Türk Hava Yolları’nın sponsoru olduğu A Millî Kadın Basketbol Takımı'nın oyuncuları için hazırladığı Babalar Günü filmi Kristal Elma'da ödül aldı. Kısa ama bir o kadar da öz bu film aynı etkiyle bugün de izleniyor.

A Millî Kadın Basketbol Takımı’nın Letonya ile yaptığı hazırlık maçı biter bitmez takım koçunun parke ortasına topladığı kızlar tam dağılıyorlardı ki, aniden ışıkların önce bir bölümü söndü. Salon karardı. Sonra da sanki elektrik tesisatı tümüyle arıza yapmış gibi bütün lambalar söndü, etraf zifiri karanlık kesildi.
Kızlardan “Haydaaa…” nidaları yükselirken hoparlörden bir ses duyuldu: “Canım kızım, prensesim...” Sonra salon biraz aydınlandı ve bir başka babanın sesi yükseldi: “Merve kızım…” O daha sözünü bitirmeden üçüncü baba kızına hoparlörden sordu: “Şaziye, gördün mü beni?” Diğer baba “Esraaa!” diye seslendi, bir diğeri “Işııııl... Canım benim!”
Kendi babasının sesinden ismini duyan her oyuncu önce gülümsedi, çevresine bakındı, tribünleri taradı gözleriyle, kimseyi bulamayınca da yüzlerinde şaşkınlık ifadesi büyüdükçe büyüdü. Babalar devam etti: “Olcaaaaay, Olcaay!”,”Işıl, kızım ben baban.” 
Son isim de duyulunca dev bir perde, yukarıdan açılarak salona indi. Perdeye az önce kızlarına seslenen babaların görüntüleri düştü. Basketbolcu kızların gözleri dolmaya, elleri alkış tutmaya başladı. Sonra Dilek Kavraal’ın şarkısı salonu çınlattı “Canım Babam”.
Film boyunca babalar kızlarına seslendiler. İçlerinden biri sanki biraz dertliydi: “Kızım işte bir zamanlar sen utanıyordun, dışarı çıkmıyordun, boyum uzun diye çekiniyordun… Ama şimdi eve gelmiyorsun!”. Diğer baba söz verdi “Kızım, bir tanem, basketbol hayatında biz senin devamlı arkandayız, bu yolculuğunda seni hiç yalnız bırakmayacağız.” 
Kızlarının başarılarını baştan beri gururla izleyen babalar bu mutluluklarını gözyaşlarıyla anlattılar. Derken video sona erdi; perde yavaşça yukarı çekilmeye, çekilip yükseldikçe arka tarafta bir topluluk belirmeye başladı. Babalar bu kez salonda, kızlarının tam karşısındaydı. Coşkulu bir koşuşturma başladı, her kız babasını görünce koştu, sarıldı, kucaklaştı. Ve son söz şarkıdan geldi: "Kahramanım benim, canım babam…"

Çekim Öncesi 
A Millî Kadın Basketbol Takımı’nın sponsorluğunu üstlenen Türk Hava Yolları, takımı daha da motive edecek projeler peşindeydi. Ajansla birlikte birçok fikir üzerinde çalışıldı ancak hiçbiri ekibin içine sinmedi. Türk Hava Yolları adına onlara gerçekten destek verecek; reklam kaygısının çok ötesinde, samimi, iç ısıtacak bir iş hedefleniyordu. 
O günlerde Babalar Günü'nün yaklaşmasını projenin hedefi açısından bir fırsat olarak gören reklam kreatif ekibi üyesi Gökhan Öcal, “Onlara gerçek desteği nasıl vereceğimizi çok iyi biliyoruz.” diyerek fikrini anlatmaya başladı; “Geçen yıl Avrupa şampiyonluğunu elde eden Kadın A Millî Basketbol Takımımız bizim kahramanlarımızdı. Ama onların asıl kahramanı babalarıydı ve bu Babalar Günü'nde, böylesine başarılı kızlar yetiştiren bu babalara teşekkür edeceğiz ve tersine, kızlarına sürpriz yapacağız.” 

Çekim Sonrası 
Türkiye Basketbol Federasyonu'nun da desteğiyle, takımdaki tüm kızların babalarına ulaşıldı ve prodüksiyonu üstlenen SG P her babayı kameranın karşısına oturttu. Röportajlar o kadar duygusaldı ki prodüksiyon ekibi de onlarla ağlayarak sık sık ara vermek zorunda kaldı. Dahası kurgu sırasında da bu takdire şayan hikâyeler onlarca kez izlendi, ekibin gözleri her defasında doldu. Nihayet her şey tamamlandı. Gösterimin yapılacağı Letonya maçı gününde herkes Abdi İpekçi Spor Salonu'nun VIP’sinde buluştu. Ekip ve aileler çok heyecanlıydı, kızlar ise her şeyden habersiz… Maça çıkacakları ânı beliyorlardı sadece. 
Salon hazırdı; dev perde, 7 kamera, reji masası, mikrofonlar; ışıkları yakıp söndürecek ekipler… Maç başlamıştı ve herkes ellerinde telsizlerle o büyülü sürpriz anını bekliyordu.
Nihayet o an da geldi. Maçı kazanan kızlar sahadayken ekip telsizlerle haberleşiyor ve saniyeleri sayıyordu. Nihayet direktif geldi; “Işıklar kapatılsın.” Hemen ardından başka bir ses telsizde yükseldi: “ Video başlasın!”

Bu Sayıdaki Diğer Makaleler

Skylife Arşivi