JAPONYA’DA TEKNOLOJİ, YENİ BİR ŞEYLER ORTAYA KOYMANIN YANI SIRA GELENEKSEL ZANAATLARI RESTORE ETMEK VE CANLANDIRMAK İÇİN DE KULLANILIYOR.

Silikon Vadisi’nin Japonya’nın teknolojideki liderliğine darbe indirdiğini düşünüyor olabilirsiniz ama Tokyo’daki şirketler ve startuplar bunun aksini iddia ediyor. Aslına bakarsanız, Thomsan Reuters tarafından hazırlanan “En İyi 100 Küresel İnovatör 2014” listesinde Japonya, önceki yılki sayıya eklediği 11 yeni şirketle birlikte sayıyı 39 şirkete çıkararak başı çekti. Listede yer alan şirketlerin çoğu teknoloji ve üretim şirketleriydi.

2012’de, Tokyo Borsası’nın “Mothers Section” olarak anılan, yüksek büyüme ve gelişme gösteren hisselerinin işlem gördüğü piyasasında toplam 44 şirket halka açıldı. Bunların 30’u teknoloji sektöründendi ve bu halka arzlar sayesinde pek çoğu, 200 milyon ila 1 milyar yen arasında değişen gelirler elde ettiler. Reklam teknolojileri alanında iş yapan FreakOut, çevrimiçi lisan öğrenme platformu Rare Job ve yine reklam teknolojileri ve medya sektöründe olan Voyage Group bu şirketlerden bazıları.

Japonya’nın Wall Street Journal’ı kabul edilen Nikkei gazetesine göre, özel girişim şirketleri tarafından verilen fonların toplam değeri 100 milyar yenin üzerine çıktı. Geçen yılın sonuna doğru, oyun alanında bir Japon devi olan DeNA oldukça ilginç bir çifte satın almaya imza atarak, haber küratörlüğü yapan Iemo ve Peroli isimli iki medya şirketini 5 milyar yene aldı. Mobil cihazlar satan KDDI, rivayete göre 4 milyar yen karşılığında, bir lifestyle soru-cevap platformu olan Nanapi’yi satın aldı. Bunca paranın ortada dolaştığını gördükten sonra, Japonya’da bir teknoloji ekosistemi olmadığını düşünmek mümkün değil.

KARMAŞAYI ÜRÜNE ÇEVİRMEK
Japonya’nın ilgi çekici onca şehri bir yana, Tokyo ülkenin kalbi ve ekonominin lokomotifi. 46 saniyede üç bin insan... İşte, Tokyo’nun meşhur Shibuya bölgesindeki büyük kavşakta yeşil ışık yandığında karşıdan karşıya geçen insan sayısı bu. Türkçeye “Karmaşa Kavşağı” olarak çevrilebilecek yer, isminin hakkını veriyor. Ginza, Otemachi ve Roppongi gibi diğer bölgelere ek olarak, bölgeye her gün trenle gelen 2,4 milyon insanla Shibuya, oldukça büyük bir iş merkezi. Özellikle de genç startupların da aralarında bulunduğu pek çok teknoloji şirketine ev sahipliği yapıyor.

Bu startuplar çok çeşitli olsa da, son zamanlarda ağırlıklı olarak donanım üzerine çalışıyorlar. İmalat, her zaman Japonya’nın en güçlü olduğu alanlardan biri olmuştur ama bu alan yoğun bir iş sermayesi gerektiriyor. Fakat artık kitlesel finansman platformları ve üç boyutlu yazıcılar gibi yeni teknolojiler sayesinde, genç startuplar da piyasada yerini almaya başladı.

