Sıcaklığın yaz aylarında 45 dereceye çıktığı, kışın ise eksi 40’lara kadar indiği bir iklim düşünün. Uçsuz bucaksız kumdan tepeler, kavurucu güneş ya da donduran soğuk, kıt su kaynakları, bir damla yağmurun düşmediği kurak aylar… Dünyanın en zorlu iklimlerinden birine sahip olan Gobi Çölü’nde böylesi bir ortamda yaşıyor deve ve keçi çobanları. Güney Moğolistan ile Çin arasındaki çöl, zorlu iklimine rağmen iki önemli imkân sunuyor yerel halka. Biri, dünyanın en iyi kaşmirini sağlayan keçiler. Diğeri ise bölgeye özgü iki hörgüçlü develer. 

Güney Moğolistan'daki köylüler ger adlı geleneksel çadırlarında yaşayıp keçi, koyun ve deve çobanlığı yaparak göçebe bir hayat sürüyor. Yaz gelince kısa otluklara ve su kaynaklarına yakın yerlere göç başlıyor. Develer, keçiler ve koyunlarla bazen günlerce yol alıyorlar. Ancak çobanlar adına işin en zor yanı, sürü için kuyulardan su çekmek. Her bir deve günde en az 50 litre suya ihtiyaç duyuyor. Küçükbaş hayvanlarla birlikte her gün kuyudan 2 bin litreden fazla su çekilmesi gerekiyor.

Ancak sürü ne kadar büyük olursa olsun çobanlar hayvanların her biriyle özel bir bağ kurmaya çabalıyor. “Onlar mutlu değilse biz de mutlu olamayız.” diyen çobanlar, hastalanan ya da mutsuz görünen devesi için en yakın yerden bir müzisyen getirip iyileşinceye kadar ona müzik çaldırıyorlar. Belgesele de konu olan bu müzik ritüeli, çobanların hayvanlarına olan sevgilerinin en güzel göstergesi. 

Yüksekliği 800 metreyi bulan kum tepelerinin, yıldızları elinizle tek tek sayabileceğiniz berrak gökyüzünün, vahşi doğanın, milyonlarca yıllık dinozor fosillerinin ve şakası olmayan bir iklimin hüküm sürdüğü çölde çobanlar ve sürüleri göçebe hayatlarını sürdürmeye kararlı.

Bu Sayıdaki Diğer Makaleler

Skylife Arşivi