Pekin’de bir yılbaşı geçirmek isterseniz, yolculuğa kırmızı fenerlerin ışığını ve çatapatların gürültüsünü hayal ederek başlamalısınız. Geleneklerine bağlı olan Çinliler yeni yıl hazırlıklarına haftalar öncesinden başlıyor.

Uçaklarda her milletten insan görmeye alışığımdır. Ama İstanbul’dan Pekin’e gitmek üzere bindiğim uçakta durum biraz farklı: Çinli olmayan tek yolcu benim! Öyle ya, Çin’de yeni yıl yani Bahar Bayramı başlamak üzere… Bir Çin deyişi geliyor aklıma: “Paran olsa da olmasa da bayramı kutlamak için eve dön.” 
Yılın bu döneminde havaalanlarında, tren istasyonlarında, otogarlarda iğne atsanız yere düşmüyor. Her yıl tekrarlanan, dünya üzerindeki en büyük insan göçü bu! Dünyanın dört bucağındaki Çinliler ülkelerine, Çin’in büyük kentlerinde yaşayanlar da taşradaki memleketlerine dönmek için yola çıkıyorlar. İlk kez bir belgesel filmde gördüğüm bu baş döndürücü yolculuğa bu kez gökyüzünde tanık olarak başlamak benim için heyecan verici…
Pekin’e bayram kutlamaları başlamadan birkaç gün önce gitmek gerek. Cadde ve sokaklara astıkları oval, altlarından püsküller sarkan kırmızı fenerlerle kent sanki bir gelincik tarlası gibi... Binlerce yıllık geleneklerinde aydınlığın sembolü olan fenerlerin bazısında yeni yılı simgeleyen hayvan figürü var. Batı dünyasının aksine, Çinliler yeni yıla 1 Ocak’ta değil Ay Takvimi’ne göre farklı bir tarihte giriyor. 22 milyon kişinin yaşadığı kentteki günlük koşturmaca, aynı zamanda doğanın uyanışını da kutladıkları Bahar Bayramı'nın telaşına dönüşüyor. Bisikletlerin tekerlekleri daha hızlı dönüyor, bavullar çekilip sürükleniyor. Trafik durma noktasında, alışveriş mekânlarının kapıları bir saniye bile kapalı kalmıyor, büyük bir uğultuyla son pazarlıklar yapılıyor. Herkesin elinde hediye kutuları…
500 yıla yakın bir dönemi Ming ve Qing Hanedanlığı’ndan 24 imparatora ev sahipliği yaparak geçiren Yasak Şehir’den tutun da devlet binalarına, parklara, hatta Olimpiyat Köyü’ne ve hutonglara kadar kentte kımıl kımıl sürüp giden hazırlıklar evlerde sıkı bir bahar temizliği ile başlıyor. Üstü tenteli üç tekerlekli motosikletlerden birini kiralıyor ve Yasak Şehir çevresindeki hutonglara gidiyorum. Pekinlilerin en eski mahallelerindeki hutonglar, arabayla girilemeyecek kadar dar sokaklar… Yeni yılı her zaman bakımlı bir çehre ve temiz eşyalarla karşılayan Çinliler ev temizliklerini yapmış, yataklarını-yorganlarını yıkamış. Şansı, refahı ve iyiliği temsil eden kırmızı renk, kenti baştan başa boyamış sanki… Kırmızı kâğıtlarda kaligrafik dizeler ve iyi dilekler kapı ve pencerelerdeki yerini almış. Kâğıt kesme sanatının en güzel örnekleri bu kez yeni yılın hayvan sembolü veya uğur getirdiğine inanılan nergis, şakayık, krizantem çiçeklerinin şekliyle çıkmış ortaya. 
Latin harfleriyle yazılmış adreslerle taksicilerle anlaşmak kolay olmadığından gidilecek yerler listemi Pekin’e gelmeden önce, Çin yazısıyla hazırlayıp cebime koymuştum. Liulichang’a bu sayede kolaylıkla ulaşıyorum. Karşılıklı iki sokaktan oluşan bir sanatçılar mahallesi burası. Galeriler, antika dükkânları, Çin’in geleneksel sanatlarına ait malzemeler satan dükkânlar ve özgün eserler var. Çeşitli kalınlıklarda kaligrafi fırçaları, mürekkepler, kâğıtlar, boya paletleri ve sanatçıların kendi tarzlarını adeta konuşturdukları yazı örnekleriyle dolu. Qingtian taşından yapılmış mühürlerin satıldığı dükkânlardan birine giriyorum. Çin’de herkesin sahip olduğu ve imza olarak kullandığı bu mühürlere istediğiniz şekli ya da yazıyı kısa süre içinde oydurabiliyorsunuz. Hatta yabancıysanız, isminizin Çincesini bile!.. Yılbaşı gecesi konuk olacağım aileye hediye olarak Türkçe “İyi Yıllar” yazılı bir mühür yaptırıyorum. Yürüyerek devam ettiğim sokaklar, içinde çay içmek için saatlik kiralanabilen özel odaları da bulunan Pekin’in en güzel çayevlerinden birine, Laoshe’ye çıkartıyor beni. 
