ASYALI VE AVRUPALI, KALABALIK VE SESSİZ, TARİHΔ VE MODERN PHUKET KENDİNE EŞSİZ VE ÇEKİCİ BİR DENGE KURMUŞ. DÖRT YIL BANGKOK’TA YAŞAMIŞ BİRİ OLARAK ÜLKENİN GÜNEYİNDEKİ BU TROPİK ADA BENİM VAHAM GİBİYDİ, ŞEHRİN YORGUNLUĞUNU ALIP GÖTÜRDÜ. AYNI HİSSİ HER YIL MİLYONLARCA TURİST DE YAŞIYOR.

Bazı tatil destinasyonları sizi etkisi altına almak için biraz zamana ihtiyaç duyar, ilk bakışta çarpıcı bir güzelliği yoktur. Fakat Phuket bunlardan biri değil. Kalbinizde, daha uçağın tekerlekleri Phuket Uluslararası Havalimanı’ndaki piste değmeden bir yer etmeye başlar. İniş sırasında pencereden baktığınızda bu Tay adasının doğal zenginliğinin en güzel rüyalardan manzaralarla önünüzde serildiğini görürsünüz.
Egzotik yaban hayatına ev sahipliği yapan sık ormanlarla örtülü tepeler araya serpiştirilmiş mükemmel beyaz kum plajlarıyla, yemyeşil arazinin ve zümrüt yeşili Andaman Denizi’nin kavuştuğu kıyıya doğru alçalıyor. Bu göz alıcı tropik manzara Tayland’ın dünyanın turizm devlerinden birine dönüşmesinde en büyük etken. 2016’da bu Güneydoğu Asya ülkesi yaklaşık 33 milyon turist tarafından ziyaret edilmiş. Tay ekonomisi için büyük önem taşıyan turizm, Phuket’in ta kendisi.
Tayland’ın en büyük adası turiste bel bağlıyor ve ada sakinleri de bu gerçeğin son derece farkında. Olur da Phuket’in doğal güzelliği ziyaretçileri etkilemezse diye bu boşluğu doldurmaya gayret ediyorlar. Dünyanın en sıcakkanlı, etkili misafirperver karşılamalarından birine sahipler. Tayland “Gülüşler Ülkesi” olarak biliniyor ve ben bu haklı şöhrete bizzat tanıklık ettim.
Bindiğim taksinin şoförü Tee, havalimanından beni karşılarken yüzündeki kocaman gülüşüyle Tayland’ın turizm kampanyasının simgesi olacak sıcaklıkta biri. Kısa süre sonra bunun bir maske olmadığını ve karşımdaki bu orta yaşlı, sırım gibi adamın gerçekten de neşeli biri olduğunu fark ediyorum. “Yaşadığım yere baksana, nasıl mutlu olmayayım!” diyor. Eşimin Taycası benden çok daha iyi olduğu için bize tercümanlık yapıyor. “İnsanlar Phuket’e güzel vakit geçirmeye geliyor. Yalnızca turistler değil, ada sakinleri de güzel vakit geçirmek istiyor ve bunu adanın her yerinde bulabilirler.”
Tee, Tay turizm endüstrisinin harika bir sembolü. Tayland turistleri kendine çekip düzenli müşterilere nasıl dönüştürüyorsa Tee’nin misafirperverliği de beni kazanıyor. Kartvizitini istiyor, seyahatim boyunca adayı gezmek için kendisini arıyorum. Sınırlı bir toplu taşıma sistemine sahip olan ve adalıların genellikle kendi motosikletlerini kullandığı Phuket’i keşfetmenin en iyi yolu Tee gibi arkadaş canlısı bir şoförle tanışmak. Beni havalimanından alıp Phuket’in en hareketli bölgesi olan Patong’daki otelime bırakıyor.
Pazarlar, restoranlar, alışveriş merkezleri ve sayısız otelin-tesisin bulunduğu yüksek tempolu Patong’un en büyük kozu Bangkok’un en büyük değerini yansıtıyor: Tay ve Batı dünyası arasında kurulu hoş bir denge. İster Patong’da ister Bangkok’ta olun, her iki yer de size egzotik bir deneyim vadediyor. Parıltılı bir Budist tapınağının yanında kalabalık bir pazara girebilir, birkaç dakikalık bir yürüyüşle ulaşacağınız beş yıldızlı bir otelin göz kamaştırıcı restoranında öğle yemeğinde biftek yiyebilirsiniz.
Birçok yabancı turisti buraya çeken de Phuket’in egzotik ile tanıdık olanı harmanlayarak eriştiği bu sentez. Bu güzel denge her beğeniye hitap eden yemekleriyle yerel mutfağa da yansımış. Dünyanın dört bir yanından sayısız lezzet, ziyaretçilerin beğenisine en pahalısından en uygun fiyatlısına geniş bir yelpazede sunuluyor. Ama hafızanızda en kalıcı yeri kazanacak olan tabii ki Tay mutfağı.
Phuket’in bayındır bölgelerinin herhangi birinde her köşe başında baharatlı ve enfes Tay yemeklerine rastlayabilirsiniz. Hemen her sokağa dizili seyyar satıcılardan yalnızca 50 baht’a (5 TL) pad thai (kızarmış erişte), kaho pad (kızarmış pirinç) ve som tam (papaya salatası) gibi taptaze yemekler tadabilirsiniz. Dilerseniz kesenin ağzını biraz daha açıp Phuket’teki sayısız deniz ürünü restoranından birine gidip kendinize taze yengeç, balık ve jumbo karides ısmarlayabilirsiniz.
