Uzaklardaki galaksinin merakla beklenen son macerası 516 milyon dolarlık açılış gişesiyle beyaz perdeye geri döndü. Bu sene 40'ıncı yılını kutlayan seri, popüler kültürün en büyük hitlerinden biri. Barbaros Tapan, Yıldız Savaşları'nın Jedi Master’ı Luke Skywalker karakterini canlandıran Mark Hamill ile Skylife için Los Angeles'ta buluştu.

Yıldız Savaşları: Son Jedi gösterime girdi. Filmde bulunduğunuz ada bilgisayar görüntüsü değil, gerçek bir ada...
Evet, doğal ortamdı. Lokasyonun güzel de bir hikâyesi var; 8. Bölüm'ün senaryosunu okuduktan sonra "Harika!" dedim. “Santa Monica'da J.J.'in (Abrams) stüdyosundaki yeşil odada çekeriz. Ayrıca evime de çok yakın, süper.” dedim. Ne de olsa artık her şey bilgisayar ile yapılabiliyor. Fakat yönetmenimizle bir araya geldim ve bana "Ne yeşil odası? İrlanda’ya gidiyorsun." dedi.

Peki ya sonra?
Kalktık İrlanda'ya (Skellig Michael) gittik;  adaya varmak için bir buçuk saat deniz, sonra da helikopter yolculuğu yaptık. Ben helikopter bizi tepeye bırakacak diye düşünürken tabii ki  yanılmışım çünkü çok tarihî bir yer ve tepede manastır olduğu için devlet korumasında; helikopter bizi yamaçta bıraktı. Sonra başladık tepeye tırmanmaya, tabii ben her 15 dakikada bir durup dinleniyordum. Bitmek bilmeyen merdivenleri tırmanmak beni çok zorladı, bir taraf uçurum ve deniz, hiç korkuluk yok...

Güvenliği nasıl sağladınız?
Etrafımda profesyonel dağcılar yürüyordu, eğer düşersem beni kurtaracaklar ya da yürüyemeyecek hâle gelirsem arkamdan iteceklerdi (gülüyor). Sert, acımasız bir maceraydı... Değdi mi çıkmaya derseniz, kesinlikle! Tepeye ulaşınca nefes kesen bir manzara vardı. Gerçekten çok uzaklarda bir galakside gibi hissediyorsun kendini ama işimiz bitip oradan ayrılınca, "Bir daha kimse beni buraya getiremez." dedim. Kötü niyetle, şikâyet etmek için değil; gittim, gördüm, bir daha neden gideyim?!

Senaryoyu ilk okuyuşunuzda neler hissettiniz? Başlık tamamen sizi ilgilendiriyor çünkü...
Jedi’ın sonu geldi. Filmin hayranları şokta ve benim hislerimi tarif bile etmem mümkün değil. Serideki en pozitif karakter Luke bir dağın tepesinde umudunu kaybetmiş durumda... İçimden "İlk nesil hayranlar şimdi filmin yapımcısı ve yönetmeni oldular, nasıl olur da benim karakterimi görmezler!" dedim. Daha çekimler başlamadan, hazırlık aşamasında dayanamayıp Rian’a "Bir şeyler yanlış." dedim. Normalde oyuncuların fikir beyan etmesi bir işe yaramaz ama dayanamadım… Sonra Rian'la konuşup hikâyenin içine girdikçe Jedi için bir son olmadığını anladım. Yanlış olan benim hislerimmiş.

Bir Yıldız Savaşları hayranı olarak Luke Skywalker ile karşılıklı oturmak benim için de tarifsiz bir duygu... Bizler Yıldız Savaşları hayranları olarak büyürken bu seriye olan büyük sevgi de her geçen gün katlanarak büyüdü değil mi?
Kesinlikle; her geçen gün yeni hayranlar eklendi. İlk baştaki hayranlar şimdi çoluk çocuğa karıştı. Sokakta karşılaştığımızda çocuklarına “Bak, Luke Skywalker.” diye beni gösterdiklerinde minikler dehşete düşüyor; kim bu adam diye... Şimdi bu yeni filmlerle hem eski hayranlara hem de yeni jenerasyona görünmek güzel.

Yıldız Savaşları hayranları için sinemanın en tutkulu izleyicileri diyebiliriz, değil mi?
Gerçekten en tutkulu, en sıcakkanlı, en çok sevgisini gösteren hayranlar Yıldız Savaşları'nda. İnsanı duygulandıran bir durum bu… Kendime bakıyorum; hayatımda sadece birkaç başarılı iş yapabilmişim. İnsanlar gelip "Sadece tek bir rol ile hatırlanmak seni üzmüyor mu?" dediklerinde, "Tek bir şey için bile hatırlanabileceğim aklımın ucundan geçmezdi, o yüzden hiç üzmüyor." diyorum.

Bu Sayıdaki Diğer Makaleler

Skylife Arşivi