Caz müzikle her ne kadar 1920’lerde tanışmış olsak da Türkiye’de caz, 1950’lerden sonra ilerleme gösterdi. O zamandan bu zamana caza emek veren isimlere yakından bakmayı denedik.

Caz müziği Türkiye’ye ABD’den değil Avrupa’dan geldi. 1920’lerde klasik keman eğitimi almış bir vatandaşımız, Leon Avigdor, Paris’te dinlediği caz müziğinden çok etkilendi ve yurda döner dönmez alto saksafon öğrenmeye başladı. Kolya Yakovlev adlı bir beyaz Rus piyanist, bir davulcu ve banjo çalan bir iş adamıyla İstanbul’un ilk caz topluluğu ‘Ronalds’ dörtlüsünü kurdu. 

Almanya’da orkestra şefliği eğitimi alan Gido Kornfilt 1938’de on kişilik bir orkestra kurdu. Orkestranın davulcusu Şadan Çaylıgil’di. Aynı orkestranın tromboncularından Arto Haçaturyan da kardeşi Dikran ile ‘Swing Amatör’ adlı bir topluluk oluşturdu. 1944’e kadar Benny Goodman tarzı müzik yaparak cazı o dönemin gençliğine sevdirdiler. Bu arada Kadıköy Halkevi’nde Hulki Saner adlı gencecik bir film yapımcısı ve klarnetçi, ilk Türk Büyük Orkestrası’nı kurmayı başarmıştı. Bir başka önemli klarnetçi de Mehmet Akter’di... Kadıköy Halkevi’nde çalan toplulukların en ilginci, üç armonikacının solist olarak yer aldığı Necdet Alpün Orkestrası’ydı. 

CAZDA ATILIM YILLARI
Türkiye’de caz, 1950’lerden sonra ilerleme gösterdi. 1949 yılından başlayarak İstanbul Radyosu’nda Erdem Buri’nin hazırladığı programlar; caz eleştirmeni, yazar, müzisyen Cüneyt Sermet’in plak dinletileri ve açıklamalı caz tarihi programları, yine Sermet’in büyük emeğinin geçtiği İsmet Sıral Orkestrası’nın emisyon ve konserleri, Sermet’in caz sevgisini aşıladığı Arif Mardin’in ilk çalışmaları, ayrıca piyanist Nejat Cendeli ile Sevinç – Sevim Tevs kardeşlerin radyo emisyonları, İstanbul Radyosu’ndaki İlham Gencer Topluluğu eşliğindeki Ayten Alpman ve Rüçhan Çamay’ın emisyonları bu dönemde yoğun bir biçimde caz müziğini sevdiren çabalardı. 

İstanbul’da ilk caz kulübünü armonika ustası Hasan Kocamaz, ‘306’ adıyla Bebek’te açtı. İlk caz dergisi, Duygu Sağıroğlu tarafından 1960’ta çıkarıldı. Davulcu Erol Pekcan şefliğinde piyanist Atilla Garai, basçı Selçuk Sun ve kornocu Melih Gürel’den kurulu topluluğun 1 Şubat 1958’de Ankara’da Türk - Amerikan Derneği’nin bodrum katında verdiği konser tarihe geçti. 1940’lardan günümüze gelen en önemli cazcılarımızdan biri de multi-ensrümantalist Süheyl Denizci’ydi. Denizci TRT Hafif Müzik ve Caz Orkestrası’nı kuruluşundan (1983) emekli olduğu 1997 yılına kadar yönetti. 

1997’de şeflik bagetini Berklee çıkışlı gitarcı Neşet Ruacan aldı. Denizci’nin kuşağından trompetçi Muvaffak Falay (Avrupa’da Maffy diye biliniyor) İsveç’te ünlü oldu. 1960’larda Kurt Edelhagen ve Clarke-Boland Big Band’de çalan sanatçı, daha sonra kendi topluluğunu kurmuştu. Çalışmalarını halen İsveç’te ve Türkiye’de sürdürüyor. 

Türkiye’de 1970’lerden sonra, bir bölümü okullu, genç bir kuşak yetişmeye başladı. 1980’lerde onlar orta kuşak deneyimini kazanırken; arkalarından Berklee ve Juilliard müzik okullarıyla Bilkent ve Bilgi Üniversiteleri’nin caz bölümlerinde yetişen daha genç bir kuşak ortaya çıktı. 

CAZIN FESTİVAL HÂLİ
Ülkede cazın sevilmesindeki önemli etkenlerden biri; TRT’nin önce il radyoları, ardından Radyo 3’teki açıklamalı caz programları ve konser yayınlarıdır. 1970’lerden itibaren özel kurumların ve vakıfların düzenlediği konser ve festivaller; ülkemize dünya çapındaki caz ustalarının gelmesini, bu ustaların Türk müzisyenlerle buluşmasını sağladı.

Bu yıl 17.’si gerçekleşecek ‘Uluslararası İstanbul Caz Festivali’, 1974’te ‘İstanbul Müzik Festivali’ndeki ilk caz konserinin (Woody Herman) ilgi görmesinin, bunun üzerine her yıl caz konseri sayısının artmasının ve giderek bağımsız bir festivale duyulan ihtiyacın sonucudur. Görgün Taner’in yönetiminde başlayan festival, 2005’te Pelin Opçin’in başkanlığında yola devam etti. 

Bu yılki ‘Yaşam Boyu Başarı Ödülü’nün bana verilmesi ise benim için harika ve bir o kadar da sürpriz oldu. Çünkü 2005’ten bu yana bu ödülü alan Ahmet Ertegün, Arif Mardin, Süheyl Denizci, Tuna Ötenel, Ayten Alpman, Rüçhan Çamay, Selçuk Sun, Maffy Falay, Cüneyt Sermet ve İlhan Kemal Mimaroğlu gibi caz tarihinin kahramanlarının yanında anılmaktan daha büyük bir onur düşünemiyorum. 1 Temmuz’da Esma Sultan’daki açılış gecesinde ödülü alırken işte bu ustalarımızı anımsıyor olacağım.

YAŞAYAN TARİH
Festivaldeki bütün etkinlikler izlemeye değer. Ancak benim caz severlere birkaç önerim olacak; öncelikle, 15 Temmuz Perşembe gecesi çok önemli… Şakir Eczacıbaşı anısına ilk kez İstanbul’da sahneye çıkacak olan Tony Bennett’i mutlaka dinleyin. 15 Grammy ödüllü sanatçı yaşayan bir tarih. Ustanın harika bir akustiğe sahip sesini yakından duyabilmek her şeye değer...Birçok kez geldi; komşu kapısı yaptı adeta...

DOĞAÇLAMA YAĞMURU
Modern İtalyan cazı denince hemen akla gelen iki isim: Piyanist Stefano Bollani ile trompetçi Enrico Rava… Daha önce sanatçıları değişik ortamlar ve formatlarda dinlemiştim. 9 Temmuz’da Aya İrini’nin atmosferinde verecekleri konser festivalin en merak ettiğim etkinliği... İtalyan duyarlılığıyla modern cazı birleştiren sanatçıların ruhumuzu yoğun doğaçlamalarla yıkayacağına kuşku yok.

Bu Sayıdaki Diğer Makaleler

Skylife Arşivi