Mağaraları bir sanat galerisine benzetenler sözü şöyle noktalar; “ama burası bir resim ya da heykel sergileyen bir galeri değil, çünkü mağaraların kendisi başlı başına bir sanat eseri…” Bunlardan buz mağaraları aşırı soğuğun hâkim olduğu iklimlerde oluşmaya başlar. Bazılarının buz kütleleri gökyüzü kadar mavi, bazıları da beyazdır. Dört bir taraf buz kaplı olabileceği gibi kayalar arasında sarkıt-dikit şeklinde ortaya çıkmış doğal enstalasyonlara da rastlayabilirsiniz. Bu tür mağaraların en güzelleri İzlanda, İsviçre, Amerika, Rusya’da görülüyor.
Mavi renkliler, buzul mağaraları. Bunlara “kristal mağaralar” da diyorlar. Yüzeyi benzersiz girintili desenlerle kaplı galerilerin karanlık bölümleri lacivertte kalırken ışık alan yüzeyleri ise maviden beyaza uzanan ara renklerle eşsiz ışık dalgalanmaları sergiler ve kristal yakıştırmasını hak eder. Bu mağaralarda baskın rengin mavi olmasının sebebi, buzun içinde hava kabarcığı bulunmadığından mavi dışındaki tüm renkleri emiyor oluşu. Yerin onlarca metre altında, zifiri karanlık olmasını beklediğiniz 1200 yıllık bir mağaranın maviliği tıpkı gökyüzünü andırabilir. Avrupa’nın en büyük buzulu olan Vatnajokull (İzlanda) bu mağaraların en güzel örneklerini barındırıyor. 
Buz mağaraları ise sarkıt ve dikit şeklindeki beyaz buzların kayaların arasından boy gösterdiği mağaralar. Dağların zirvelerinde ya da yüksek platolardaki mağaranın iç ve dış yüzeyini kaplayan buz öbekleri, altındaki taş, kaya ya da toprağın renk yansımalarını da taşıdığı için farklı renklerde olabiliyor. İzlanda’daki Lofthellir yanardağındaki lav oluşum mağaraları da bunların en güzel örneklerinden biri. Langjökull'daki buz tüneliyse iklim koşulları sayesinde tüm yıl görülebilir durumda.
Doğanın kendi yaban kültürüyle biçimlendirdiği mağaralar, yazın erime kışın tekrar donma döngüsünde her yıl şekil değiştirebiliyor. Havalar ısınınca mağaraları oluşturan buzlar eridiğinden keşif turları için en uygun dönem kasım-mart ayları arası. 

Bu Sayıdaki Diğer Makaleler

Skylife Arşivi