ADI ARAPÇADAN GELEN, BATI'YA OSMANLI MUTFAK KÜLTÜRÜYLE GEÇEN ŞERBETLER YAZ AYLARINDA SERİN BİR MOLA İÇİN BİÇİLMİŞ KAFTAN. SARAY MUTFAĞINDAN GELEN HİKÂYEYİ İKİ TARİFLE TAÇLANDIRDIK.

Şekerli içeceklere ve tatlıların yapımında kullanılan şekerli sıvıya "şerbet" (İngilizce: sherbet) diyoruz. Şekerli içecekler meyveli, ballı, güllü, baharatlı  yapılabiliyor. Şerbet; içmek anlamı taşıyan, Arapça "şariba" kelimesinden geliyor. Yüzlerce çeşidi olan şerbet, modern içeceklerin keşfinden önce, özellikle Doğu medeniyetlerinde sıcak yaz mevsimlerinde ferahlatıcı olarak yüzlerce yıl içilmişti. Batı medeniyetlerine ise Osmanlı İmparatorluğu döneminde ulaştı.
Evliya Çelebi; Bitlis’te nar, kayısı ve raventle birlikte gelincik ve baldıran şerbetiyle de karşılaşmıştı büyük ihtimalle. Ayrıca seyahatnamesinde İstanbul'da 300 şerbetçi dükkânı ve 600 seyyar şerbetçi bulunduğundan da bahseder. Osmanlıların meyveli, çiçekli ve baharatlı şerbetleri yabancı gezginlerin dikkatini XVI. yüzyılda çekmeye başladı. Fransız botanikçi Pierre Belon, 1546-1551 yılları arasında Osmanlı topraklarını gezdikten sonra yazdığı kitabında şerbeti anlatmış ve incir, erik, armut, şeftali, kayısı, üzüm veya balla hazırlandığını, yazın buz veya karla içildiğini anlatır.
İngiliz gezgin Moryson, Türklerin birçok meyve yetiştirdiklerini ve yediklerini, sıcak havalarda bunların bazısıyla sağlığa da son derece faydalı soğuk şerbet yaptıklarını söyler. Günümüzde Batı medeniyetlerinde "şerbet" olarak bilinen içecek veya toz tatlı ile "sorbet" olarak bilinen "şekerli buz", şerbetin türevleridir.
Yakın bir geçmişe kadar nişan törenlerinde şerbet sunumu için ayaklı özel taslar bulundurulur, varlıklı ailelerin evlerinde bu taslar gümüş olurdu. Günümüzde bazı yörelerde çiftlere söz kesildiğinde şerbet içilir, bunun için ayrı bir merasim bile yapılır. Bu törenlerde sohbetlere, geleneksel olarak “Şerbetleri ez getir, sofralara tez getir.” diye başlanır. Bazı yörelerimizde de nişanın ertesi günü kız tarafı haberci çıkararak ailenin yakınlarını ve hatırlı komşularını şerbet içmeye davet eder. Hâlen birçok yöremizde nikâh töreni veya sünnet sonrası şerbet ikram etme geleneği yaşatılıyor.

Gülbeşeker Şerbeti    
4 kişilik
½ kg gül yaprağı / 1,5 su bardağı su (kaynatmak için) / 1,75 kg toz şeker
Gülbeşeker veya şerbeti Osmanlı padişahlarına balık yemeklerinden sonra mutlaka ikram edilirdi. Hazırlamak için gül yapraklarının büyüklerini ayırın ve beyaz kısımlarını makasla kesin. Uçları ve küçük yaprakları su ile birlikte bir tencereye koyup bir taşım kaynatın. Suyu süzgeçten geçirin ve yaprakların suyunu iyice sıkın, posasını atın. Gül suyunu toz şekerle birlikte, şeker eriyene kadar karıştırın.  Ayırdığınız büyük yaprakları içine atın. Koyulaşana kadar karıştırarak kaynatın. Soğuyunca kavanozlara doldurun. Hava almayacak şekilde ağızlarını kapatıp serince bir yerde saklayın. Her bir kâse gülbeşekere 1 lt buzlu su ilave edip şerbet olarak ikram edebilirsiniz. 

Demirhindi Şerbeti  
5 kişilik
200 gr demirhindi / 2 litre su / 2 adet karanfil / ¼ adet muskat  / 1 adet çubuk tarçın / 1 su bardağı toz şeker / 1 yemek kaşığı bal / 2-3 dal adaçayı / 1 tutam ıhlamur / 1 baş zencefil
Demirhindilerin kabuklarını ayıklayıp bir  gece suda bekletin. Ertesi gün üzerine karanfil, çubuk tarçın, ıhlamur, muskat, adaçayı, bal, zencefil ve toz şeker ekleyerek 1,5 saat kaynatın. Kaynattığınız şerbeti ocaktan alın ve soğumaya bırakın.  Soğuyan şerbeti süzün,  dilerseniz buz ekleyerek servis edin.

Bu Sayıdaki Diğer Makaleler

Skylife Arşivi