Deniz ürünleriyle ünlü Phuket’teki yerel balıkçılık endüstrisi Singapur, Malezya ve Myanmar gibi komşu ülkelere çeşitli ürünler ihraç ediyor. Bu balıkçılık endüstrisinin geleneksel bir yönünün de olduğunu fark ediyorum. Büyük bir çoğunluğu erkek olan balıkçılar sahil boyunca taşıdıkları devasa ağları sığ okyanusun sığ sularına salıp uzun kuyruklu ahşap teknelerine biniyorlar. Taycada rua hang yao olarak bilinen bu rengârenk tekneler için Tayland’ın tarihî ulaşım aracı demek yanlış olmaz. Özellikle balıkçıların yoğun olduğu güney bölgelerde sıkça kullanılan bu tekneler turistleri geziye ya da dalış turlarına çıkarmada kullanılıyor. Yaklaşık 100 TL gibi bir ücretle kaptanlı bir tekne kiralayıp Andaman’a açılabilir, güzel resiflerde dalış molası verebilir, korunaklı lagünlerde yüzebilir ya da kimsenin yaşamadığı adalarda piknik yapabilirsiniz.
Uzun kuyruklu teknelerin kullanımı, balıkçılık gibi geleneksel endüstrilerin turizmin kapısını zamanla nasıl araladığının bir göstergesi. Yalnızca 30-40 yıl önce kalay madenciliği ve balıkçılık adanın en büyük iki sanayi koluydu. Balıkçılık imkânları Portekizli ve Çinli göçmenlerin adaya yerleşmesine olanak sağladı; bugün Phuket nüfusunun neredeyse yarısı Çin soyundan geliyor. 
Bu iki yabancı halkın etkisi adanın başkenti Phuket Town’da daha da iyi hissediliyor. Eski Şehir bölgesindeki göz alıcı Sino-Portekiz mimari örnekleri adanın geçmişine göz kırpıyor. Somon pembesinden limon sarısına parlak renklerle boyalı bu iyi korunmuş binalarda eskiden Phuket’in gelişmiş kalay sanayiinde çalışan işçiler ve iş adamları yaşıyordu. Şimdiyse özenle yenilenerek müzeye, kafeye, restorana; Tay heykellerinin, resimlerinin ve ahşap işlerinin sergilendiği sanat galerilerine dönüştürüldüler.
Zengin tarihi, sanata eğilimi ve zarif hayat ritmiyle Phuket Town, hareketli Patong’la hoş bir zıtlık oluşturuyor. Günlük hayattan uzaklaşmak isteyenleriyse bu iki şehrin ötesinde, Phuket’in sonsuzluğa uzanan plajlarının incecik kumları bekliyor. Phuket’in en cazip özelliklerinden biri de her yıl milyonlarca ziyaretçiyi ağırlamasına rağmen kalabalıktan uzak birçok güzel yeri barındırması. Çoğu turist adanın güneybatısında yer alan Patong'dan pek uzaklaşmasa da güneybatıdaki Ao Yon Plajı ya da kuzeybatıdaki upuzun Mai Khao Plajı gibi sessiz ve sakin birçok lokasyon da var.
Bu plajlarda birkaç büyük otel ve restoran dışında pek fazla yapı bulunmuyor. Su sporları ve macera etkinliklerinin sıklıkla düzenlendiği Patong’un aksine bu ıssız plajlarda kendi eğlence dünyanızı kurabilirsiniz. Bir palmiye ağacının gölgesinde öğleden sonra şekerlemesi, iyi bir kitapla hamak sefası ya da ılık okyanusta aheste bir yüzme gibi basit aktivitelerle ruhunuzu stresten arındırabilirsiniz. Kumda rahatlama ve yenilenme dolu bir günün ardından Phuket’teki yaşamın daha hareketli bir yüzünü deneyimlemek için kabare gösterilerinden Tay dansı performanslarına birçok eğlence alternatifinin bulunduğu Patong’a geri dönebilirsiniz.
Ben de bir önceki gece saatlerce dans etmekten bitap düşmüş ayaklarımı rahatlatmak için Phuket’in en ünlü spa’larından biri olan Siladon’a gidiyorum. Burada misafirler kendi ülkelerinde ödeyecekleri ücretin çok daha azı karşılığında rahatlayabiliyor. Yalnızca 1.900 baht (yaklaşık 200 TL) tutan iki saatlik ayak masajı ve aroma yağı masajının ardından tepe manzaralı lobide oturup güneşle boyalı Patong Körfezi’ne bakıyorum. Tesisin çalışanlarına Phuketlileri kıskandığımı söylüyorum. Siladon’un müdürü Hutsaya Paramee gülüp başka herhangi bir yerde yaşamayı düşünemediğini söylüyor ve ada sakinlerinin çoğunun da aynı düşünceye sahip olduğunu belirtiyor. “Phuket’in kozmopolit dokusunu çok seviyorum. Burada her şey var; hiçbir eksik yok. Muhtemelen, insanların burada birkaç gün geçirmek için dünyanın dört bir yanından gelmesinin nedeni de bu.”
Çinli ve Portekizli göçmenlerden bugüne, Phuket, yabancılara hep cazip gelse de "dış" kültürün egemen olmasına izin vermemiş. Sayısız ziyaretçi adanın gelişimine katkıda bulunmuş olsa da Phuket kendine ait bir kimlik, cazibe ve yaşam tarzı oluşturmayı başarmış.

Bu Sayıdaki Diğer Makaleler

Skylife Arşivi