İstanbul eylül ayında dünya sanat haritasında çok önemli bir yer tutacak. Özellikle iki büyük sanat etkinliği İstanbul’u sanatseverlerin odağına yerleştirecek. Bunların ilki, 1987 yılından beri devam eden ve bu yıl 15’incisi gerçekleşecek İstanbul Bienali; ikincisi ise bu yıl 12’ncisi düzenlenecek Contemporary Istanbul sanat fuarı.

İstanbul Bienali ve Contemporary Istanbul, farklı dönemlerde Türkiye’de yaşanan ciddi, önemli, kalıcı dönüşümlerin bir uzantısı olarak doğdu; o dönemleri aşan, bugüne ve yarına yönelik önemli özelliklere sahip.
İstanbul Bienali ilk kez 1987 yılında gerçekleşti. O yıllar Türkiye’nin dışa açılma yıllarıydı. Dünyada da önemli olaylar cereyan ediyordu. İki yıl sonra, 1989’da Berlin Duvarı yıkıldı. Bu, Avrupa ve dünya tarihinde çok hassas bir eşikti. Nitekim hemen sonrasında tüm dünyada her düzeyde büyük gelişmeler yaşandı. Bilgi ve iletişim teknolojilerindeki gelişim yeni düşünce akımları ve yaşama biçimleri üretti. O arada sanat dünyasında da büyük bir sıçrama gerçekleşti. Modern sanatın aşıldığı ve güncel/çağdaş sanatın doğduğu bir döneme geçildi.
İstanbul Bienali bu gelişmeyi izleyen, ona ciddi katkılarda bulunan ve tüm dünyanın takip ettiği bir etkinlik niteliği kazandı. Bu yıl da Elmgreen ve Dragset’in küratörlüğünde 16 Eylül-12 Kasım arasında gene tüm dünyada ses getirecek bir etkinlik olmaya hazırlanıyor.
Contemporary Istanbul, 12 yıl önce oluşturuldu. Türkiye 2000’li yıllarda "galeriler dönemi"nin başlangıcını yaşıyordu. Özellikle İstanbul’da çok sayıda galeri birbiri ardınca açılmaya başlamıştı. Bunda Türkiye’nin o yıllarda başlattığı önemli atılım hareketinin payı vardı. Buna bağlı olarak Türkiye tüm dünyada adından söz ettiren bir ülke konumuna geliyordu. Türk Hava Yolları’nın da ulaşımda öncü rol aldığı bu hareketle Türkiye tüm dünyaya açılırken İstanbul bir finans ve yatırım merkezi oluyordu. Sanat dünyasında o güne kadar görülmemiş bir etkinlik ve güç kazanan piyasa kendini yeni gelişen galeriler, koleksiyonerler ve sanat etkinlikleriyle ifade ediyordu.
CI, bu gelişmeyi izleyerek ve arkasındaki dinamiklerin bilincine vararak harekete geçen ve Türkiye’yi, İstanbul’u dünyayla sanat üzerinden buluşturan bir kurum olarak doğdu. Düzenlendiği her yıl çok sayıda yabancı galeriyi, yabancı koleksiyoneri İstanbul’a çekmeyi başardı. Uluslararası basının da dikkatini çekerek Türkiye’de üretilen sanatı dünyaya açtı. Dünyada üretilen sanatı Türkiye’ye taşıdı. 
CI fuarı bu yıl 13-17 Eylül arasında kurulacak. Bu yıl öncekilerden farklı yanları var fuarın. Çok sayıda yeni yabancı galeri katılıyor, ilk defa. Plug-in bölümünde Yeni Medya Sanatı sunulacak. CI Dialogues bölümünde çok önemli konular, çok önemli konuşmacılarla ele alınacak. Çok güçlü bir koleksiyoner grubu fuarı ziyaret edecek. Tabanlıoğlu Mimarlık, fuarın genel yapısını yeniden kurgulayacak.
CI’ın bir etkinliği olarak bu yıl ilk defa Şişli Belediyesi’yle birlikte Sanatçılar Parkı'nda çok önemli, evrensel sanatçıların yapıtlarından oluşan Beşinci Element isimli bir sergi düzenlenecek. Böylelikle fuar, toplumsal sorumluluğu doğrultusunda gerçekleştirdiği faaliyetlere bir yeni halka ekleyecek. 
Tüm bunların ötesinde eylül ayı İstanbul’da başka sanat etkinliklerine de sahne olacak.
Her şeyden önce eylül, yeni sanat sezonunun açılışıdır. İstanbul’da bulunan çok sayıda galeri bu yıl da fuar ve bienalin yanı sıra kendi mekânlarında çok önemli sergiler düzenleyecek. Galerilerin yoğunlaştığı bölgeler bu bakımdan ayrı bir hareketlilik yaşayacak. Kaldı ki, bienal, bir tek mekânda gerçekleşmeyecek. Birçok alana yayılacak. Bu da kente ayrı bir canlılık getirecek.
Akbank Sanat, Arter, Sabancı Müzesi gibi kurumlar sezona çok önemli sergilerle girecek. Sabancı Müzesi yaşayan sanatçılar arasında en önde gelenlerden biri olan Ai Weiwei'nin sergisini açacak. Akbank Sanat yine bir Yeni Medya sergisi düzenleyecek. Arter’de Canan sergisi gerçekleşecek. 
Bütün bunlar bize çok önemli iki gerçeği anımsatacak. Birincisi; sanat, dünyanın zaman zaman hırçınlaşan siyasetine ve gerilen ortamına rağmen kendi kendini üretiyor. Hatta sanat böylesi dönemlerde daha da önem kazanıyor. Bize yeni bir kapı açıyor ve soluklanma olanağı sunuyor. İkincisi; İstanbul, dünyanın en önemli metropollerinden biri. 8 bin yıllık tarihini güncel/çağdaş sanatla yepyeni bir düzleme taşıyor şimdi. Bu alanda da bir odak niteliği kazanıyor.
Eylül, bir şairimizin söyleyişiyle, "akıllı sonbahar"ın en zevkli, renkli ve coşkulu ayı olacak!

Bu Sayıdaki Diğer Makaleler

Skylife Arşivi