Ertesi güne pandaları ziyaret ederek başlıyorum. Ay Takvimi’ndeki 12 hayvandan biri değilse de Pekin’in simgesi pandaların da gönlünü almamak olmaz! Kesik bir ağaç gövdesinde, kollarını aşağıya sarkıtarak göbeğinin üstünde uyuyakalmış pandanın bir kıpırtısı bile insanlara sevinç çığlıkları attırıyor. Yasak Şehir’i, lüks mağazalarıyla Wangfujing Caddesi’ni, İpek Çarşısı’nı, kuş kafesi şeklinde sokak lambaları ve olağanüstü giriş kapısıyla göz alan Qianmen Caddesi’ni gezerek geçiriyorum günümün geri kalanını. 
Caddede gezinirken birkaç saat sonrasını hayal edebiliyorum. Kendi kültürüme çok uzak olan bu ülkede, Çinli bir arkadaşımın ailesiyle geleneksel yeni yıl yemeği yiyeceğim. Ama ah o yemek çubukları!.. Onlarla başım dertte! Rezil olmamayı dileyerek için için, kapıyı çalacağım. Tüm aile güler yüzle karşılayacak beni. Evin büyükbabasının ve kızının üzerinde el işlemesi desenlerle bezenmiş geleneksel giysiler, gençlerde ise günlük ama yeni kıyafetler olacak. İş güç sahibi torunlar, yılbaşında büyüklerin hongbao denen kırmızı zarfa koyup verdikleri harçlıkları artık alamadıkları için üzgünler. Bununla birlikte, küçük çocuklu evlerde hongbaolar dede ve ninelerden torunlara hâlâ sevgiyle uzatılıyor.
Büyük bir yuvarlak masanın etrafına oturacağız. Dönen bir cam, camın kenarında dizilmiş yemekler olacak masanın ortasında. Kim hangi yemekten istiyorsa, camı çevirip o yemeği önüne getirecek. Balık, yılbaşı masasında olmazsa olmazlardan. Çünkü balık kelimesinin Çince okunuşu “yu”, bu dilde aynı sesle söylenen “bolluk” anlamına da geliyor. Yılbaşı gecesi her evde yenen bir başka ortak yemek ise zenginliği ve refahı simgeleyen jiaozi yani Çin mantısı. Sokaklarda çok az insanın olduğu bu gecede evlerde en büyük eğlence Çin televizyonunun yayınladığı müzik, akrobasi ve dans gösterilerini seyretmek. Yaklaşık 700 milyon kişinin "aynı anda" seyretmesi dolayısıyla dünyanın en büyüğüymüş bu gala program.
Derken her yeni yılın ilk dakikalarında olduğu gibi yine havai fişekler ve çatapatlar gökyüzünü dolduracak! Onlar, Bahar Bayramı’nın en bilindik sembolü. Patlatılma amaçları ise olabildiğince gürültü çıkarmak! Efsaneye göre yeni yıl zamanı köylere giderek hayvanları ve çocukları yiyen Nian adındaki yaratığı korkutup kaçırmak için başlayan bu gelenek günümüzde kötü ruhları uzaklaştırmak için hâlâ yaşatılıyor.
Pekinliler yılın ilk gününe geç saatlere kadar uyuyarak değil, güneş doğmadan ibadet yerlerine koşarak başlıyorlar. Sabah yedide Lama Tapınağı’nın önünde binlerce Pekinlinin giriş sırası beklediği upuzun bir kuyruk oluşuyor. Kol kola girerek önlerini kestikleri kalabalığı içeriye düzenli bir şekilde alıyor polisler. Dile kolay, gün boyunca 80 bin kişi!.. Başlayan yılın huzur, mutluluk, şans ve bereket getirmesi adına dileklerden ve dinî ritüellerden sonra çoluk çocuk, parklarda kurulan panayırlara koşuyor. Kendinizi bu muazzam kalabalığın akışına bırakıp Ditan Park’a gidebilirsiniz. Park, Çin folkloruna ait eşyalarla dolu tezgâhlar, çeşit çeşit pelüş oyuncakları kazanmak için oynanan oyunlar, yiyecek-içecek stantlarıyla kıpır kıpır. Akraba ve arkadaşlarını hediyelerle ziyaret etmek ise yedi gün boyunca süren bayramın en önemli âdetlerinden biri.
16 Şubat 2018’de Horoz Yılı bitiyor, Köpek Yılı başlıyor. Ama Hou Gölü’nün buz tutmuş yüzeyinde kızakla kayanların, Kung-Fu Show’larını veya Çin Operası’nı izlemek için bilet kuyruğunda sohbet edenlerin ve devasa Tiananmen Meydanı’nı dolduranların coşkusu hep aynı kalıyor. Bu coşkuya katılmak ve Çin kültürünün geleneklerini tanımak için bundan iyi fırsat mı olur?

Bu Sayıdaki Diğer Makaleler

Skylife Arşivi