Her yeni göç dalgasıyla değişikliğe uğrayan, bu daim akışı dolayısıyla da bir kaleydeskobu andıran New York'ta restoranların menüleri de bu değişimden nasibini alıyor.

New York Times'ın film eleştirmeni A.O. Scott’ın sözlerini ödünç almam gerekirse bu şehri eşsiz kılan şey “farklı kültürlerden gelen ve farklı değerlere sahip insanları benimseyip yontulmamış ve sofistike bir ahenge dönüştürme kabiliyetidir.” Yakın zamanda Scott ve bir meslektaşına tüm New York sakinlerini bir araya getiren tek bir film bulma görevi verildi; en kibar ifadesiyle bu bir delilik.
Amerika Birleşik Devletleri'nin fiili başkentine gelen her etnik grup kendi yaşam tarzını ve âdetlerini sürdürdü. Memleketlerinin bir parçasını ve kimliklerinin en karakteristik unsuru olan mutfaklarını beraberinde getirdi.
Üzücü olan gerçeklikse bir topluluğun belirli bir mahalledeki ömrü tükendiğinde yerinin neredeyse ânında yeni bir topluluk tarafından doldurulması. Uzun zaman önce yok olan lezzetlerin mirasını keşfetmenin ve yeni gelenlerin dinamizmini deneyimlemenin en iyi yoluysa şehrin beş ana bölgesindeki mahallelerde gurme yiyecek arayışında nostaljik bir yürüyüşe çıkmak. Haydi, New York’un etnik gastronomi sahnesini ana hatlarıyla keşfedelim.
Manhattan
Bir efsaneye göre Hollandalılar ayakkaresi (yaklaşık (0,09 metrekare) 1,773 dolar eden bu değerli adayı Canarsee adlı bir Kızılderili kabilesinden demir su ısıtıcıları, baltalar, bıçaklar ve kumaş karşılığı satın almış. Wall Street, Empire State binası, Central Park, Times Meydanı, Lincoln Merkezi ve (içlerinde en "uluslararası" yapı olan) Birleşmiş Milletler binası gibi anıtsal binalara ev sahipliği yapan Manhattan eskiden Ellis Adası’ndan geçip kıyılarına varan binlerce göçmenin ilk kapısıydı. 
Bir zamanlar adanın mutfak kültürü Aşağı Manhattan’ın yoksul bölgelerine yerleşen İrlandalı ve Yahudi nüfusun fazlaca etkisinde olsa da artık Çinliler ve Korelilerin egemenliğinde. Tam anlamıyla nostaljik bir New York lezzeti için 1934’ten kalma etkileyici bir şarküteri olan ve “karşıt kültür”ü icat eden Zabar’s (Yukarı Batı, 80. Cadde) mükemmel bir tercih. Tipik bir New York kahvaltısını oluşturan knishes (patates, et ve peynirle hazırlanan atıştırmalıklar), somonlu bagel (bir tür simit) ve salamura somonları enfes. Bir tarafı beyaz, bir tarafı siyah kremalı geleneksel New York kurabiyesi Black and White'ı buradaki tüm fırınlarda bulabilirsiniz. Seinfeld adlı televizyon dizisiyle ünlü olan bu eşsiz kurabiyenin siyahiler ve beyazlar arasındaki uyumu simgelemek için üretildiği söylenir. Safari (Somali), Awash (Etiyopya) ve Pikine (Senegal) mahalledeki diğer etnik lokantalardan. Jerusalem yalnızca bir vitrin olsa da humusu ve falafeli çok iyi yapıyor. Yurttaşlık hakları hareketinin ilk toplantısına ev sahipliği yapan Sylvia’s oldukça ünlü bir güneyli restoranı. “Yeni” Harlem’i deneyimlemek içinse yeni nesil şef Joseph “JJ” Johnson’ın işlettiği havalı bir restoran ve caz kulübü olan Minton’s’a uğrayabilirsiniz.
Brooklyn
