Türkiye, Oscar’da "yabancı dilde en iyi film" kategorisinde yarışması için Ayla filmini aday gösterdi. Türk Hava Yolları’nın ulaşım sponsoru olduğu, gerçek bir hikâyeye dayanan bu etkileyici filmin adaylığının kabul edilip edilmediği, tüm kategorilerdeki adayların açıklanacağı 23 Ocak 2018’de belli olacak.

Savaşta ailesini yitirmiş küçücük bir kız... Ülkesinden binlerce kilometre uzağa, savaştaki bir müttefik ülkeye yardımla görevlendirilmiş binlerce askerden biri... Yolları bir savaş meydanında kesişen bu iki insanın göz yaşartan hikâyesi etkileyici bir filmle beyaz perdeye aktarıldı: Ayla. Türk Hava Yolları’nın ulaşım sponsoru olduğu filmin uluslararası sanat alanındaki yolculuğu 23 Mayıs 2017 tarihinde Washington D.C’de, Türk-Amerikan İş Adamları Konseyi’nin verdiği “2017 En İyi Kültürel Atıf” ödülüyle başladı, ağustos ayında Türkiye’nin Oscar adayı olarak açıklanmasıyla taçlandı. Film 27 Ekim'de vizyona girecek.
Cephede Bambaşka Bir Dram
Yönetmen koltuğunda Can Ulkay’ın oturduğu Ayla, Kore Savaşı’nda yaşanan gerçek bir olaya dayanıyor. Türkiye, 1950’de başlayan Kore Savaşı’na müdahale için Birleşmiş Milletler çatısı altında oluşturulan askerî güce destek veren ülkelerden biriydi. Cephede görev yapan 5000’den fazla Türk askeri, savaşın yıkıcı etkilerine maruz kalan Kore halkıyla da güçlü bir bağ kurdu. Birlikteki askerlerden Süleyman Astsubay (Süleyman Dilbirliği) savaş meydanında 5 yaşında küçük bir kız bulur. Ailesini savaşta kaybetmiş olan Koreli kızı yanına alır ve ona Ayla ismini verir. 
Gözyaşları İçinde Veda
Savaşın ortasında küçük, mutlu bir dünya kurarlar, baba-kız gibi olurlar. Küçük Ayla, Türk ordusunun Güney Kore’deki askerî birliğinin neşesi hâline gelir. Fakat 15 ay sonunda birliğe Türkiye'ye geri dönme emri gelir. Süleyman Astsubay, yetim Ayla'yı da yanında götürmek ister ancak Kore kanunları buna izin vermez. Birbirlerine bir gün tekrar buluşacaklarına dair söz veren ikili gözyaşları içinde vedalaşır; Ayla yetimhaneye verilir, Süleyman Astsubay ise Türkiye’ye döner.
Mustafa Uslu - Yapımcı
Bu etkileyici hikâyeyi nasıl keşfettiniz?
Aslında bu hepimizin bildiği, 65 yıllık bir hikâye. Bizim bu projeyi bulmamız çok zor değildi, hatta YouTube’da videosu bile vardı. Fakat zor bir projeydi çünkü olayın aslına bağlı kalmak zorundaydık. Filmin kahramanı Astsubay Süleyman Dilbirliği’nin yaşadığı bu olayları çekerken prodüksiyonel açıdan çok zor ve Türk sinemasında bugüne kadar yapılmamış çekimler yaptık. 
Filmin bir kısmı Güney Kore’de çekildi. Oradaki izlenimleriniz nasıldı? 
Oraya gittiğimizde gördük ki aslında bu hikâye Güney Kore’de bizden daha fazla biliniyor. Hatta Süleyman Amca orada daha ünlü. Kore’deki ilkokul kitaplarında bile Kahraman Türk Askeri Süleyman diye çizgi karakter olarak geçiyor. İki toplumun insanları birbirlerini seviyor. Savaşta atalarına çok yardım etmişiz. Yetim çocukların hayatlarını kurtarmışız, okul açmışız. 
Ayla’da çok güçlü bir oyuncu kadrosu ve ekiple çalıştınız. Şimdi Oscar'da "yabancı dilde en iyi film" aday adayı oldu. Neler hissediyorsunuz? 
Hepimiz çok mutlu ve gururluyuz. İnşallah Oscar'ı ülkemize getireceğiz. Böyle bir kadronun bir araya gelmesi belki de Türk sinema tarihinde bir ilktir. Hiçbir ego gözetmeksizin filmde rol alan ulusal ve uluslararası 32 oyuncumuz var.
Can Ulkay - Yönetmen
Ayla projesi ne zaman şekillendi? 
2010'da Güney Kore’de bir televizyon kanalında yayınlanan belgeselden yola çıkılarak senaryolaştırıldı. Film olarak iki senedir üzerinde çalışıldı. 2016 Kasım ayında çekimlerine başlandı, Nisan 2017'de tamamlandı.
