Dünya sinemasının en güçlü oyuncularından biri, Oscar ve Altın Küre ödüllü oyuncu ve yapımcı Nicole Kidman, Barbaros Tapan'a verdiği röportajda kariyerini üzerine kurduğu prensiplerini anlattı.

2017'de Lion ile hem Altın Küre'ye hem Oscar'a aday gösterildiniz. HBO'da yayınlanan, yapımcılığını üstlendiğiniz hem de oynadığınız dizi Big Little Lies ile Emmy adayları arasındasınız. Yine bu yıl The Beguiled ve Top of The Lake birbirinden farklı ve başarılı iki projeniz. Mayıs ayında Cannes Film Festivali'nin kraliçesiydiniz. Yıllar geçtikçe daha da yoğun çalışarak başarınıza başarı katıyorsunuz. Çocuk yaştan beri bu sektörün içinde olup her geçen gün başarınızı katlamanızın sırrı nedir?
Evet, çok ayrıcalıklı bir yerdeyim. Kariyerim boyunca işime hep saygı duydum, hep şükranla kucakladım. Bana verilen fırsatları kabul edeyim ya da etmeyeyim hep minnetle karşıladım; her zaman önce insanlık, önce dürüstlük diyerek hareketlerime yön verdim. Gerisi de zaten geldi.

Geriye dönüp baktığınızda genç Nicole'e tavsiyeleriniz neler olurdu?
Bu işe başladığımdan beri bana verilen fırsatlar için her zaman şükrettim, her zaman çok çalıştım, her zaman rolüme iyi hazırlandım, işimi her zaman coşku ile, tutku ile yaptım. Aslında geriye dönüp baktığımda kariyerimde hiçbir şeyi farklı yapmazdım ama gençken aşırı yoğun çalışıyordum, bir proje bitince sıradaki nedir diye düşünüyordum; belki biraz daha az çalışırdım.

Son projeniz Top of the Lake mayıs ayında Cannes Film Festivali'nde prömiyerini yaptı ve 4 yıl aradan sonra sizin de kasta katılmanızla televizyona geri döndü. Nasıl bir hikâye Top of the Lake?
Gizemli bir hikâye. Dedektif Robin Griffin hayatını yeniden kurmak için Sidney'e döner, Çinli bir kızın cinayete kurban gitmesiyle karanlık, derin ve sırlarla dolu bir hikâyenin içine girer. İzleyenlerin çok etkilendiği, gerçekten özel bir dizi…

Siz de TV'ye projeler yapan oyunculardansınız. Uzaktan kumanda hayatımızda en önemli araçlardan biri. Sizin evde durum nasıl?
TV'de o kadar iyi yapımlar var ki biz de ailece koltuğa sıralanıp battaniyelere sarınıp televizyon izlemeye bayılıyoruz. Oturma odamda orta büyüklükte bir TV var. Bizim evde uzaktan kumanda kızım Sunday ile eşim Keith'in (Urban) egemenliğinde. Bence doğru programları seçip TV izlemek hep birlikte vakit geçirip aile bağlarını güçlendirmek adına harika bir aktivite.

2017 Cannes Film Festivali'nde The Beguiled'daki yönetmeniniz Sophia Coppola en iyi yönetmen ödülünü kazandı. Festival tarihinde ikinci defa bir kadın en iyi yönetmen ödülüne layık görüldü. Nasıldı Coppola ile çalışmak?
Londra'da tiyatro yapıyordum. Sophia aradı ve buluşmak istedi. Oyundan sonra buluştuk. Senaryoyu verdi, benimle çalışmak istediğini söyledi; ben de onun vizyonunu ve hikâyeyi anlatış şeklini çok seven bir oyuncu olarak filminin bir parçası olmak istedim. Sophia sinema tarihinin en önemli yönetmenlerinden birinin (Francis Ford Coppola) kızı. Böylesine önemli bir babanın kızı olarak kendi tarzını ortaya koyması ve babasının kopyası olmaması benim için çok önemliydi. Cannes'daki başarısı da kadın yönetmenler için gurur verici bir başarıydı. 

Oyuncu olarak başaramadığınız hiçbir şey kalmadı; kısa bir süre önce Londra'da tiyatro da yaptınız. Bu denli yoğun sinema-TV projelerinden sonra tiyatro nasıl bir deneyimdi?
17 yıl sonra tiyatroya dönmek hem çok korkutucu hem de çok tatmin edici bir deneyim oldu. Sahneye çıkacağım ilk gün, nasıl böyle bir şeye kalkıştığımı aklımdan geçirmedim değil açıkçası. Tiyatro çok farklı bir şey; sahneye çıkıp izleyicilerin beklentilerini o anda karşılamak, haftada 8 oyun oynamak, sonrasında tiyatro eleştirilerini okumak beni çok endişelendiriyordu. Ama işi başarıyla bitirdikten sonra hissettiğim mutluluk ve tatmin bambaşkaydı.

Bu Sayıdaki Diğer Makaleler

Skylife Arşivi