tutmak umurumda değildi. Ama tenis hocam kazanmanın her durumda önem taşıdığını ve ne olursa olsun yaptığım sayıları ve skoru aklımda tutmam gerektiğini söylüyordu.

Çok genç yaşta büyük başarılar elde ettiniz fakat hâlâ aynı alçak gönüllü, içten Emma Stone karşımda oturuyor… 
Yetiştirilme tarzı etkili olmuştur belki. Ailem en büyük destekçim. Aslında çoğu zaman endişeli ve kaygılıyım ama bunu kimseye hissettirmemeye özen gösteriyorum. Başarılı olmak, ünlü olmak değişmemi gerektirmiyor ki! Ben yine aynı kişiyim, etrafımda aynı arkadaşlarım var, her şeyimi paylaşabildiğim annem ve babam var. Onların yanında kendimi güvende hissediyorum ve işim dışında bir şeyle gündemde olmak istemiyorum.

Siz oyuncuların çok fazla seyahat ettiklerini biliyorum. Uçmayı seviyor musunuz?
Uçmayı çok seviyorum. Tüm dünyadan kopup kendi kendime kaldığım saatleri çoğu zaman uçakta yakalayabiliyorum. Bazı arkadaşlarım "Tüm kontrolü başkasına emanet etmek zorundasın, nasıl oluyor da bu kadar çok seviyorsun uçmayı?" diyorlar oysa bana son derece rahatlatıcı geliyor uçak yolculuğu.

İş dışında uçmaya vaktiniz oluyor mu?
Boş vakit bulur bulmaz seyahat etmeye çalışıyorum. Gerçek bir tatile çıkmayalı beş sene oldu. Küçük bir arada Tayland'a kaçtım; harika bir yerdi.

Oyunculuk dışarıdan göz alıcı bir iş gibi görünse de birçok zorluğu var değil mi?
Bizim işimiz çok garip. Sürekli farklı yerlerdeyiz her projede farklı ülkelerdeyiz; şehirlerde aylarca farklı insanlar ile vakit geçiriyoruz. Çok uzun saatler çalışıyoruz. Arkadaşlarımız ve sevdiklerimizle istediğimiz zaman vakit geçirmek neredeyse imkansız. Sonra zaman ilerledikçe hayatın ellerimizden kaydığını hissediyoruz ve balansı ayarlamaya çalışıyoruz. Fakat bir oyuncu için, en azından benim için asıl zorluk, hiç üretmeden durmak.

Bu Sayıdaki Diğer Makaleler

Skylife Arşivi