Nasıl bir duyguya odaklandınız filmde? 
Uluslararası bir dil kullandık ve tamamen koşulsuz sevgiyi anlattık. Bu yüzden filmimizde hep “Ayla… Bir sevgi filmi” diye not düşüyoruz. Üç önemli duyguyu aktarmaya çalıştım: Sevgi, ayrılık ve buluşma.  
Sizi en çok zorlayan sahne hangisi oldu?
Küçük kızın bulunduğu sahne ve ayrılık sahnesi ön çalışma anlamında beni en çok zorlayan sahnelerdi.  
Toronto'daki festivalden sonra, Oscar yolundaki şansınızı nasıl değerlendiriyorsunuz?
Toronto Uluslararası Film Festivali’nin en büyük özelliği dünya, film sektörünün en önemli insanlarını buluşturuyor olması. Oscar yolculuğumuzda filmimizi tanıtmak için çok önemli bir basamaktı. İki özel gösterimlerle izleyici karşısına çıktık. İlki Kültür Bakanlığı tarafından yapılan gösterimdi. Türkiye’nin Toronto Başkonsolosu ve Güney Kore Başkonsolosu’yla birlikte yetkililer de katıldı. İkincisi ise bizim, özel olarak sektöre yönelik yaptığımız gösterimdi. İzleyen herkesten çok güzel tepkiler aldık. Beğeniler bizi daha da cesaretlendirdi. 
İsmail Hacıoğlu
Süleyman Dilbirliği’nin gençliğini canlandırıyorsunuz. Bu role “girebilmek” için nasıl bir süreçten geçtiniz? Savaş ortamı, ülkesinden uzaklara gelen genç ve tecrübesiz bir asker, korkular, endişeler… Tüm bu hisleri yansıtmak nasıl bir süreçti sizin için?
Süleyman (Dilbirliği) Amca'yla tanıştığımızda çok heyecanlandım. İzlediğim bir belgeseli biliyordum ama bir araya gelmek ve yaklaşık 500 küsur fotoğrafa birlikte bakmak, onun anılarını birebir dinlemek çok önemli ve anlamlıydı. Bambaşka bir serüven oldu benim için, umarım altından kalkabilmişizdir.
Filmin diğer kahramanı Ayla’yı canlandıran küçük oyuncu Kim Seol ile nasıl anlaştınız?
Seol çalıştığım en profesyonel oyunculardan biri. Bunu gerçekten öyle olduğu için, bütün samimiyetimle söylüyorum, çok iyiydi. Uzun süre mesaimiz oldu, çok keyif alarak çalıştık ve çekimler bittikten sonra üzülerek ayrıldık. Bizim ayrılığımız filmdeki kadar uzun sürmeyecek Allahtan, ilk fırsatta görüşeceğiz Kim’le. Şimdiden çok özledim onu.
Güney Kore’de hem halktan hem de basından, sanat çevrelerinden filmle ilgili nasıl tepkiler bekliyorsunuz?
Güney Koreliler çok sıcakkanlı insanlar; tarihlerinde bizim yerimizin önemini, kendilerine yaptığımız yardımları hiçbir zaman unutmayan ve bizi kucaklayan insanlar. Ben ilginin bizim ülkemizdeki kadar çok olacağını düşünüyorum. Sadece Kore'de değil ulaştığı her yerde etki bırakacak bir film oldu Ayla.
Sinem Uslu
Sizce Ayla'nın öyküsü yıllar geçmiş olsa da nasıl bir mesaj iletiyor?
Ayla'nın tüm dünyaya bir çağrısı var. "İnsanların gün geçtikçe daha çok ihtiyaç duyduğu sevgi, vicdan ve merhamet duygularını kaybetmeyin." diyor. "Kaybetseniz bile bulmak için bir ömür umudunuzu yitirmeyin."  
Oscar yolunda gerçek bir öykünün  şansını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Savaşın ortasında filizlenen bir baba-kız sevgisi; farklı milletlerden askerlerin arasında perçinlenen dostluklar; bir kız çocuğuna  bir askerî karargâhta yaşattıkları masalsı dünya… İşte bu masal tadındaki gerçek hikâye, kahramanlarının hayatta oluşuyla gücüne güç katıyor. Oscar yolunda Türkiye'nin gururla yürüyeceği ve "savaşma, sev" mesajını haykıran çok güçlü bir yapım oldu.
Sizce bu rol kariyerinizde ayrı bir yere sahip olacak mı? 
Hepimiz böylesi büyük ve anlamlı bir projede rolün büyüğüne-küçüğüne bakmadan Süleyman Amca'nın hayatına dokunmak istedik. İşini zevkle yapan bir gazeteciyi  canlandırıyorum. İlk defa İngilizce oynadım, benim için çok önemli bir deneyimdi.

Bu Sayıdaki Diğer Makaleler

Skylife Arşivi