Lviv birçok eğlenceli seçeneği ve unutulmaz manzarayı güzel mimarisiyle bir araya getiriyor. Yerel mimari daha çok ilgi çekse de Ukrayna’nın bu en ilginç şehrinin asıl hazinesi insanları.

Lviv gerçekten ziyade hayale benzeyen şehirlerden. Rönesans, barok ve neoklasik mimarinin masalsı bir sentezi olan şehirde Sovyetler Birliği döneminin izlerini ve yakın tarihte elde ettiği bağımsızlığın yansımalarını her köşede görebilirsiniz. Asırlara yayılan tarihinde toprakları üzerinde hak iddia etmiş sayısız devlet ve devletçiği öğrenince Lviv için "görkemli bir anne" diyebilirsiniz. Art Nouveau duvar resimleri, iyi bakılmış Sovyet arabaları, şair ve devrimci Adam Mickiewicz’ten eksantrik karakter Leopold von Sacher-Masoch’a dek sayısız  tarihî ismin heykeli sokaklarda barış içinde birlikte boy gösteriyor. Barok kiliseler, Sovyet dönemi apartmanları, düzenli parklar ve muhteşem performanslara sahne olan Lviv Ulusal Akademik Tiyatro, Opera ve Balesi de şehrin diğer güzellikleri arasında.
Fikrî güzellikleriyle elbette keşfedilmeye layık bir şehir olmakla beraber, Lviv'in asıl hazinesi insanı. Sayısız etnisite, din ve hayattan insanlar bu harika şehre daha da hayat katarak onu sıra dışı bir turistik destinasyon olmanın da ötesine taşıyor. Lviv halkını şehrin dört bir köşesinde gözlemlemek apayrı bir keyif: kiliselere giderken, otobüs ve tramvay duraklarında sabırla beklerken, kaldırımda kitap satarken, açık hava pazarlarında ev yapımı peynir ve salam satarken ya da sevdiklerine çiçek alırken… Kentteki en otantik insan manzaraları içinse size birkaç önerim var.
Merkezî Pazar Meydanı’ndan başlayın... XIV. yüzyılda kurulan ve Eski Şehir’le birlikte UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Rynok (ya da Market, yani Pazar) Meydanı için Lviv’in kalbi denebilir. Meydan, yüzyıllar içerisinde stilleri Rönesans’tan modernizme uzanan bir yelpazede binalar biriktirmiş. Bu atmosfer insanların hâl ve tavırlarına da sirayet etmiş; sokak satıcıları, alışverişe çıkan yerliler, Belediye Binası çalışanları, gösterişli kafelerdeki turistler ve arkadaşlarıyla buluşan gençler tek bir yerde toplanıyor. XIX. yüzyıldan bugüne meydanı süsleyen çeşmelerse bu insan selinin doğal odağı hâline gelmiş.
Pazar Meydanı’ndan çıkıp etrafı gezdiğinizde daha da çeşitli bir insan yoğunluğu sizi bekliyor. Tarihî sokaklardaki havalı restoranlar, kafeler ve galeriler hipsterlarla dolup taşsa da geleneksel hayat bir şekilde şehre tutunuyor. Yaşlı hanımefendiler günlük alışverişlerini 1990’lardan bu yana çehresini muhafaza eden karanlık köşe dükkânlarında yaparken devasa ve (genelde) köhne binalarda yaşayanlar kendi hâllerinde dükkânların önünden geçip gidiyor.
Pazar Meydanı’ndan yaklaşık yedi dakikalık bir yürüyüşle varacağınız Hediyelik Eşya Pazarı; Lviv Ulusal Akademik Tiyatro, Opera ve Balesi’nin arkasında yer alıyor. Renk renk tezgâhlarla dolu bu ilgi çekici pazar hem Ortodoks Paskalyası'ndan önce elle boyanmış yumurtalardan, el örgüsü çoraplardan ve Rus bebeklerden almak hem de dil engeline rağmen satıcılarla sohbet etmek için mükemmel bir fırsat sunuyor. Buraya akşamları da mutlaka uğrayın derim zira Opera'daki performanslar unutulmaz oluyor; üstelik biletler pek de pahalı değil.