Bunlardan biri, Handiii isimli protez eli üreten Exiii. Bu startup, elektrik merkezi olarak anılan Akihabara’da bulunan DMM.make Akiba adındaki kuluçka merkezinin sakinlerinden. İnsan uzuvlarına benzeyen gerçekçi protez eller geliştirmektense, robot görünümünde protezler tasarlıyor ve ürüne dahili telefon ya da GPS sistemi gibi gerçek ellerde bulunmayan özellikler ekliyorlar. Her ne kadar hâlâ prototip aşamasında olsa da piyasaya çıktığında, fiyatı 1 milyon yeni aşan geleneksel protez ellere kıyasla çok daha ucuz olacak.

Teknolojinin bütün hedefi yeni bir şeyler ortaya koymak. Japonya’da bu, geleneksel zanaatları restore etmek ve canlandırmak için de kullanılıyor. Factelier ve Trinus isimli startup’ların kuruluşunun ardında da bu fikir var. Factelier bir giyim markası ve kaliteli “Japon Malı” giysiler sunan bir e-ticaret sitesi. Şirket yakın zamanda lüks alışveriş bölgesi Ginsa’da küçük bir mağaza açtı. İş modelleri, aracıları devreden çıkarıp doğrudan geleneksel Japon fabrikalarıyla ortaklık kurmaya dayandığı için, bu kaliteli giysileri mağazalardakilerin üçte biri fiyatına satın almak mümkün. İlk iş ortaklarından biri olan Kumamoto merkezli şirketin dünya çapında 70’in üzerinde markayla çalıştığını eklemeden geçmeyelim.

2014 Kasım ayının ortasında piyasaya giren Trinus ise Japon’yanın dört bir yanındaki küçük ve orta ölçekli niş teknolojileri keşfedip serbest tasarımcılarla birlikte fikirler geliştiriyor ve bu fikirleri ticari ürünlere dönüştürürken kitlesel fonlamasından faydalanıyor. Şu anda üzerine çalıştıkları magnezyum alaşımlı borular için iki ay içinde 70’i aşkın tasarımcıdan teklif aldılar. Bunlar arasında harika biçimlendirilmiş bir çiçek vazosu ve içinde kullanılan dolgu malzemesinin çelik borucuklar olması dışında herhangi bir farkı bulunmayan bir armut koltuk vardı. Mevcut niş teknolojileri modern tasarımla harmanlayan Trinus’un amacı, eşi görülmemiş inovatif ürünleri dünyaya sunmak.

Adobe’nin 2012 yılının Nisan ayında gerçekleştirdiği “State of Create Study” Japonya’nın dünyanın en üretken ülkelerinden biri olduğunu gösteriyor. Bu üretkenlik, bazen saçma ve bazen kullanışlı yollarla çıkmış olsa da ülkenin sahip olduğu kültürden ve düşünce sisteminden besleniyor. Scentee, aroma yayan akıllı telefon cihazı Bolloon’u bu şekilde geliştirdi. Çalışmasını tetikleyen akıllı telefon uygulaması sayesinde cihaz, kullanıcının seçtiği aromayı, yine onun belirlediği anlarda dışarıya salıyor. Çalışmaya ara vermenizi hatırlatan bir koku olduğunu düşünün. Lavanta, biberiye ve kahve aromasına ek olarak, Japon barbekü sosu “yaki-niku”yu da Amazon üzerinden satın alabilirsiniz.

ROBOT GİYSİLER
Hazır Amazon.jp’yi ziyaret etmişken, milyon dolarlık robot giysisine de göz atabilirsiniz. Şaka yapmıyorum! Kuratas adını taşıyan ve insanlar tarafından giyilebilen bu meka-robotu 2012’de piyasaya ilk süren, Japon üretici Suidobashi Heavy Industry olmuştu. Bu giysi, All You Need is Kill isimli Japon çizgi roman uyarlaması Edge of Tomorrow’dan fırlamış gibi görünüyor. Sakın sadece çizgi roman tutkunlarına yönelik bir ürün olduğunu düşünüp yabana atmayın! Çünkü şirket, ayda 30 robot giysi üretebilecek bir fabrika hazırlamaya başladı bile.