Şehrin milenyumda doğmuş birçok ziyaretçisi için New York, Brooklyn demek; biraz daha detaylandırmak gerekirse sencha çayı içip iyi kırpılmış sakallarını silen hipster’larıyla Williamsburg mahallesi demek. Manhattan "kurumsal bir avukat"sa Brooklyn kreatif işler yapan dijital bir şirkette çalışan, ağaçları kucaklayan kuzeninizdir. 90’lardan bu yana korkutucu bir hızla burjuvalaşan mahallede tasarım dükkânları, vejetaryen büfeler ve kafeler eski mekânların yerini aldı. İsmini Utrecht yakınlarındaki bir Hollanda kasabası olan Breuckelen’den alan Brooklyn’in Avrupa’da sağlam kökleri var. Daha az gösterişli ve burjuva bir deneyim için Greenpoint’i ziyaret edebilirsiniz. Polonyalı-Amerikalı göçmenlerin Lomzynianka’daki ayak seslerini neredeyse duyabilirsiniz; borsch, kielbasa ve pierogies yemekleriyle ünlü bu restoran öylesine eski ki yalnızca nakit kabul ediyorlar. Brooklyn’le bağdaştırılan ve Doğu Avrupa esintili bir başka etnik nüfus da geleneksel siyah şapkalar ve cüppeler giyen Ortodoks ve Hasidik Yahudileri. Borough Park’taki Weiss Homemade Kosher Bakery’de babka gibi Hasidik Yahudi mutfağından hamur işlerini deneyebilirsiniz. Atlantic Bulvarı’ndaki Damascus Bakery ve Yemen Café ve Güney Afrika mutfağından örnekler sunan Madiba da memleketlerini özleyenler için iyi birer alternatif. Son olarak İstanbullu yenilikçi şef Dilara Erbay’ın birkaç yıl önce açtığı ve modern Türk mutfağından seçkiler sunan Abra Cadabra, Williamsburg yerlileri tarafından o günden bu yana güzel bir sürpriz olarak kabul görüyor.
Bronx
New York’un en yoksul bölgesi olan ve break dance ve hip-hop’un doğum yeri olan Bronx, Ford Apache gibi ırkçı alt metinli 80’ler filmlerine rağmen, etnik mirasıyla büyük gurur duyuyor. Bölgenin Paris esintili ana bulvarı Grand Concourse eskisi kadar ünlü değil. Concourse’un bir ucundaki Güney Bronx çeşitli restoranların yanı sıra Bronx Belgesel Merkezi gibi sanat mekânlarına da ev sahipliği yapıyor. Yine de hiçbiri Ganalı göçmen Samuel Amoah’nın 15 yıldır işlettiği Sam’s Soul Food gibi eskilerin yerini tutamaz. Bir zamanlar İrlandalıların ve daha sonra İtalyanların mesken tuttuğu bir başka tarihî bölge olan Albert Bulvarı’ysa eski New Yorklular tarafından “gerçek” Küçük İtalya olarak biliniyor. Günümüzde İtalyan nüfusu bölgede birçok pizza-börek lokantası açan Arnavutların gerisinde kaldı. Bölge en fazla İspanyol nüfusuna da sahip; bunların  çoğunu 60’larda gelen Meksikalılar oluşturuyor. Melrose Bulvarı’ndaki Xochimilco, otantik Puebla yemekleri sunan bir aile restoranı. Dönüşen diğer bölgelerde olduğu gibi geçtiğimiz 10 ila 20 yıl içerisinde burada da Meksikalıların yerini önce Porto Rikolular, sonra Dominik Cumhuriyetliler aldı.
Queens
Queens etnik anlamda dünyanın en "çeşitli" yeri olabilir. En son nüfus sayımına göre bu küçük kara parçasında 150 farklı dil konuşuluyordu. Nispeten hesaplı yaşam şartları nedeniyle göçmenler tarafından tercih edilen bu bölge Astoria’da Yunanlara ve Brezilyalılara, Corona’da Kübalılara ve İtalyanlara ve daha birçok halka ev sahipliği yapıyor. Küba tatları için Rincon Criollo’yu, GDO’suz tortilla içinse geleneksel âdetlere uyarak dürümleri dükkânın vitrininde hazırlayan Tortillera Nixtamal’ı tavsiye ederim. Queens’te en çok fark edilen etnik grup Jackson Heights’teki Hint nüfus; alışveriş için favori yerleri de 74. Cadde’deki dükkânlar. Patel Grocery adlı market bunlardan yalnızca biri. Manhattan’daki Murray Hill’in yanı sıra (ki aynı zamanda Köri Tepesi olarak da biliniyor çünkü aynı cadde üzerinde tamı tamına 20 tane Hint restoranı var) 74. Cadde de New York’taki en iyi Hint alışveriş bölgelerinden. 1982’de Sikhler tarafından kurulan etkileyici Jackson Diner haftanın her günü tavuk ve keçili köri, biryani, chutney ve raita gibi lezzetlerle dolu açık büfe ziyafeti sunuyor.
Aradığınızı hiçbirinde bulamazsanız en yakın bodega’ya (küçük dükkân) ya da seyyar satıcıya uğrayın; damak tadınıza uygun bir lezzet bulacağınızdan eminim. 

Bu Sayıdaki Diğer Makaleler

Skylife Arşivi