Şimdi sıra başka bir pazarda. Lviv’in açık hava pazarlarını ziyaret edip taze ve yerli üretim sebzeler, meyveler ve peynirlerden mutfak eşyaları,  giysilere kadar hemen her şeyin satıldığı tezgâhların arasında gezinmek, turistik bir rotayı takip ederken tanışma imkânı bulamayacağınız insanlarla tanışmanızı sağlıyor. Lviv’in sokak yemekleri kültürü de dillere destan. Piroshki (lahanalı veya patatesli kızarmış hamur) ve chebureki (peynirli veya etli bir tür hamur işi) burada tadacağınız lezzetlerden yalnızca ikisi; tek eksisi plastik torbalarda satılmaları. Adını Opera Binası’na 13 dakikalık yürüme mesafesindeki aynı adlı meydandan alan Halytsky Pazarı ve Opera’dan 10 dakikalık bir uzaklıktaki Bazarna Caddesi’nde kurulan Kravsky Pazarı, Lviv’in en iyi açık hava pazarları arasında.
Yeşilin tonları, sessizlik ve pazarların keşmekeşinden uzakta sakince vakit geçiren insanlar...  Lviv’in parkları da kent sakinlerine aşina olmanın keyifli ve telaşsız bir yolu. Bebeklerini gezdiren genç anneler, satranç oynayıp arkadaşlarıyla muhabbete dalan emekliler, oyun oynayan çocuklar, köpekleriyle yürüyüşe çıkan insanlar… 
Pazar Meydanı’ndan başlayıp Eski Şehir ve Pidvalna Caddesi’nden geçen yaklaşık altı dakikalık keyifli bir rotayla aslen park olan Na Valag Meydanı’na varabilirsiniz. Burası Lviv’in yeşil yüzünü keşfe başlamak için en mükemmel yer. Orta Çağ’dan kalma tahkimatın içinde Lviv’in en şık restoranlarından biri olan Porokhova Vezha yer alıyor. Buradan 25 dakikalık rahat bir yürüyüşle Vysoki Zamok Tepesi’nde konumlanan, kentin en güzel parklarından birine gidebilirsiniz. Parkın etrafındaki yerleşim yerleri arasında dolaşmak da Lviv’e turistik deneyimin dışında bir pencereden bakmanın en iyi yollarından.
1661’de Universytetska Caddesi’nde kurulan Lviv Üniversitesi, Ukrayna’daki en köklü eğitim kurumu. Pazar Meydanı’ndan yalnızca 10 dakikalık bir uzaklıktaki üniversitenin XIX. yüzyıldan kalma binası şehirdeki en etkileyici yapılardan.  1861-1918 yılları arasında Galiçya ve Lodomerya Krallığı’nı bile ağırlamış. Üniversite yalnızca tarihî ve mimari önemi açısından değil; sokakları, çevresindeki kafeleri ve restoranları dolduran ve şehirdeki en eski, en güzel parklardan biri olan Ivan Franko Parkı’nı mesken tutan enerjik öğrenci grupları için de ziyareti hak ediyor.
Ivan Franko Parkı’nı geçtikten sonra yine 10 dakikalık hafif bir yokuş sizi Lviv’i tanımlayan tepelerden birine götürecek. Bu tepedeki St. George Katedrali, XVIII. yüzyıl barok mimarisinin başyapıtlarından ve adeta bir ziyaretçi mıknatısı. Üstelik yüksek konumu sayesinde şehre hâkim muhteşem bir manzara da sunuyor; bu güzellik eşliğinde ziyaretiniz boyunca tanıştığınız insanları düşünebilirsiniz.
Lviv’deki keşfiniz sırasında fark edeceksiniz ki, kent sakinleri çiçeklere bayılıyor. Sokaklarda, büfelerde, dükkânlarda ve özellikle çiçekçilere ayrılmış açık hava pazarlarında her rengini bulabilirsiniz. Turist bölgeleri dışındaki restoranların kapalı olduğu gece yarılarında bile çiçekçiler bile çalışıyor. Birkaçına mutlaka uğrayın derim; satıcıyı ve sevdiği biri için sessizce buket hazırlatan müşteriyi izleyince Lviv’de geçen bir aşk hikâyesini hayal etmeniz hiç de zor değil. 

Bu Sayıdaki Diğer Makaleler

Skylife Arşivi