Diğer yanda, üretkenliğinizi ortaya çıkarabilecek startuplar da var. AgIC, Tokyo Üniversitesi mezunu gençler tarafından kurulmuş, devre kartı basan bir startup. AgIC’in, Mitsubishi Paper Mills isimli şirketin nanoparçacıklı mürekkebi kullanılarak üretilen Circuit Marker (devre kalemi) ve Erasable Circuit Marker (silinebilir devre kalemi) isimli ürünleri, devre kartı şemalarını hem çizmenize hem de silmenize olanak sağlıyor. Artık elektrik devreleri oluşturabilmek için tecrübeli bir mühendis olmanıza gerek yok. Elektrik devresi dünyası, artık elinde bu kalemi tutan herkese açık. Küçücük çocuklara bile!

Üretken bir çevrede olmak, üretkenliğinizi pekiştirir. Bunun için beysbol sahalarından dünya mirası kabul edilen Kayabuki evine ve hatta Japon tapınaklarına kadar her türlü yeri kiralayabileceğiniz bir platform sunan SpaceMarket’ı ziyaret edebilirsiniz. Platform, kreatif bir alana ihtiyaç duyan insanları, kiralanmaya müsait boş yerleri olan insanlarla buluşturuyor.
Tüm bunların yanında, 2016 yılına gelindiğinde Japonya’daki akıllı telefon penetrasyonunun yüzde 70’i aşması bekleniyor. En azından, Tokyo’nun kalabalık trenlerinde insanlar kafalarını telefonlarından ya da tabletlerinden kaldıramıyor. Alışveriş uygulaması Mercari, özel mesajlaşma servisi Line, yemek sipariş platformu Bento.jp, muhasebe kayıtları tutmaya yarayan MoneyTree ve zihinsel egzersizler sunan BrainWars gibi örnekler ve daha fazlasıyla, mobil uygulama pazarı büyüyor.

Ortaya konan ürün ister bir mobil uygulama, ister bir internet platformu, ister bir donanım olsun, anbean değişen metropol Tokyo ve iş dünyası gelişmeye devam ediyor. Bilinmeye duyulan tutku, insanların karanlık alanlara adım atmasına ve dünyayı daha iyi bir yer haline getirmeye çalışmasına önayak oluyor.

Tokyo’da Bir Gezinti
Tokyo, insanların bilinmeyen karşısındaki korkusunu yenmesi gerektiği ve yenebileceği, gönlünce dolaşabileceği (güvenli) bir şehir. Küçük mağazalardan antik mabetlere ve şehre özgü yemeklerin yer aldığı restoranlara dek pek çok cezbedici turistik yerle karşılaşacaksınız.

Nerede yemeli?
Gastronomi dünyasının zirvesine oturan Tokyo, üç Michelin yıldızına sahip 13 restoranıyla gurur duyuyor. Jetlag’ı avantaja çevirin ve 400’den fazla restoranın yer aldığı Tsukiji balık pazarına gelerek güne erkenden başlayın.

Nereyi görmeli?
Etkileyici Omotesando semtinin sonlarına geldiğinizde Nezu müzesini göreceksiniz. 1941 yılında kapılarını açan müzede, 7 binden fazla - Japon ve Asyalı, modern dönem öncesi - sanat eseri bulunuyor. Müzenin mimar Kuma Kengo’nun tasarladığı binası ise şaşırtıcı derecede modern. İçindeki Japon bahçesi bile ziyaret edilmeyi başlı başına hak ediyor.

KAHVE İÇİN: Omotesando’dan çıkıp yol üstündeki kahve dükkanlarına uğrayarak Meiji tapınağına gitmek mümkün. Yol üzerindeki Cat Sokağı’nda, sokak modasının kalbi olan The Roastery’nin lezzetli kahvelerini tatmak da hoşunuza gidebilir.

Bu Sayıdaki Diğer Makaleler

Skylife Arşivi